HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tecelli’den Abuzittin’e mektuplar

Abuzittincim,
Geçtiğimiz günlerde iki ilginç olayla karşılaştım.. Biri, bi benzincideki pompacıyla ilgili.. Öteki Muğla'da bi bürokrat.. Sabahın erken saatleri, Afyon yakınlarındayım, gene dalmışım, benzin ibresi sona vurmak üzere.
İlk gördüğüm, küçük bi benzinciye girdim. İriyarı, hani son günlerin moda lafı, testosteronu bi hayli yüksek biri geldi. Bi kedi yavrusu, yanlışlıkla açık gömleğinin yakasından içeri girse kaybolabilir o derece yani.. Ayrıca en az bi haftalık sakal.. Okkalı da bıyıkları da var.. Benzini doldurdu. Kredi kartını çekmek için birlikte büroya yürüdük. O sırada bileğimden tuttu."Dayı" dedi "Bi çay içek.."
Bileğim avcunun içinde kürdan gibi kaldı. "İşim var.. gitmeliyim" dedim. "Dayı dedi, bi çay yavu.. Yola gidiyon, nefeslen.."
Kol mengenenin içinde sıkışmış zaten! Oturduk, güzel bi çay geldi. Televizyonun ekranında Mardin'deki katliamdan sağ kurtulup yetim kalan çocuklarla ilgili röportaj var..Çocuklar çok üzücü olaylar anlatıyorlar. İri yarı adam, birden, elindeki çay bardağını masaya fırlatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Şaşırdım.. Ölenler arasında acaba akrabaları mı vardı? Sarsıla sarsıla ağlıyor. Bi şeyler demeliyim ama şaşkınlıktan aklıma gelmiyor ki.
Bi süre sonra hıçkırıkları dinerken "Dayı, kusura bakma dayanamadım" dedi.. "Bu çocukları gördükçe içim daralıyor.. Kendimi tutamıyorum. Ciğerimin taa içi yanıyor."
Koluna girdim, dışarı çıktık. Teskin edici bi iki laf ettim.. Ve 70'inden sonra bi defa daha anladım ki, insanlara dış görünüşüne bakarak not vermemek lazım. Her tarafından kıl fışkıran bi bedenin içinde yumuşacık bi kalp, güzel insan. Şunu da gördüm, Mardin'deki çocuğun acısını taa Afyon'daki adam, yüreğinde böylesine hissediyorsa, kimler ne yaparsa yapsın, bu ülkenin insanlarını birbirinden koparamaz kardeşim.
Bi arkadaşımla birlikte Muğla Karayolları'na gittik. Karayolları şefi, Atilla Okyay, orta boyda topluca bi zat. Makam odası kalabalık.. Herkes derdini anlatıp şeften çözüm bekliyor. O da not tutarken, bi eliyle de karnını bastırırmış gibi bi vaziyeti var. Dikkatimi çekti, yüzünün rengi hayli kaçık. Arkadaşım da derdini anlattı, onu da sabırla dinledi. Çıkıyoruz, şefin kulağına eğilip
"Yorgun gözüküyorsunuz" dedim.
"Karnımda şiddetli ağrı var. Doktora gidecem" dedi.
"Karın ağrısının şakası olmaz hemen gitmelisiniz.."
"İçerdeki vatandaşların da şikâyetlerini dinlemeliyim.." karşılığını verdi. Kafamıza takıldı.. İki saat sonra sağlığını sormak için telefonla aradık. Sekreteri kısa konuştu "Şu anda ameliyat masasında. Apandisiti patlamak üzereymiş." Sağlığını tehlikeye atacak derecede, vatandaşın derdine çare arayan bi bürokrat.. Demek böyle insanlar hâlâ var.. Bu da benim için başka bi sürpriz oldu.
Hoş bi sürpriz..
Münasip yerlerinden öperim Abuzittincim!.
Kardeşin Güneş.
Tecellister@gmail.com
BİZE ULAŞIN