HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bu akşam bu gezegenin bir yerlerinde..

Hafta sonu yazıları için bilgisayarın başına oturduğumda, Yasemin odama girdi. "Fazıl Say'dan bir mail geldi" dedi.. "Sıranıza attım.."
Bir nefeste okudum.. Ve yerimi hemen ona bırakmaya karar verdim.. "Çöktü" denen bir Atatürk, bir Cumhuriyet Devrimi'nin hem de nasıl doruklarda yaşadığı bu kadar güzel, bu kadar duygusal anlatılamazdı.

***

Daha yeni turneden döndüm.
Önce Almanya'da, sonra Cenevre ve Zürih'te tamamen dolu salonlarda konserler verdim. Münih'te, Süddeutsche Zeitung gazetesinde çıkan eleştiride "Biz bugüne değin Münih kentinde böyle bir Çaykovski Konçertosu dinlememiştik, bambaşkaydı" yazıldı...
Ama bu yazıları bile ertesi gün unutmaktayım. Hayat korkunç hızlı...
Bu akşam evdeyim. Ender gördüğüm ve çok özlediğim kızım Kumru ile beraber çizgi film seyredeceğiz.
Yeni biten solo keman bestemi "Cleopatra" nın notaları basıma hazır.
Ve gecenin geç bir vakti de olsa, nisanda Berlin'de çalınacak olan yeni eserim "Alevi dedeler rakı masasında" üzerine çalışacağım... (Bu çok derin bir konudur, Arif Sağ'ın bana anlattığı bir gerçek olaydan yola çıkan bir eser.)
Bugün evdeyim. Bu akşam İngiliz kemancı Priya Mitchell bugüne değin pek çok kez çalınan keman konçertom Harem'de 1001 Gece'yi Belgrad'da çalacak.
Konseri dinlemeye bile gidemiyorum.
Yine bu akşam, dostum ve değerli meslektaşım Hüseyin Sermet, Londra'da önemli bir konser verecek. Hüseyin, Ulvi Cemal Erkin'in öğrencisi idi.
Ben , rahmetli hocalarımın konserlerime geldiğine inanmaya başladım. Fenmen.. Gündemir...
Oradalar sanki. Salondalar.
Kim bilir? Belki Erkin de öğrencisi Hüseyin'i dinlemeye gidecektir bu akşam?
Ve yine bu akşam dünyanın kim bilir hangi şehrinde, İdil Biret, Gülsin Onay resitaller veriyor olacaklar.
Gülsin her konserinde Saygun çalar mutlaka. Bu akşam da vardır programda. Belki Etüdler.. Belki Prelüdler...
Bu akşam Colorado Eyaletinde bir evde, bir müziksever Güher- Süher Pekinel kardeşlerin Poulenc CD'sini dinleyecek.
Ama , Norveç'te, Çin'de, İtalya'da pek çok evde, pek çok müziksever aynı CD'yi dinliyor olacaklar.
Erkin'in, Saygun'un eserleri hiç aklınıza gelmeyecek ülkelerde, topluluklar tarafından seslendiriliyor olacak.
Filipinlerde mesela, bir Yaylı sazlar Quarteti Saygun çalıyor olabilir. Ya da Kore'de. Ya da Hollanda'da...
Bu akşam Antalya Piyano Festivali'nde yine büyük ustaların katıldığı bir konser var. Biletleri tamamen bitmiş.
Ankara'da ve İzmir'de Orkestralar haftalık konserlerini bu akşam veriyorlar.
Hepsi bu akşam..
Bu akşam, İngiliz şef Howard Griffiths ile, İstanbul Senfonisi'nin Mart 2011'de Moskova'daki seslendirilişi ile ilgili teknik detayları telefonla görüşeceğim.
Yine bu akşam, Ankara'da bir Konservatuvar öğrencisi, verdiği sınıf resitalinde İlhan Baran'ın eserlerini çalıyor olacak.
Genç bir sopranomuz bu akşam Berlin Operasında Mozart söylüyor olacak.
Bir başka genç soprano ise, Milano'daki bir Şan Yarışmasında finale kalacak. Bu akşam.
Bu akşam Safranbolu'da, Geçen ay NewYork'da dünya birincisi olan Yaylı sazlar Quartetimiz "Borusan Dörtlüsü", bir konser verecek.
Konsere daha çok, gençler, öğrenciler gelecek.
Paris'te bir Türk Viyolonsel öğrencisi, arkadaşları ile ufak bir gruba çağdaş müzik konseri verecek.
Eskişehir'de bir Müzikolog, Cemal Reşit Rey'in Orkestra eserleri üzerine yaptığı araştırmaya kafa patlatacak.
Prag'da yaşayan bir Türk Balerin, bu akşam kendisini sakatlayacak kadar çok çalıştığı için hüzünlere boğulacak.
Mersin'deki bir balerin ise hayatının en iyi performansını bu akşam verecek.
Bu akşam, YouTube'daki binlerce "Fazıl Say Videosu" tüm gezegende 250.000 kere tıklanacak. Muammer Sun bu akşam bir "Onur ödülü" alacak. Eve döndüğünde ise, müziğini yaptığı bir filme Televizyonda rastlayacak...
Bu akşam Türk Hava Yolları ile uçan 78.000 kişi, uçağın içinde Alnar'ın Kanun Konçertosu'ndan bir bölüm dinleyecek.
Bu akşam Avangard bestecimiz İlhan Usmanbaş evinde eski dostları ile buluşacak. Evde "yeni müzikte ne yapılıyor?" konusu konuşulacak.
Ve daha binlerce insan.
Ve daha binlercesi..
Bizim halk bunları bilmez. Nerden bilsin?
Medya da yazmaz bunları...
TV? Unut gitsin...
O zaman? Murat Bardakçı'nın "Türkiye'deki Müzik İnkilabı çatır çatır çöktü" dediği durum bu.
Bu akşam bu gezegenin bir yerlerinde, o dimdik yükselen devrimin çocukları harikalar yaratacaklar..
Ben, kızım Kumru ile çizgi film seyrediyor olacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.