HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Dostluğun tadını çıkarmak..

Bugün köşemi Ataol Behramoğlu'na bırakıyorum.. "Aşk kaç kişiliktir ve Büyük Yaşamak" üzerine tartıştık ya. Sebep Ataol'un bu başlıklı iki şiiri.. Daha çok da ilki.. Ataol, Cumhuriyet'teki köşesinden, en fazla söz sahibi olma hakkını kullanarak devreye girdi. İşte o yazının ana bölümleri..

***

Hıncal Uluç'la Haşmet Babaoğlu'nun "Sabah" taki köşelerinden birbirlerine ufaktan attıkları taşları izlerken dostluklarının tadını ne güzel çıkarıyorlar diye düşündüm... Haşmet Babaoğlu "tartışma" dese de, tatlı bir söyleşi bu. Çünkü konunun kendisi (büyük yaşamak, aşk kaç kişilik) "tartışma" sözünün yükünü taşıyamayacağı gibi, "tartışmacı"ların bu konularda görüşleri ne kadar farklı olsa da, birbirlerine derin sevgileri her satırlarında duyumsanıyor...
***


"Yaşamdan Dakikalar"ın çekiminde şiirlerimi okuduğum sırada Hıncal Uluç'un inanılmaz bir dikkat ve sevgi yoğunluğuyla ışıldayan yüzü gözlerimin önünden gitmiyor.

Stüdyoda çekilen programı evde izlerken, şu duygu içimde daha da güçlendi: Bir şiir, şairinden de daha çok, onu sevene aittir. Gün gelir, şair kendi şiirine yabancılaşabilir. O zaman şiirin gücü, etkisi, güzelliği azalmış olmayacak ki! Hıncal Uluç'la Haşmet Babaoğlu'nun dostane tartışmalarının düğümü de sanırım burada bir yerlerde...
Hıncal Uluç yüreğiyle seviyor. Haşmet (belki itiraz edecek ama), hırçın duygululuğu ile; aklını işe fazla karıştırıyor.
Konuya yabancı okur için biraz açıklayayım: Tartışmamsı sohbetin ya da sohbetimsi tartışmanın konusunu "Yaşadıklarımdan öğrendiğim Bir Şey Var" ve "Aşk İki Kişiliktir" adlı şiirlerim oluşturuyor.
Hıncal Uluç, şiiri bence daha çok kalbiyle okuyor. Çünkü hayata bakışı da Öyle...
Tedirgin duygusallığıyla küçük kardeş (Uluç'la Babaoğlu'nun sevimli itişmeleri bana biraz benimle Nihat'ın çekişmelerimizi anımsattı), az önce söylediğim gibi, kendini aklının baskısından kurtaramıyor. Ve bana kalırsa, kendiyle daha az barışık...
"Büyük yaşamak" belki gerçekten de (Haşmet'in değindiği gibi) 68'lilikten, Marksist olmaktan uzak bir kavram değildir. Fakat onlarla bire bir ilişkisi de söz konusu değildir. Akılsal (kavramsal-ögütsel vb.) olmaktan çok, duygusal, coşkusal bir duyuştur. (Tam da Hıncal Uluç'un hissettiği gibi.)
"Aşk İki Kişiliktir" ise aşkın kaç kişilik olduğuna ilişkin matematiksel bir sorunun (matematikse) yanıtı değil, ağlayarak yazılmış bir yitirme şiiridir. Yitirilmiş bir aşkın ardından gelen avuntusuz yalnızlığa ağıttır... (Burada da, şiirin sadece yazarı değil okurlarından biri olarak da, kendimi Hıncal Uluç'un "yorum"una daha yakın buluyorum.)
Haşmet Babaoğlu ben bu satırları yazmadan önce bu konudaki son yazısında " Keşke biz köşe yazarları okuru polemiklerimizle yorgun düşürmemiş olsaydık... O zaman Hıncal! Abi'yle tartışmamızı günlerce tatlı tatlı sürdürmek içimden gelebilirdi!" diye yazıyor.
Bence dostluklarının tadını çıkarmayı sürdürmelerine hiçbir engel yok. Çünkü böyle yazılara da böyle dostluklara da toplumca özlem duyuyoruz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN