HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kıskanırım seni ben..

Ne güzel söyledi, Ahmet Özhan "Gözlerinin içine başka hayal girmesin" diye başlayarak..
Sevmenin ve kıskanmanın en güzel şarkısıdır, benim dilimde.. Zeki Müren söylerdi.. Filmine de ad olmuştu, "Beklenen Şarkı" diye..
Nerde söyledi Ahmet..
Yaşamdan Dakikalar'da.. Bakın, yarın sakın ola kaçırmayın.. Ahmet Özhan'la bir Bayram Özel yaptık olmaz böyle şey.. Hayata en güzel kızların kalplerini çarptırarak başlayan ve beni kıskançlıktan çıldırtan Ahmet, giderek tasavvufa daldı. Yunus gibi İlahi Aşka yöneldi.. Bayramı, bayramları, şiirlerle, ayetlerle, hadislerle bir anlattı ki.. Ve de tabii, birbirinden güzel şarkılarla yanımızda oldu, program boyu..
Bir final yaptık, ba- yı-la-cak- sınız!..
Ahmet'ten rica ettim.. "Bir ara kıskançlık üzerine bir şarkı okusana.. Haşo'ya bir çift laf edeceğim de.." "Kıskanırım seni ben kendi gözümden bile" diyen şarkıyı seçmiş Sevgili Ahmet..
Haşo geçen hafta, Kıskanmak filminin adını eleştirmişti. Sadece filmin değil, romanın da.. Nahit Sıtkı Örik'in anlattığı şeyin kıskançlık olmadığını anlatmıştı. Çirkin kız, ağabeyinin güzel eşini kıskanır ya romanda ve filmde.. Haşo "O kıskançlık değil, hınçtır, hasettir" dedi, programın sonunda.. Vakit dardı, sustum..
Ama "Hınç" dedi ya, cevap hakkım var..
Kıskançlık bir yelpaze.. Çok geniş.. Bir ucunda haset var, Haşo'nun dediği gibi.. Kötü uç.. Tam öte ucunda, iyi uçta ise gıpta yer alıyor..
Sabah okuyorum.. Bakıyorum Haşo, muhteşem bir yazı yazmış..
Kıskanıyorum.. "Keşke ben yazmış olsaydım" diyorum.. Bu gıpta..
Üniversitelere gidiyoruz, sohbete.. Bitiyor..
Genç ve güzel kızlar etrafımı sarıyor.. "Haşmet nerde" diyorlar.. Deliye dönüyorum.. Bu haset..
Bir de bu ikisinin tam ortasında bir yer var.. Gene kıskanıyorsunuz, ama kıskandığınızı hiçbir türlü göstermiyorsunuz.. Dışarıdan bakan sizi "Buz" sanıyor.. Oysa için için yanıyorsunuz.. İyi de ediyorsunuz..
Çünkü sevginin birimi, ölçümü, kıskanmakla mümkün. Ne kadar kıskanıyorsanız, o kadar seviyorsunuz demektir.. Ama bu ölçüt sizin için.. Açığa vurdunuz mu, kıskançlık çirkinleşir, ucuzlar..
"Nerdeydin?.. Kimdi o" diye sorular sormak, cüzdanını, cep telefonunu karıştırmak..
Şüphe sevginin katilidir. Şüphe ile sevgi bir arada gitmez.. Kıskanmak güzeldir, saklarsan.. Şüpheye dönüştürür, sorgulama, delil arama başlarsa, sevgi ölür..
İnsan sevdiğinden şüphe eder mi?.. Şüphe ettiğini sever mi?.
Benim düşüncem bu..
Ama kadınlarımızın çoğu bu fikirde değil.. "Kıskanmıyorsun, demek sevmiyorsun" diyorlar.. Kıskandığınızı gösterdiğinizde şikâyet ettikleri halde, için için mutlu oluyorlar.. Hemen her sosyal guruptan olanı.. Okumuşu da, kenar mahalle kızı da..
Etrafına öteki kapıcı kadınlarını toplamış "Kocam beni dün gece bir dövdü, bir dövdü" diye övünerek anlatan, kadını yazmıştım bu köşede, hatırlarsınız..
Yani ya.. Kıskanmak, derin mevzu.. Kıskanmak çok büyük bir yelpaze..
Nahit Sıtkı'nın "Kıskanmak" deyişi doğru..
Haşo'nun "Hınç" deyişi ise yanlış..
Hınç, bambaşka bir şey.. Adım Hıncal.. Haşo'dan hıncımı bir hafta sonra aldım. Yaşamdan Dakikalar'da perişan ettim onu.. Sorarsanız, o "Haset" diyecektir, hıncımı almama..
Yarın izleyin, siz karar verin..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.