TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Çetin Ağabey, yazmak istiyor musun?..

İçimden Çetin Ağabeyi aramak geldi.. "Bugünlerde yazı yazmak geliyor mu içinden" diye.. Yani, sabah kalkınca gazete okumak gelmiyor içimden..Nerde kaldı yazmak?.. Nasıl günler yaşıyoruz?..
44 ölü!.. Bu nasıl bir baskın, bu nasıl bir katliamdır.. Sivillere, kadınlara, bebeklere hangi terör örgütü saldırır, niyeti kendini bitirmek, intihar etmek değilse..
Peki ne o zaman bu çılgınlığın sebebi?..
Aklıma geldi, acı acı güldüm.. "Şimdi bunu da Ergenekon'a bağlarlar" diye.. O hale geldik ya.. Haberden önce, infaz geliyor.. Ortada bırakın yargı kararını, daha en ufak ip ucu, en küçük belge yokken kesip atıyor ya, bizim Ergenekon Uzmanları.. Damgayı anında vuruyorlar ya.. "Ergenekon işi" diye..
Vallahi de vurdular, billahi de vurdular.. Gazete ertesi gün bu yorumla çıktığına göre, kararı gece saat onda falan verdiler.. Tüfekler patladıktan 1.5 saat sonra.. Bölgeye daha devlet ulaşamamışken..
Yaratılan havaya bakar mısınız?.
Korku ve dehşet..
Bu ülkede 70 milyon insan var. On kişiden birinde telefon olsa, 7 milyon.. 70 bini devamlı dinleniyor.. 100 kişiden biri.. Cep telefonu ilkokul çocuklarında bile var. Onları da çıkarsanız, büyük olasılıkla bu satırları okuyan siz de dinleniyor olabilirsiniz.. Dördüncü güç, medya olarak bununla savaşacağımıza, tam tersine yangına körükle gidiyoruz.. "Daha çok dinle.. Daha çok baskın yap, daha çok tutukla.. Kimsenin kimseye, kimsenin kendine güveni kalmasın.."
O zaman mı başlıyorlar bu çılgınlıklar?..
Açıyorsunuz gazeteyi 10 kişi intihar etmiş, ayni günde.. Ölümü çare bulmak ne demek?.. Bu nasıl bir umutsuzluktur?.
Açıyorsunuz gazeteyi.. Kavga, dövüş..
Meksika gribi için hava alanında önlem almışlar. Gelen yolcular termal kameradan geçecek.. Gelen yolcular, "Kameraya" diyen görevlilere saldırıyor..
Açıyorsunuz gazeteyi..
Beşiktaş seyircisi, Beşiktaş seyircisine saldırmış.. Fenerli futbolcu, Fenerli futbolcunun gırtlağına sarılmış.. Bu nasıl bir şiddet çılgınlığıdır?..
Niye böyle olduk biz?.. Daha nereye kadar gideceğiz?.. Bir yanda ekonomik kriz.. Okula giden kızına harçlık veremeyen babalar, bebeklerine çorba pişiremeyen analar.. İş bulma umutsuzluğu..
Öte yanda, insan onurunu, şerefini, haysiyetini iki paralık eden, insanlık suçu, yargısız infazlar..
Daha öte yanda.. "Bugün sıra kimde" dehşeti, korkusu..
İnsanlar başlarını yastığa rahat koyamaz, ayaklarını yere sağlam basamaz hale geldiler.. O zaman da çıldırıyorlar işte..
Bir kitlesel çılgınlığa hızla gidiyoruz.. Gazeteler her gün bunun işaretleri, daha acısı, tahrikleriyle dolu..
Allah sonumuzu hayretsin!..
BİZE ULAŞIN