Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Ağlatan bir okur mektubu..

"Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden, sakın utanma" der Sezen, benim için en emsalsiz şarkılarından birinde.. Bana ağlamanın erkeklikle ilgisinin olmadığını öğreten, yeri geldiğinde yaşları içe değil, dışa rahatça, hatta gururla akıtmamı anlatan şarkıdır bu.. Evet gurur..
Ağlamak, ağlayabilmek, gurur verici bir şeydir çünkü.. Ne yazık ki, geç öğrendim.. Ağlamanın en insancıl duyu olduğunu, insan olmanın nasıl gurur vermesi gerektiğini geç öğrendim.
Yıllarca ağlamadım.. Ağlamak bir zayıflık işaretiydi benim için çünkü.. Hele de etrafımdaki herkesin ağladığı zamanlarda, "Ağlamamak" görevdi adeta..
Annemin ölümünde ağladığımı gören olmadı.. Babamın ölümünde de.. İçim kan ağlarken, sakladım.. O günlerde ağlamamış olmanın acısını da çok çektim..
Saklanan ağlamalar insanın ruhunda onulması zor yaralar açıyor, derin izler bırakıyor çünkü.. O gün bugün ağlayanı susturmak isteyenleri engellerim.. "Bırakın ağlasın. Ağlamak en iyi tedavi onun için" derim hep..
Şebnem Graf'ın satırlarını okurken ağladım.. Bir yazarın, okurundan alabileceği en güzel mektuplardan biriydi.. Keyiften ağladım. Mutluluktan ağladım..
52 yıllık gazetecilik yaşamımda aldığım ödülün haddi hesabı yok.. Koyacak yerim de yok zaten..
Ama bu mektup, Şebnem'in bu mektubu, hayatımın en güzel ödülü oldu..
Onu gönlüme koydum..
Okumak ister misiniz?..

***

Bu yazının anahtar kelimeleri 1992 Barcelona Olimpiyatları, Gail Devers, ÖYS (Öğrenci Yerleştirme Sınavı) ve sizsiniz Hıncal Bey...
Nasıl mı? 1993 yılında üniversite sınavında iyi bir puanla Boğaziçi Üniversitesi'ne girişim yazdığınız bir yazı sayesinde oldu. Ve ben 16 yıllık bir gecikmeyle size teşekkür etmek istedim. Her yıl Haziran ayındaki sınav maratonu başladığında, size aklımda bu mektubu yazıyorum ama şimdiye kadar hiç gönderemedim...
1992 yılında umutsuzca ÖYS sınavına hazırlanmaya başladığımda Barcelona Olimpiyatları yeni bitmişti. O yıl 100 metrede altın madalya kazanan "Gail Devers ve başarmak" hakkında çok güzel bir yazı yazmıştınız.
Onun hastalığından ve müthiş azminden öyle hoş bahsetmiştiniz ki inanılmaz etkilenmiştim. Yazınızda Devers'in "Eğer inancınız ve hedefiniz varsa ya da hayallerinizden asla vazgeçmiyorsanız her şey mümkündür" deyişinin altını çizmiştiniz.
İşte ben, dershaneye gidemeyen, özel ders alamayan, devlet lisesinde okuyan bir memur çocuğu olarak bu sözleri bir kağıda kocaman harflerle yazıp odamın duvarına asmıştım. Ve ÖYS sınavının, Devers'in bir yıl öncesine kadar bacağının kesilmesine karar verilmişken altın madalya kazanma azminin yanında bir şey olmadığının farkına varmıştım.
Tabii o zamanlar şimdiki gibi binlerce gelişim kitapları, başarma üzerine gaz veren yaşam koçları, Secret'lar falan yoktu. Ben, bu yazıya bakarak oturup çalıştım ve kazandım.
Yıllar sonra yeni doğan bebeğimle master tezimi yazmakta zorlanınca yine bu sözü kocaman harflerle yazıp (Bu sefer bilgisayarda) çalışma odasının duvarına astım ve "Yüksek Onur"la mezun oldum.
Ve bana "Nasıl dershaneye gitmeden, özel ders almadan Boğaziçi'ni kazandın" diye soranlara yazdığınız köşe yazısını ve Gail Devers'i anlattım...
Teşekkür ederim size..."
***

Gail Devers başardı.. Şebnem Graf başardı.. Siz de başaracaksınız..
Özür aramak, kaybetmek için doğanların işidir.
Kazananların sözlüğünde "Özür" yoktur.. Onlar hedeflerine inançla yürüyenlerdir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA