HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Yağdır mevlam su!..

Melekler gibiydi Emoş (Emel Sayın tabii) maviler içinde sahnede.. Arena'yı dolduran binlerce insanı mest eden şarkılar söylüyordu.. İzmir depreminde öksüz kalan çocuklar yararına düzenlenen Emel Sayın- Ferhat Göçer konseri için koşup gelenler, Boğaz'ın kenarında gene unutulmaz bir yaz akşamı yaşıyorlardı.. Şarkılar çok, gece kısaydı.. Emel, seyircilere sormaya başladı.. Onların isteklerine göre söylemeye karar vermişti.. En önde oturuyordum..
"Yağdır mevlam su" diye ayağa kalktım.. Emel "Hıncal'la benim aslında başka şarkılarımız var, bu nerden çıktı" dedi.. "Sen söyle, nerden çıktığını Çarşamba sabahı okuyacaksın" dedim..
Dünya Atletizm Şampiyonası, 12'ncisi mi oldu nedir, Berlin'de devam ediyor. Her sabah ve gece ekran başındayım..
O gece de sekiz buçuğa kadar seyrettim, sonra kayıt düğmesine bastım, kalanı gece yarısı dönünce banttan izlemek için.. Çünkü gitmem gerek.. Çünkü o gece Emel Sayın söyleyecek Arena'da..
Dünya Atletizm Şampiyonaları müthiş anılarla doludur benim için.. Onların en güzellerinden birinde Emel var, ne alaka değil mi?..
İşte gene Dünya Şampiyonası ve tesadüfe bakın.. İşte Emel..
İşte onun için gitmeliyim..
Yıl 1987.. Roma'dayız.. Dünya Şampiyonalarının ikincisi.. Üç arkadaş sabah seansı bitmiş, kapalı tribündeki yerimizden kalktık.. Roma, Antalya gibi.. Müthiş bir sıcak.. Gökte güneş tüm kızgınlığıyla.. Stadın içinden yürüyerek açık tribüne geçtik. Oranın kapısından çıktık mı, yolun karşısında basın merkezi olarak kullanılan klimalı salon var, refaha ereceğiz.. Açık tribünde yürürken, nerden aklıma estiyse, "Yağdır mevlam su"yu söylemeye başladım.. O yıl üne kavuşmuş bir şarkı.. Emel, TRT'nin canlı yayınında söylerken birden ağlamaya başlamış, şarkıyı gözyaşları içinde bitirmiş, bu da ayrı efsane olmuştu.
Vatan hasreti midir, nedir, birden fark ettim ki, öbür iki arkadaşım da bana katılmış.. Üç bet sesli adam, bağıra çağıra "Yağdır mevlam su" diye haykırarak yolun kenarına geldik, karşısı bizim basın merkezi..
Ama ne oldu, anlamam ve anlatmam mümkün değil.. O kızgın Akdeniz öğlesinin pırıl pırıl havasında nerden çıktığı belli olmayan bir bulut güneşi aniden kapadı.. Ortalık kapkaranlık oldu ve sanki bir itfaiye eri en kalın hortumuyla üzerimize su fışkırtmaya başladı. Ben böyle bir yağmur görmedim hayatımda..,
Tam da bizim şarkının üzerine böylesine ilahi bir sürprizin gelmesiyle daha da coştuk.. Hani nasıl derler, donumuza kadar ıslandık, 20 metrelik yolu geçerken, öyle yağıyor yağmur ve biz neşeyle, coşkuyla haykırıyoruz, sırılsıklam oluşumuza bakmadan..
"Yağdır mevlam su.. Yağdır mevlam su.."
O iki arkadaşımın üzerine şimdi sadece yağmur değil, yıldızlar da yağıyor..
Kenan Onuk.. Cüneyt Koryürek..
Emoş ve ona eşlik eden binlerce seyirci, Kenan'la Cüneyt için söyledi, o gece..
Yağmur yağmadı.. Ya da herkes öyle zannetti, gözlerimden içime akan yaşları göremedikleri için..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN