HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Antalya'nın kaderini değiştirecek festivaller..

Harika bir festivalin, harika bir açılışını yaşadık Antalya'da.. Atatürk Kültür Merkezi'nde.. 10. Antalya Piyano Festivali..
Harika olacağını bir yıl önceden biliyorduk.. 9'uncu festivali kendisi bizzat piyano çalarak açan, o günün Belediye Başkanı Menderes Türel, bu yılın programını da ilan etmişti. Yazmıştık hatırlarsınız, "Müthiş" diye.
..Ve bu müthiş açılışta, bu yılki her şeyin temelini atan Menderes Türel yoktu.. Antalya'nın eski ve yaşayan başkanlarının hemen hepsi varken..
Yeni Başkan Mustafa Akaydın Hocam, Türel dahil, bu festivali kuran ve bu günlere getiren herkese teşekkür etti, kısa konuşmasında..
İsterdim ki, Türel de orda olsun.. Hatta gene piyanonun başına otursun..
Yeni ve eski başkanlar iki ayrı partiden, ayrı görüşlerden olabilirler. Aralarında sert anlaşmazlıklar olabilir. Hatta mahkemeye bile düşebilirler.. O ayrı..
Konu Antalya olduğu zaman, Antalya'ya baş koymuş insanların, bir araya gelmeleri, kucaklaşmaları, Antalya halkının önüne öyle çıkmaları hoş, hoş olmaktan da öte anlamlı değil mi?.
Menderes'in nasıl bir Antalya sevdalısı, nasıl bir Antalya çocuğu olduğunu bilirim.. Peki ben taa İstanbul'lardan belim ağrıdan kırılırken kalkıp geliyorum da, Menderes nerede?.
Film festivalinde de ortada yoktu..
O zaman nerde Antalya aşkı.. "Ben başkansam aşk var.. Değilsem yok.." Bu mudur?.
Benim tanıdığım, sevdiğim, dostluk ettiğim "Antalyalı olsam oyumu veririm" dediğim Menderes nerde?.
Bu ülkeye, düşünce farklarının düşmanlık getirmeyeceğini, getirmemesi gerektiğini nasıl öğreteceğiz.. Uygarlığı nasıl öğreteceğiz?. Sevgiyi, hoş görüyü, ortak sevilen için el ele vermeyi nasıl öğreteceğiz?..
Menderes Türel o gece orda, sadece "Eski Başkan" değil, Rixos gurubunun CEO'su sıfatıyla, en büyük sponsor olarak bulunmalıydı..
Sponsor ya..
Antalya'ya topu topu 18 saat süren gidişime, otelde geçen belimi dinlendirme süreci dışında bir açılış galası, bir de hoş sabah kahvaltısı sığdırdım.
Kahvaltıyı yeni Belediye Başkanı, Akdeniz Üniversitesi'nin eski unutulmaz rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın ile yaptık. Sevgili dostlarım, Antalyalı İşadamları Özer'le Vedat da vardı.. Özer Club Hotel Sera'nın patronu..
Az sonra Fazıl Say da katıldı bize..
Say, festivalin daha da büyüyerek devam etmesinden yana.. Mustafa Hocam, bu tür festivallerin sadece kültüre değil, yöre ekonomisine katkısının da farkında.. Ama iş paraya bakıyor..
Belediye CHP'ye geçince, Ankara'dan akan musluklar kapanmış.. Bu yıl ne kadar zorlandıklarını anlattı Hoca..
Aslında iyi olmuş, o muslukların kapanması.. Taşıma su ile değirmen dönmez..
Antalya kendi yağı ile kavrulmayı öğrenmeli.. Öğrenirse mucizeler yaratır. Çünkü Antalya'da aslında Türkiye'yi besleyecek bir potansiyel var.. Antalya, Ankara'ya musluk açar, boru döşer, barajı iyi çalıştırırsa..
Türk Rivierası, Fethiye'den Alanya'ya, o Cote D'Azur denen Fransız Rivierasına, gerek iklim, gerek sahil güzelliği bakımından taş çıkartır.
Artı.. Kum, deniz ve güneş değil sadece..
Antalya, gerçek anlamda bir doğal, sebze ve meyve cenneti.. Organik tarımın en iyi, en güzel yapıldığı yer.. Bol, ucuz, lezzetli, sağlıklı..
Artı.. Dünyada benzeri olmayan bir tarih ve kültür merkezi.. Görülecek yaşanacak o kadar önemli yerleri var ki..
Bir turist ne, ama ne ararsa bu şeritte var..
Ama o sabah elime aldığım Hürriyet'te Mehmet Yılmaz'ı okuyorum..
Antalya gibi Rus turistlerle dolu Dubai'de otel odasının gecesi 650 dolar.. Odaya konan 2 şişe su dışında, her şey, ama her şey, kahvaltı dahil müthiş paralarla.. Günlüğünüz, tasarruflu olursanız 1000 dolara geliyor.. Antalya'da ayni Rus, onda birine, 100 dolara, günde 5 öğün yemek yiyor. Deniz kenarında akşama kadar ne isterse onu içiyor.. Akşam yemeğinden sonra, bara inip sabaha kadar yerli yabancı her türlü alkolle kafayı çekip, bir kuruş ekstra ödemiyor.. Çünkü "Her şey dahil!.."
Bu nasıl bir ayıptır?.. Bu nasıl bir hüzündür?. Bu nasıl bir kayıptır?..
Niye böyle peki?..
Çünkü Antalya'yı tanıtmıyoruz.. Çünkü Antalya'yı tanıtmak, Antalya'yı paraya çevirmek bir devlet politikası.. Bizde oldum olası yok..
Çünkü Antalya'yı "Her şey dahil" diye yok eden sistemi çözmek, yöredeki otel ve tatil köyü işletmecilerinin bir araya gelmesi, anlaşması, birbirlerini ve ülkeyi yemekten vazgeçmeleriyle mümkün.. Onu da beceremiyorlar..
O zaman ne kalıyor geriye?..
Yerel yönetimlerin işe sarılmaları..
Antalya nasıl duyurulacak, nasıl kıymetlenecek?..
İşte böyle festivallerle..
Ama bakın.. O dünyaya bedel Aspendos Festivali'ni yok ettik.. Parasızlıktan..
Altın Portakal Film Festivali'ni Türk'ün Türk'e propagandasına çevirip ufalttık.. Parasızlıktan.. Piyano Festivali için çanlar çalıyor. Parasızlıktan..
Peki yahu, bu festivaller, dünya medyasında, dünya ekranlarında yer alsa..
Altın Portakal Cannes gibi olsa..
Piyano Festivali, Salzburg'la eşleşse, Aspendos Festivali Roma'daki, Viyana'dakilere taş çıkartsa, dünya sosyetesini, dünya gazetecilerini ve dünya kameralarını Antalya'ya taşısa, kim kazanır?..
Oranın otelcileri ve tatil köycüleri..
O zaman kim desteklemeli, kim sponsor olmalı böylesi festivallere?..
Oradaki on binlerce yatağın sahipleri..
Mesela en büyükleri Rixos..
Kim Rixos'un 1 nolu yöneticisi..
Antalya delisi ve geçmiş Belediye Başkanı olarak, bu festivallerin işlev ve anlamını en iyi bilen Menderes Türel..
Peki nerde Menderes Türel?.
Prof. Akaydın'a kızgın, seçimi kaybetti diye kırgın.. Ortalarda yok..
Oldu mu?..
Olur mu?..
Antalya, Antalyalılar, Antalya'ya sahiplenmesinler.. Ankara'dan beklesinler ki, armut pişsin, ağızlarına düşsün..
Çok beklerler!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.