Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Ano Yemendir..

Serpil Gogen / Kitap

"Miladi 1894 senesinde- ki Hicri 1313 senesine tesadüf ediyor- Yemen'e memur olmuştum. Hıdiviye kumpanyasının Prens Abbas vapuruyla 11 Mart günü İstanbul'dan hareket ederek..........", diye başlıyor anlatmaya.. Doktor İbrahim Abdüsselam Paşa..
Araştırmacı Taha Toros'un, "Eserin aslı Beyazıt Kütüphanesindedir" diye tanımladığı Yemen anılarının yazarı.. Şimdi Pan Yayıncılık, sadeleşmiş diliyle sunuyor.
Yıllar var ki, bir seyahatname okumamıştım. Oysa çocukluğumuz Evliya ve Katip Çelebiler, Marco Pololar ve daha nicelerinin anılarını, onlardan derlenen hikayeleri okuyarak geçmişti.
Hayallerimizle süslediğimiz ucu bucağı olmayan bir büyülü alemin kapıları açılırdı, bize.. Onlar coğrafyaydı, tarihti, sosyolojiydi. Bugünün gezi yazıları ise, bir bakıma, "nerede ne var" üzerine kurulu kültür ve turizm yorumları.. Ne izlenir, ne yenilir, nerede kalınır, türünden.. Gerisi başka bir tadla ekranlarda.. Filmlerde, belgesellerde.. Yabancı iklimlerin, coğrafyaların içinde yaşamak yerine, dışarıdan bakmakla yetinmek gibi..
"Yemen Seyahatnamesi ve Bitkisel Coğrafyası" Tanzimat sonrası Türk edebiyatında iz bırakan klasik gezi anılarının bir örneği.. O dönem Batı, Osmanlı entellektüellerinin, Doğu ise, daha çok yabancı seyyahların ilgi alanı ya.. Oryantalistler yazdıkları ve çizdikleriyle müthiş prim yapıyorlar.
İşte bu sırada, Saray, bir Osmanlı bilimadamını, Dr. İbrahim Adüsselam Paşa'yı, görevle Yemen'e yolluyor. Paşa, bu ilginç deneyimi ve orada bulunduğu süreyi boşa geçirmiyor. Yörenin iklim, bitki örtüsü, coğrafyası, yerel nüfusun sosyolojik özelliklerini kaleme alıyor olmasını, çok mütevazı bir ifadeyle şöyle açıklıyor:
"Eski üstatların insanlık alemine ve medeniyetine yapmış oldukları önemli hizmetleri takdirle anarak, şu adalet ve meşruiyet döneminde naçizane bir hizmet olarak eskileri takliden şu eserciği yazmaya niyet ettim."
Hala hep bir ağızdan hüzünle söylediğimiz türküsü'nün etkisi mi, bilmem.. Yemen deyince, aklıma hep uçsuz bucaksız çöller gelirdi. Oysa, inceden inceye anlatılan bitki örtüsü, kıyılar tıpkı İstanbul.. Hatmiden, sardunyaya, çuha çiçeğine kadar..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA