HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

İşte bu olmadı Diyarbakırlılar!..

Yıllar önce, Türkiye Kupası final maçı için Diyarbakır'a gitmiştik, bizim maç gurubuyla.. Nur içinde yatsın Orhan, Ertekin, Özcan falan.. Daha havaalanında peşimizde iki sivil.. Oteldeki odamın kapısına dek peşimdeler..
"Ne yapıyorsunuz siz" dedim..
"Müdürümüz görevlendirdi. Sizi koruyoruz" dediler.. Sivil polislermiş.. Görevlendiren müdür de, o da nur içinde yatsın, sonunda kendisini koruyamayan Gaffar Okkan..
"Yapmayın.. Etmeyin.."
"Müdürümüz bizi öldürür" dediler..
Gölgem oldular..
Ertesi gün akşam üzeri Orhan'la çarşıda dolaşıyoruz.. Beş delikanlı geldi yanımıza..
"Selamün aleyküm.. Aleyküm selam.."
"Hıncal Ağbi" dediler.. "Bunlar sizi bizden mi koruyorlar?.." Sivilleri gösterip..
"Sen burada bize emanetsin. Kimse kılına dokunmaz merak etme.."
"Ben etmem" dedim.. "Ama bunlara anlatamıyorum.."
Birlikte anlattık.. Siviller kayboldu. İki gün yalnız dolaştık Diyarbakır'da.. Daha sonra Mardin'de, Van'da yalnız dolaştığımız gibi..
Ben Doğu insanının hele konuğuna ne kadar hassas olduğunu iyi bilirim..
Van'da çocuktum.. Bir sabah evde annemle yalnızız.. Bir kamyonet durdu kapıda.. İçinden bir rulo edilmiş halı indirdiler.. Babam gönderdi sandık. Annem açtı.. Muhteşem bir İran halısı.. İpek.. Babamın on maaşı yetmez almaya.. Halı nerde, yüzbaşı maaşı nerde.. Evde kilim serili sadece.. Ucuz diye..
Halıyı bir kenara koyduk. Akşam babam geldi, kıyamet koptu..
Meğer babamın bölüğünde bir Kürt delikanlı varmış. Babası ağır hastalanmış. Babası da yörenin en önde gelen aşiret ağalarından.. Babam da bir gün izin vermiş ki, gitsin babasını görsün gelsin..
Ağanın teşekkürü, bu izin için..
Babam annemi lafla dövüyor.. "Nasıl kabul edersin" diye..
O zaman emir erleri var. Koşturdu eri askeriyeye.. Bir askeri kamyon geldi, yüklediler halıyı.. Doğru aşiretin obasına, ağanın çadırının önüne..
Ertesi sabah da babam gitmiş ağaya.. Yaptığının ayıp olduğunu anlatmaya..
Ağa da babama anlatmış..
"Bak Fuat Bey.. Hediyemi böyle geri yollayarak beni halkıma rezil ettin. Töremize göre seni yaşatmamam gerek.. Ama şu anda obada misafirimsin, bizde misafire el kalkmaz.. Ama buradan çıkıp gittikten sonra, kendine dikkat et.."
Araya Van müftüsü girdi de formül buldu. Babam ağanın hediyesini kabul edip, Van Camisi'ne hediye etti. Böylece iki tarafın onuru da kurtuldu ve babam hayatta kaldı..
Doğunun konuğa tavrı budur. Sinan Çetin'in Berlin in Berlin filmi de bu töre üzerine kuruludur. Cem Özer canını kurtarmak için kanlısı olan ailenin evine yerleşir. O ev sınırları içinde dokunulmazlığı olduğunu bilir..
Şimdi Diyarbakır'a bakın..
Yıllardan beri kentlerine gelen konuk futbolculara ve taraftarlarına yaptıklarına bakın..
Doğu töresine yakışıyor mu sahneler?.. Doğu insanına yakışıyor mu?..
Aziz Yıldırım haklı.. Bu kafada giderlerse, geldikleri gibi giderler..
Gittiklerine de kimse üzülmez..
Oysa ben, ilk fırsatta Diyarbakır'a gitmek, o güzel günleri yeniden yaşamak için can atıyordum..
Şimdi koruma ile mi dolaşacağım yani Diyarbakır sokaklarında..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN