HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

..Ve film gibi film!..

Atilla Dorsay kardeşim New Tork Times eleştirmenini bile beğenmedi.. "O Amerikalılar böyledir" demeye getirdi.. Günahları "Film gibi filmleri" beğenmek adamların..
Oysa eleştirmen dediğin, halkın sevdiğini sevmez, beğendiğini beğenmez.. O zaman entelliği, o zaman eleştirmenliği nerde kalır.. Allah yazdıysa bozsun, sıradan biri olur..
İşte bizim bu eleştirmenlerin "Film gibi film" olduğu için pek yüz vermedikleri Mutluluk, Amerika'nın doğusundan sonra, batısında da yere göğe koyulamadı..
Hem de sadece bir sinemada gösterilmesine rağmen, Los Angeles Times filme tam yarım sayfasını ayırdı. Dünya sinemasının merkezi Los Angeles'in en büyük, en itibarlı gazetesinin sinema eleştirmeni Betty Sharkey (Boş verin o da Amerikan eleştirmeni) filmi öve öve bitiremedi..
"Yönetmen Abdullah Oğuz'un Zülfü Livaneli'nin keskin politik romanından güçlü uyarlaması.."
"Acı ve güzelliğin olağanüstü filmi.."
"Oğuz'un başarılı ellerinde, Mutluluk bize büyük bir anlaşma vaat ediyor." (Kentsel ve kırsalın, töre ve geleneklerle modern yaşamın anlaşması..)
Sharkey, Özgü Namal, Murat Han ve Talat Bulut'un güçlü oyunculuklarını öve öve bitiremiyor.
"Filmin karanlık ve zor bir öyküsü var. Ama bu ahlak ve töre öyküsünde oyuncular aydınlıkta yüzüyorlar ve fotoğraf direktörü Mirsad Heroviç'in görüntülerine teşekkür edelim, muhteşem manzaralar içinde kayboluyorlar."
Sharkey, Abdullah Oğuz'un anlatım dilini de yere göğe koyamıyor.. "Her ne kadar Oğuz mutluluğa bir peri masalı güzelliği vermiş olsa da, film acı gerçeklere sımsıkı bağlı kalıyor."
Sharkey'nin enfes yazısı "Görün ve siz karar verin, (Bu anlaşma için) umutlu olmak için sebep var mı" diye sona eriyor..

***

Bu arada.. Uğur Vardan kardeşim, Antalya kılıksızlarını savunuyor. "Antalya'nın atmosferi resmiyeti kaldırmıyor" diyor.. Yapma Uğur.. Antalya mı daha resmidir, Cannes mı, çık ikisinin de sokaklarına bir dolaş bakalım.. Cannes smokin kaldırıyorsa, Antalya'ya frak lazım..
Milliyet'te Asu Maro da, kıyafet koşullarına uymayan saygısızları savunmuş.. Ona cevabı benim yerime gene Milliyet yazarı, hem de moda yazarı Melis Alphan vermiş. "Jean giymek onlar için bir karakterlilik. Benim içinse komik. İnsanlara ve organizasyona saygısızlık.
Yerine göre giyinmek bir gösterişten ziyade terbiye meselesidir.."
"Terbiye meselesi.." Melis beni de geçti..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN