HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

İstanbul'da trafiği kurtarmak!..

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a bir açık mektup yazmıştım bu köşede.. "Sabah gazetesinin hemen altından geçen ve Hoşsohbet Sokağını, Barbaros Bulvarına bağlayan kavşaktaki trafik ışıklarını kaldırın. Çünkü burada yayaya yanan yeşile kanıp bir gün ezileceğim. Işık olmazsa, etrafı dikkatle kollar başımın çaresine bakarım" diye..
İçinde eleştiri de içeren, ironik, ama gerçekçi bir istekti yazdığım..
Gelen yanıt, bu kentte trafiğin için düzelmeyeceğinin belgesiydi adeta..
İstanbul Emniyet Müdürlüğü resmen açıklıyor ki, son bir ayda bu kavşakta kırmızıda durmayan 22 arabaya ceza kesilmiş. Yani kontrol var, ama aldırış eden, korkan yok. Yani orada memur bulundurup ceza kesmek işe yaramıyor. Çünkü sürücülerimiz memurdan çekinmiyor, cezadan korkmuyor.. Nerde?.. Hem de atv ve Sabah gibi bir büyük medya kuruluşunun dibinde.. Ortalık gazeteci kaynarken.. Yani, sürücünün medya da umurunda değil..
Peki o zaman nasıl çözeceğiz..
İşe o kavşaktan başlayalım..
Burada durmadan suç işlenmesinin asıl sebebi, lambalar ve kavşaktaki yanlışlık..
Bulvar'da aşağı inmek ve sağa dönmek için bekleyen arabalar için yeşil ışık ayni anda yanıyor. Gene ayni anda, Hoşsohbet Sokağın başında karşıya yürümek için bekleyen bana da "Yeşil" yanıyor..
Yani hem bana, hem de üzerime gelen arabaya "Yürü" izni ayni anda veriliyor, ışıklar tarafından. Sağa dönecek araba yürüyor.. Yürüyünce de üzerime çıkıyor..
Aslında yürümek zorunda.. Çünkü dursa, arkası da duracak ve Bulvar'ın birinci şeridi, üstelik yeşil yanarken kilitlenecek.
O zaman ne yapmak lazım?..
Ya, sağa dönüşe ayrı ışık koyup, sağ şeridi sadece dönüşe ayıracaksın ve bu şeritte yeşil bir süre geç yanacak ki, Hoşsohbet sokaktaki yaya yeşilde rahat ve sağlıklı geçsin. Bu çözümün bir mahzuru var. Barbaros Bulvarı zaten dar, orada sağ şeridi dönüşe ayırmak, trafik akışını daha da zorlar.
İkinci çözüm, Hoş Sohbet sokaktaki yaya geçidi tam köşeden, iki metre içeri alınacak ki, sağa dönen araba, arkasından gelen trafiğin yolunu kesmeden bekleme yapabilecek, yayaya yol verecek yer bulsun.
Peki bunu kim yapacak?..
Emniyet Müdürlüğü bana yolladığı yazıda "Bahse konu noktadaki trafik ışık düzeni hususunda Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile koordine kurularak, yayalara yeşil yandığı anda sağa dönecek araçlar için belirli bir süre daha kırmızı ışık yanması sağlanacaktır" diyor. Yani birinci çözüm.. Nasıl sağlanacak peki?..
Emniyet Belediyeye yazı yazacak. Yazı belediyede kim bilir kimin masasında unutulmaz hemen ele alınırsa, müfettişler gönderilecek, raporlar yazılacak, durum tespit edilecek.. Ukame mi, her ne karın ağrısı ise bir yığın ilgisiz, bilgisiz adamdan oluşan bir komisyonun gündemine girecek, oradan karar çıkacak. Bu karar, Belediye'ye, oradan ışıkları düzenleyen kuruma havale edilecek..
O zamana kadar Hıncal'ın ezilmesine gerek yok, eceliyle ölür zaten..
İşte sorun bu..
İstanbul'ta trafiğin sahibi kim belli değil.. Davul Emniyetin sırtında, tokmak Belediyenin.. Bu yüzden ani kararlar ve hızlı çözümler söz konusu değil..
Çözüm İstanbul'un bir Trafik Otoritesi'nin olmasından geçiyor. Tek bir otorite..
Bir kurum değil.. Bir tek kişi.. Ne derse emrini anında yaptıracak bir yetkiyle donatılmış bir metropol, ana kent trafiği uzmanı.. Geniş kadroları ve bütçesi ile İstanbul Trafiğinin firavunu, deyim yerindeyse.. Sözleri kanun gibi..
"Bu sokak tek yönlü olsun" dedi mi olacak.. "Bu levhalar kalksın" dedi mi kalkacak.. O gün.. O an..
Çözüm anında düşünülüp, anında uygulanacak..
Vilayet- Belediye Koordinasyonu denen saçmalıktan, aptallıktan bu kenti kurtarmak gerek..
Trafik bu iki kurumdan birine verilecek.. O kurum da bu işin başına tam yetkili "Dediğim dedik, çaldığım düdük" birini koyacak..
İş bu kadar basit.. Bu basitliği de keşfeden ben değilim.. Uygar ülkelerin metropollerinde, bu adam var..
Adı..
Trafik Otoritesi!..
BİZE ULAŞIN