HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bir bayram haftasında Atatürk'ü hatırlamak..

Sahnede bir Türk flüt ustası var. Uluslararası bir virtüöz, Bülent Evcil.. Ünlü şef Maazel'in yönettiği İtalyan Uluslararası Senfoni Orkestrası'nda çalıyor, İstanbul Devlet Senfoni, Borusan Senfoni, Sao Paolo Senfoni, Murcia Senfonide çaldığı gibi.. Dünyada çalmadığı kıta yok. Kuşağının en iyi flütçüsü olarak vasıflandırılıyor.
Ona eşlik edenlerden biri Viyanalı gene uluslararası bir ünlü piyanist, Lior Kretzer.. Bir Amerikalı Ritmci kız.. Adı programda yoktu. Borusan'da çalıyor ve arkadaşları ona Emine diyorlarmış.. Ve bir Türk ritm ustası, Müşfik Galip Uran..
Bülent, Ulvi Cemal Erkin'in o insanı coşturan, kanını kaynatan müthiş yapıtını üflüyor.. Köçekçe..
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1 Kasım 1934'teki o ünlü Meclis Açış Nutku'nda işaret ettiği yoldan yürüyen ve Anadolu'nun o eşsiz ezgilerini, evrensel müzik kuralları içinde çok seslendirip dünyaya açan Cumhuriyet Bestecilerinden biri Ulvi Cemal.. Ve onu gene Atatürk'ün yolunu açtığı konservatuvardan yetişmiş bir Türk seslendiriyor.
Kadıköy Süreyya Salonu tıklım tıklım dolu ve herkes nasıl coşkuyla dinliyor, Köçekçe'yi.. Etrafıma bakıyorum.. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış haftasını çocuklara armağan ederek dünyanın çok çok ötesindeki devlet adamlığı vizyonunu bir kez daha kanıtlayan Atatürk'e, bu haftada bile sövmek için fırsat kaçırmayan köçeklerden biri var mı etrafta, diye.. Yoklar.. Olmazlar.. Atatürk sayesinde geldikleri bu yerde, Atatürk sayesinde oturdukları köşelerinde, Atatürk'e söverken, Atatürk Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği ve dünyaya armağan ettiği gençleri dinler, Atatürk'ün yol gösterdiği bestecilere alkış tutar mı onlar?.
O konservatuvarlar açılmasaydı.. O kültür ve sanat devrimleri, açılımları yapılmasaydı, bir 23 Nisan Haftası'nda, hem de böyle uluslararası bir ekipten, Anadolu'nun o eşsiz ezgilerini bu kadar keyifli izleyebilir miydik?..
Bu pazartesi gecesiydi.. Cumartesi bir başka müthiş etkinlikteydim, öğleden sonra.. Dünya çapındaki orkestra şefimiz, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası'nı yönetiyordu. Sahnede yüze yakın, yaşları 11 ile 17 arasında çocuk, müthiş bir müzik yapıyorlardı..
Atatürk'ün çocukları, 23 Nisanı, Atatürk'e layık bir görkemle kutluyordu. Gene etrafıma baktım.. Köçeklerden bir teki, orda da yoktu..
Bunlar böyledir.. Atatürk'ün olduğu hiçbir yere gelemezler.. Korkarlar çünkü..
Saklandıkları köşelerinden söverler sadece..

***

Cumartesi gecesi, CRR'de harika bir gösteriyi gene salonu tıklım tıklım dolduranlarla paylaştık. Moskova Devlet Akademik Bale Tiyatrosu müthiş bir şov yaptı.. Önce Kuğu Gölü'nün o efsane ikinci perdesini izledik. Güzeldi.. Ama bir kez daha hatırladım. Meriç, büyük Meriç çok daha güzeldi.. Arada yanıma yaklaşan Büyük Macide, göğsündeki Atatürk rozetini hiç çıkarmadan gururla taşıyan Macide Tanır da kulağıma öyle fısıldadı zaten.. "Meriç daha iyiydi.."
Cumhuriyet, Atatürk Cumhuriyeti ne büyükler, ne ustalar, ne divalar yetiştirdi..
İkinci yarıda ünlü balelerden seçme danslar vardı..
Gecenin doruk noktası, ünlü Bolşoy'un yıldızları Elena Adriyenko ile, Ruslan Pronin'in yaptıkları, Piazzola'nın Son Tango'su oldu.. Andrey Uvarov'la gene Elena'nın, Minkus'un Don Kişot'undan alınan dansları ise bitmesi istenmeyen rüyanın kapanışıydı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN