HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bilgisayar Oyunları Bağımlılığı..

Erzurumlu minik bilgisayar kurdu, Musa'nın vahşice öldürülmesini medyamız bir polisiye olay olarak izliyor.. Şaşmıyorum. Olaylara yüzeysel bakmak, derinlere girmemek hem kolay, hem ucuz, hem de popüler..
Oysa bu vahşi cinayetin tüm dikkatleri nihayet çekmesi gereken bir gerçek sorun var..
Toplumumuzu eroin iptilası gibi saran ve kimse farkında olmadığı için, aslında eroinden de tehlikeli olan "Bilgisayar Oyunları Bağımlılığı.."
Geçen ay, ünlü Time Dergisi konuyu kapağına taşırken "Bilişim teknolojilerini aşırı kullanmak, kumar ve seks bağımlılığı gibi insan yaşamına zarar veren bir alışkanlıktır" dedi.
Amerika, bu alışkanlıkla savaş için çareler arıyor. ReStart diye bir program, kurtulmak isteyenlere yardımcı oluyor, ama bedeli ağır. 15 bin dolar. Program, hastayı 45 günde kurtarıyor.
Amerikalı uzmanlar, çocukların bilgisayar ya da oyun konsolları önüne oturmasını yasaklamanın çare olmadığında birleşiyorlar. Mutlak bir profesyonel yardım gerekiyor. Çünkü çocuk için bilişim oyunları oynamak, hastalıklı bir alışkanlık haline gelene kadar, büyükler işin farkına varmıyor, vardıklarında da, iş işten geçiyor.. Günde 10- 16 saat ekran önünden kalkmayan çocuğu artık sadece bu işin uzmanı profesyoneller tedavi edebiliyor. Yasak, daha kötü sonuçlar veriyor.
Amerika'da durum bu.. Türkiye'de daha da kötü.. Çünkü, işte ortadaki cinayete rağmen asıl sorunun farkında olanlar çok az..
Amerika'da uzmanlar "Bu alışkanlığın yayılmasının asıl sebebi, ailelerin kontrolünün olmadığı İnternet Cafelerin hızla artması" diyorlar.. Bizde durum farklı değil.. Her mahallede denetimsiz en az bir internet cafe var..
Sadece çocuklar değil, büyükler de bu bilişim oyunlarının kurbanı..
Acun'un, Arda'nın, Emre'nin maceralarını gazeteler, adeta özendirici, örnek olucu üsluplarla veriyorlar.
Sempatik futbolcu Okan'ın eşinin "Kocamı sadece playstationdan kıskanıyorum" deyişi, toplumsal bir acı gerçek değil, güldüren şaka olarak kabul ediliyor.
Oysa başta çocuklar, insanları toplumdan uzak, tek başına yaşayan asosyal tiplere çevirip, bilgisayarından başka her şeyi dışlayan bir yalnız yaşama mahkûm eden bilişim oyunları, İletişim Çağının en korkunç hastalığı..
Dahası.. Giderek oyun olmaktan çıkıp, paraya, kumara ve işte gördünüz, cinayetlere dönüşüyor..
Dün Sabah'ta okurken kanım dondu.
Oyuncular, oyunda yetenek ve çabalarıyla belli bir seviyeye gelince, o düzeyde bir kahramana sahip oluyor ve bunu, ayni başarıya ulaşamayanlara satabiliyorlarmış. Ya da, yazılanlara bakılırsa, Musa gibi bilgisayar dehaları, hackerler, şifreleri kırarak, bu düzeylerdeki kahramanlara anında ulaşıp satıyor ve büyük kazançlar elde edebiliyorlarmış.
Sabah'ki örnek. Bir tekstil zengini, BMW otomobilini, Çar adlı oyun kahramanı ile değiştirmiş. Hastalığın ölçüsüne bakar mısınız?. Oyuna bu kadar kapılan adamın işinden ve ailesinden hayır gelir mi artık?.
Sabah, dün başlattığı dizi ile genel medyadan ayrıldığını gösterdi. Dehşetin farkına ilk varanlar oldu, bizimkiler..
Gül Kireklo ve Bülent Ergun'u hazırladıkları "Sanal Dünyanın Tutsakları" nı özellikle anne ve babalar satır satır okumalı..
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve daha önce bu bakanlıkta bulunmuş, günümüz Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, ortak bir uzmanlar kurulu toplayıp, anne ve babaların ve de öğretmenlerin eğitimiyle ilgili programlar hazırlatmalı ve internet cafelerin denetimi için valileri görevlendirmeli..
Çok geç olmadan..
Belki de oldu bile..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN