HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

(Pazardan beri Sevgili Güneş’in Abuzittin’e Mektubunu köşeye sığdıramadık. Sabah, kendi reklamı için en iyi duyuru yeri olarak benim sayfayı seçip kocaman reklamını koyunca daralıyoruz.. Hem Güneş’ten, hem sizden, özürlerle..)

Abuzittincim,
Yazla birlikte, sivrisinek belası da başladı. Hele bizim köyde bi de "yakarca" harekâtı var ki adamı çileden çıkartıyor. Bu yakarca denen mahlukat biliyorsun kurşun kalemle konan "nokta"dan da küçük. Fakat yaptığı tahribat büyük. İnsanın vücudunda kocaman kocaman delikler açıyor. Onun açtığı deliği elinde kazma kürek, bi insanın açabileceği delikle mukayese edecek olursak insanoğlu bi günde zor kazar valla. O, bi saniyenin onda birinde işini bitiriyor.
El kaza bi de kaşıdın mı yandın.. Kaşın babam kaşın. Taa yara oluncaya kadar. Sinek kovucu ilaçlar da, yakarcalara her zaman etkili değil fakat ben lavanta kolonyasını keşfettim. (Yoksa herkes biliyor da ben mi yeni öğreniyorum?) Zaten sinek kovucuların kokusunu da sevmem, yüzüme müzüme süremem ama lavanta öyle değil. Bi eczacı arkadaşım sivrisineklere karşı lavanta kolonyası da kullanabileceğimi söylemişti. Gerçekten, sürünce sivrisinekler yaklaşmadı. Gerçi kolonyayı biraz fazla kaçırdığımdan insanlar da pek yaklaşmadı ama koku zamanla uçuyor!
Köyde yakarca harekâtı başladığında "Lavanta kolonyası acaba bunlara karşı da işe yarar mı?" diye süründüm baktım etrafımda dolanıp duruyorlar ama konmuyorlar. Yalnız kafanda şapkan olacak. Çünkü bazı gözü pekleri, saçların arasına dalıp oralardan bombalayabilirler. Öyle çok da değil, açıkta kalan kollarına, boynuna, yüzüne, ayak bileklerine (nedense en çok ayakbileklerini seviyorlar) kolonyayı hafifçe sürecen. Bi süre rahatsın.. Sonra gene sür. Ama kolonya öyle suyla muyla karışmış, ucuz cinsten olmayacak.
Bi de Marmaris'in yakarcası başka, Bodrum'un ki başka, Çınarcık'ınki de bambaşkaysa onu da bilemem..
Yakarca meselesini böylece bağladıktan sonra turizme gelecek olursak Abuzittincim, kıyılarda bi hareketlilik var. Lakin esnaf, "Herkesin cebinde akrep.. Elini cebine sokan yok" diyor. Merkez Bankası Başkanı bile "Tünelin ucunda ışık göründü. Ama tünelin ucu mu yoksa üzerimize gelen arabanın farı mı.. belli değil!" dedikten sonra, insanlar (varsa da) nasıl harcasın.
Fransa'da, önümüzdeki günlerde başlaması düşünülen "Türkiye Günleri" etkinlikleri de askıya alınmış. Sarkozy'ye kızgın Başbakan "Hele bu işi bi daha değerlendirelim" demiş. Etkinlikler, Fransız turistlerin Türkiye'ye ilgisini arttırabilirdi. İsraillilerin küslüğü de sürüyor. En büyük tur şirketlerinden TUI, sörf hocalarına çalışma izni alamayınca, 20 bin turisti Yunanistan'a kaydırdı.. Zaten hükümet de son teşviklerde, turizmi gene es geçerken, şırınga üreticilerine bol kredi imkânları sağlamıştı. Eh artık 5 yıldızlı oteller, 5 yıldızlı şırınga imalathanesine dönüşürler. ".. Allah'a hamdolsun ki, şırınga imalatında Avrupa'nın en büyüğü olduk..." Kulağa da fena gelmiyor. Hele getirisi de 20 milyar doları aşarsa..
Münasip yerlerinden öperim.
Kardeşin Güneş..
Tecellister@gmail.com
BİZE ULAŞIN