HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kadın yazarlarımız ve kavgaları..

Nazım Hikmet yaşasaydı, ünlü dizelerini yeniden yazar mıydı acaba?.. Hani, "Kadınlar.. Bizim kadınlarımız.. Soframızdaki yeri öküzlerimizden sonra gelen.."
Şimdi köşelerimizdeki yerleri bizden önce geliyor.. Her gazete kadın köşe yazarlarıyla doluyor.. Köşeler birer birer kadınların eline düşüyor..
Mutsuz muyum, erkek olarak?.. Tam tersine.. Okur olarak çok mutlu oluyorum.. Çünkü çağdaş gazetecilik yolunda müthiş adımlar atıyorlar.. Biz erkekler gibi evlerine kapanıp, ya da "Dışarı" diye sadece ofisteki odalarına gidip masa başı yazı yazma yerine, çıkıyor, dolaşıyor, yaşıyor ve anlatıyorlar.. Bir şey anlatıyorlar..
Günümüz okuru, ahkam dinlemekten bıktı. Televizyon ve internet sayesinde habere anında ulaşıyor. Öyle olunca kendi muhakemesiyle kendi yorumunu da yapıyor. Seninkine fazla merakı yok.. Onun okuması için, yazarın bir şey anlatması gerek..
Kadınların köşeleri birer ikişer ele geçirmeleri, feminizmin zaferi mi peki?..
Tam tersine.. Kadınların düşmana ihtiyacı yok.. Öylesine tekmeliyorlar birbirlerini..
Geçen gün Ayşe Arman yazmıştı.. "Bir kere daha anladım ki kadın gazeteciler birbirini sevmiyor.."
Verdiği örneğe bakınca, içiniz sızlıyor, ama Ayşe'nin o gün yazdığı tek örnek değil.. Her gün gazeteler birbirine saldıran kadın gazetecilerle dolu..
Biri bir adım öne geçen bir şey yapmasın.. Kıyamet kopuyor..
En son örnek..
Helin Avşar!..
Bakın bu meslekte bir ölçüm vardır benim.. Konuşulmak..
Yaptığınız gazete, dergi, içindeki bir yazı, bir resim, bir başlık, bir karikatür, her neyse onun için konuşuluyor mu?.
"Yahu bugünkü Sabah'ı gördün mü?." denmiyorsa, okulda, kahvede, işte, metrobüste, o gazete boşuna çıkmış demektir..
Kimse, ötekine "Bugün Hıncal'ı okudun mu"diye laf etmiyorsa, Hıncal'ın o koca sayfası boştur o gün..
Televizyon programları, dizileri, haberleri de bu ölçüte girer..
"Dün gece atv'de falanı izledin mi?.." denmiyorsa, hikâye..
Şimdi bu Helin Kız bir söyleşi yaptı ve o gün bugün tek konuşulan o. Konuştuğu kişi ünlü biri değil. Birkaç bin satan bir gazetenin üstelik çok yeni bir yazarı.. Yani "Bakalım ne demiş" diye meraktan yeri yerinden oynatacak biri değil. Buna rağmen Helin'in söyleşisi günlerdir gündemin bir numarası..
Sebep?..
Helin'in delikanlı ile çektirdiği fotoğraflar.. Ve de sorduğu sorular..
Fevkalade iyi düşünülmüş fotoğraflar ve fevkalade zekice sorular.. Bakarken güldüm. Şurup gibi de okudum.
Vay efendim öyle fotoğraf mı olurmuş?..
Yahu hayatı bu kadar ciddiye almayın.. Onun rahat, neşeli, boş anları da vardır, olmalı.. Yıllardır bunu söylüyorum, uyguluyorum da..
"Bana nasıl genç kalıyorsun" diyorlar.. Sebep işte bu.. Hayatı o kadar ciddiye almıyorum..
O pozları kabul eden genç meslektaşım Rasim'i alkışlamaya hazırlanıyordum ki, tepkilerden korkup fena halde ricat ettiğini gördüm. Onur Baştürk'e (Hürriyet) "Kendini bilen insan böyle pozisyona düşer mi, düştüm işte ben, tam bir hıyar gibi" demiş..
Kusura bakma Rasim ama, "Tam bir hıyar gibi" olan resimlerin değil, bu sözlerin..
Çok ciddi bir gazetenin çok ciddi bir yazarı olman, hayatın on dakikasında teneffüse çıkmana engel olur mu?. O yanıtı, Onur'a değil, kendi gazetendeki entel dantel dostlarına verdiğini biliyorum üstelik.. Çünkü yaşam tarzını ve felsefeni biliyorum..
Helin, çok ama çok iyi gazetecilik yapmış.. Bu işe başladığından beri her hafta daha ilerde kız.. Çok daha iyi olacak.. Ona saldıran kadın gazetecileri anlıyorum.. Haset!..
Milliyet harika bir ek çıkarmaya başladı. Cadde.. Çınar Oskay'ı yürekten kutlarım. Ama ben, Zafer Mutlu'nun parmak izlerini de görüyorum sayfalarda..
Cadde, bugüne dek tanıdığım, ama az okuduğum yazarların gerçek değerlerini de ortaya çıkardı üstelik, türlerini değiştirerek..
Mehveş Evin, harikalar yaratıyor köşesinde.. Anlatmaya başladı çünkü. Haber değeri olan şeyler yazıyor.. Elif Aktuğ bugüne dek ziyan etmiş kendini.. Asu Maro da öyle..
HaberTurk'te Rahşan ve Balçiçek okumadan geçemediklerim arasındaydı zaten.. HaberTurk'ün mutfak reklamı enfes, ama o reklamda Rahşan niye yok Fatih?. Ben en çok onu okuyorum diye mi?.
Tercüman'da Tuna Serim, televizyon sütununda ziyan olanlardan.. O sütuna sıkıştırdığı spor eleştirileri var, benim diyen spor yazarları farkında değil, ya da yazamıyor, ama Tuna yazıyor.. Tuna köşe yazmalı bence..
Bakın bizimkilerden ve eskilerden de söz etmedim, üstelik..
Ben gazeteciliğe başladığımda bir Nilüfer Abla (Yalçın) vardı Ankara'da.. Bir de Kara Bomba Emel (Aktuğ), kadın gazeteci diye.. İstanbul'da da üç ya da dörttüler..
Bir de bugüne bakar mısınız?..
Yaşasın kadınlar!..
Yaşayacaklar da, birbirlerini böyle çiğ çiğ yemezlerse..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.