HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

Abuzittincim,
Geçen gün TV haberlerde gördüm. Labratuvarda köpeklere çeşitli hastalardan alınan idrarları koklatıyorlar ve hayvanlar kanserli hücre atıklarını hemen teşhis ediyor. Köpeklerin koku alma kabiliyetlerinin hepimiz farkındayızdır da böylesini ilk defa görüyorum. Narkotik köpekler, depremde toprak altındakileri bulan köpekler, bildiğim kadarıyla daha çok Amerikan polisinin kullandığı, suçluyu olay mahallinde bıraktığı kokulardan izleyip yakalatan köpekler.. Bunlar tamam da sen kalk kanseri teşhis et!
"Bu TV haberi ne derece doğru?" diye şöyle, internet âleminde dolaşınca Prof. Dr.Tamer Dodurka'nın makalesine rastladım. Daha da hayrete düştüm. Meğer köpeklerin bu özelliğinden yararlanmak için bi çok üniversitede çalışmalar yapılıyormuş. Tabii bizimkilerde değil. Amerika, İngiltere, Japonya, İsveç, Kore.. Ciddi, ciddi kürsüler kurulmuş.. Köpekler eğitiliyor..
Prof. Dodurka diyor ki ".. dünya, bu burundan daha iyi bir dedektörün olamayacağının farkında ve bu yetenekten daha fazla yararlanma yollarını araştırıyor. Biz ise 'olur mu böyle şey' demekten öteye gitmiş değiliz."
Yalnız o kadar olsa iyi.. Hâlâ sokaklarda köpekleri vurarak öldürmek, zehirlemek, taşlarla sopalarla yaralayıp orasını burasını kırmak, hiç olmadı kafasına su bidonu geçirip, hayvancağızın havasız kaldıkça debelenmesini seyredip keyif almak.. Bizde olanlar bunlar.
Üniversitelerimize gelince, onların da tartıştığı: "Yumurtayı fırlatmak mı yoksa omlet yapıp yemek mi daha yararlıdır!"
Gelelim gene tıp dünyasının köpeklerden nasıl yararlandığına.. İki sene önce İsveçli bi araştırma grubu köpeklerin yumurtalık kanserinde doğru teşhis oranının yüzde 97.5 ile yüzde 100 arasında olduğunu saptamış. Müthiş bi rakam.. Polonyalı bilim adamları da bu hayvanların çeşitli kanser vakalarını tesbitte yanılma paylarının sadece yüzde 9 olduğunu söylüyorlar.
İşin başka ilgiç yanı, tümör, daha cihazlarda saptanacak büyüklükte değilken hayvanlar teşhisi koyuyor! Ben zaten köpekleri severim. Şimdi, bi çeşit saygı da duymaya başladım Abuzittincim.
Peki biz bundan neden yararlanmayalım? Prof. Dodurka'nın yazısından anladığım kadarıyla, narkotik köpekler nasıl yetiştiriliyorsa bunlar da aynı metotla eğitiliyorlar. Yani, en azından denemesi çok zor mu?
Yalnız bi sorun var. Kullanılacak köpek cinslerinin koku almada, türlerine göre, daha yetenekli olması gerekiyormuş. YÖK' ün devreye girip, ÖSS gibi bi sınavla bu sorunu aşması beklenebilir..
Ayrıca, bi adım daha atıp, bu eğitimi daha geliştirmeliyiz diye düşünüyorum kardeşim.. Eskiler," Adam olacak çocuk kakasından belli olur " derler ya. Diz çocukları koklat, kakalarını köpeklere.. "Bu doktor, bu mühendis, bu eşkiya, bu devlet su işlerinde memur, bu baş müzakereci, bu başbakan!"
Böyle bi buluşun, Dünya da ilk 500'e girmekte sıkıntı çeken üniversitelerimiz için de büyük başarı olacağı herhalde tartışılmaz!
Münasip yerlerinden öperim Abuzittincim.
Kardeşin Güneş.
Tecellister@gmail.com

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.