HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Yargı'dan iki sarsıcı görüntü..

Dün sabah erkenden kapıdan gazetemi alana kadar, kafamda bir yığın konu vardı, "Hangisini yazsam" diye düşündüğüm..
Ne var ki, okuduğum iki haber, hepsini arkaya itti..
Yargıyla ilgili iki haber.. İki sarsıcı haber.. Biri olumlu.. Bana gurur veren.. "İşte devleti devlet yapan üç güçten biri, Yargı bu" dedirten..
İkincisi tersine.. Tatsız..
Ve de.. İkisinin de esası değil, beni düşünmeye iten.. Usul!.
Yargının duruşunu gösteren iki davranış biçimi..
Önce gurur duyduğum haberi yazayım..
Bu gazeteyi ben yönetsem, manşet yapardım.. O kadar önemli..
Yargıtay, yasalara aykırı bir delile dayanarak verilmiş bir mahkumiyet kararını bozmuş.
Birinci Ceza Dairesi, yasalara aykırı delili "Yok" saymış.
Bu Hukuk tarihimizde bir dönüm noktasıdır.
Ceza Hukukunda iki prensip tarih boyu çatışmıştır..
1. Kanunsuz suç ve ceza olmaz..
2. Cezasız suç olmaz..
Birinci ilke, 20. Yüzyıldan itibaren "Hukuk Devleti"nin temeli olmuş, ikinci ilke ise, sadece faşist ve komünist rejimlerde geçerli kalabilmiştir.
Olay sık rastlanan cinsten. Bir cinayet.. Katilin ağabeyi ve babası da, cinayete azmettirmekten yargılanıyor.
Baba aleyhine delil yok. Beraat ediyor.. Ağabey aleyhine ise, katil kardeşi ile yaptığı telefon konuşmalarının kaydı var. Bu dinlemeler gerekli izinler alınarak yapılmış.. Mahkeme bu "İzinli" kayıtlara dayanarak, ağabeyi cinayete azmettirmekten müebbet hapse mahkum etmiş.
Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, bu kararı bozarken, telefon kaydından oluşan suç delilinin "Yok" saydığını açıklıyor.
Gerekçe..
Ceza Muhakemeleri Usulü yasasının 135. Maddesi.. "Sanığın tanıklıktan çekilebilecek kişilerle yaptığı konuşmalar kayda alınmaz. Alınmışsa, durumun anlaşılması üzerine alınan kayıtlar derhal yok edilir."
Kardeş, kardeşi aleyhine tanıklığa zorlanamayacak, çekilme hakkı olan kişiler arasında. Yani, iki kardeş arasındaki konuşmaya ait bu kaydın derhal yok edilmesi gerekirken, saklanması, dava dosyasına konması, delil olarak kullanılması, kanuna aykırı.. Yani bu delil hukuken "Yok!.."
Ortada başka delil de olmadığından, mahkumiyet kararı geçersiz!..
İşte "Altın" karar bu..
Eski Adalet Bakanı Prof. Hikmet Sami Türk'ün "Bu yorumla suçun cezasız kalması söz konusu olur" demesini hayretle okudum. Dilerim bir yanlış anlama vardır..
Diyelim ağabey suçlu.. Diyelim bu kararla bir suçlu cezasız kalıyor.. Ama karşılığında, bu ülkede 70 milyon insanın, hukuk, adalet ve yasalar içinde özgür ve güvence içinde yaşaması, İnsan Haklarının en kutsalının korunması sağlanıyor.
Hangisi önemli?.. Hangisi değerli..
Bir kişiyi mahkum edebilme uğruna, yasa dışı elde edilmiş bir delili, geçerli sayarsak, bu ülkede gözetlenmeden, dinlenmeden yaşama özgürlüğümüz ve yasalara, hakka, hukuka ve adalete güvenimiz kalır mı?.
O zaman Türkiye Hukuk Devleti kalır mı?.
İkinci Haberi sürmanşetten vermişiz..
Şu meşhur "Belge" ile ilgili.. Ergenekon olduğu iddia edilen örgütün savcılarına yazılmış bir ihbar mektubu nerdeyse satır satır, tırnak içinde alıntılarla haber yapılmış.
Beni sarsan haberin içeriği değil. Onun sonuçlarını yargıya inanarak ve güvenerek bekleyeceğiz. Paniğe gerek yok..
Önemli olan, altı çizilmesi gereken, bir durum..
Böyle bir ihbarla ilgili görüşleri sorulan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin'in "Böyle bir belgenin geldiğine dair herhangi bir bilgim yok. Soruşturma gizli. Bende öyle bir bilgi yok" dediğini cumartesi sabahı gazetelerde okumuştuk. Hafta sonu tatili içinde, ne başsavcılıktan, ne de Silivri Davası savcılarından bir açıklama gelmedi. Yani devletten ve yargıdan yana, resmi hiçbir gelişme yok. Zaten tatil, nasıl olsun?.
O zaman, elde daha varlığı resmen açıklanmayan bir ihbar mektubunun fotokopisi varmış gibi çıkan gazete haberlerinin kaynağı ne?.
Devletin bazı kurumları, ya da kişileri, gizli olması gereken bilgileri bir ajans gibi medyaya el altından servis mi ediyor?.
Ya da.. Hem de bu kadar kritik konularda gizli olduğu açıklanan belgelere, gazeteciler, elleri ile koymuş gibi mi ulaşıyorlar?..
Ve de bu ilk değil, biliyorsunuz.. Tesadüfe bakın. Bu tür sızmalar gündemin değişmesinin bazılarının işine geldiği günlerde oluyor, nedense..
Devlet kevgir mi?..
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, bu durumdan rahatsız olmuyor mu?. Hiç mi merak etmiyor?..
Bir yanda Yargıtay'ın "İnsan hakları" konusunda anıt kararı..
Öte yanda İstanbul'daki çok ama çok tatsız bir durum..
..Ve de.. Vazgeçilmez ilke, her mahkeme duvarında çakılı duruyor..
"Adalet mülkün temelidir!.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN