HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Aleve aydınlığı için teşekkür et..

"Gençler bu adamı tanımalı" diye yazmış Mevlüt Tezel kardeşim.. Yazdığı Cem Aydın.. Doğuş Yayın Gurubu Genel Yönetmeni.. Ve de Ömer'i eklemiş ardına.. Ömer Özgüner.. Cem'in yardımcısı..
Doğuş, yayın dünyamıza bir efsane patlama ile giriyor.. Bir defa "Uzay üssü" gibi denen müthiş tesisleriyle.. İki.. Star TV'yi de alarak, bu tesislere yakışan bir genişlemeyle.. Big Bang!..
Medyaya her giriş, her büyüme, her genişleme, bir gazeteci olarak beni çok mutlu eder. Kendimi her patlama ile, daha güvende, daha özgür hissederim.. Bu yüzden de bir medya kurumu zora girdiğinde, battığında, kapandığında zil takıp oynayan gazetecileri anlamam..
"Benden başkası yaşamasın" diye çırpınanları, bindiği dalı kesen Nasrettin Hoca'ya benzetirim hep..
Cem ve Ömer çok sevdiğim insanlardır.. Onlar da beni severler.. Mevlüt haklarında ne yazmışsa, doğru ve eksik..
Ama yazıda asıl eksik, bir başka isim..
Tagore "Aleve aydınlığı için teşekkür et.. Ama tükenmeyen bir sabırla gölgede durarak lambayı tutanı da unutma" der..
NTV'de, tükenmeyen bir sabırla lambayı tutan adam Erman Yerdelen'dir..
NTV'yi yıllar önce Cavit Çağlar, Nuri Çolakoğlu ve Erman Yerdelen kurdular..
Çağlar, patrondu. Nuri, "Televizyon kuran adam.."
Türkiye'de reyting rekorları kıran programlar yayınlayan kanallar yaşam savaşı verirken bir haber kanalının tutacağına ve yaşayacağına inanan ve Çağlar'ı da inandıran adamdı, Nuri..
Erman, Çağlar'ı temsilen ve ondan aldığı tam yetki ile Nuri'nin bütün isteklerinin yerine getirilmesini sağlayan yöneticiydi.. Gurup Başkanı..
Tıpkı Sabah gibi, NTV de karanlık günler yaşadı. Cavit Bey zora düştü. NTV'ye el kondu.. Nuri, yeni televizyonlar kurmak için ayrıldı. NTV, Doğuş gurubuna satıldı.. Ama bütün bu dönemlerde Erman hep işin başında kaldı. Gelenler, NTV'yi kimin yürüttüğünün farkındaydılar.. Sihirbaza dokunmadılar..
Ferit Şahenk de, Erman'a sahiplenerek en doğru işi yaptı ve işte sonunda bugünlere gelindi..
Ferit Bey'le de tanıştım. İnsanlar seyahatte tanınırmış ya.. Ferit Bey'in bir davetine katıldım. İspanya'ya gittik. Patron olduğuna bin şahit lazımdı. Daha sonra başka gezilere de çağırdı beni, ama katılamadım. Özürler diledim.. Dostluğumuz sürüyor.. Ferit Bey'le mesafeli.. Erman'la enseye tokat.. Cem ve Ömer'le kardeş ilişkileri içinde..
"Bu nasıl dostluk" derseniz..
Gerçek..
NTV iki defa benim programımı hiç anlamadığım şekilde bitirdi. İlki 14 yıldır süren efsane 90 Dakika'ydı. Bittiğini gazetelerde okudum. Şaşkına döndüm. Hâlâ niye bittiğini bilmem.. Aziz Yıldırım emretti de, ondan mı?. Ferit Bey maçlara sarı lacivert forma ile gidecek kadar fanatik Fenerli de, o mu tahammül edemedi.. Bin dedikodu.. Hangisi doğru bilmem.. Ama kovulmamı, Erman, Cem, Ömer ve NTV Spor Müdürü Fuat'ın (Akdağ) katıldığı bir yemekte kutladık. Bana hediyeler verdiler..
Ertesi sezon başlarken de Kırmızı Çizgi programını teklif ettiler.. Mehmet Aslan'la bir yıl boyu büyük keyif alarak yaptık..
Ama sezon bitince biz de bittik. Bu defa gazetelerden de okumadım.. Kimseler bize "Bitti" demedi.. Ama yeni sezon programları arasında adımızı görmeyince bittiğini anladık..
Kilis'te bir lafımız vardır.. "Dostluk kantarla.. Hesap miskalle.."
Kantar, odun tartısı birimidir. 100 kilo.. Miskal kuyumcu ölçüsüdür. 5 gram..
Hesaplarına uymadık, demek ki dostlarımın..
Ama bu defa kovulma yemeğini de yemedik.. Erman'ı aradım "Yemek ne zaman" diye.. "O Fuat denen adama bin defa söyledim. Hâlâ organize edemedi" dedi..
"Valla NTV'nin masrafı çok bugünlerde, belki de ondandır, hesaplar benden" dedim. Hâlâ haber çıkmadı. Artık yeni yılda yeriz herhalde..
Bu arada ben de işimi yaptım tabii.. Okuyorsunuz köşemde.. NTV'yi acımasız eleştiriyorum..
Tabak sevdiği deriyi yerden yere vururmuş.
NTV, benim Haber TVciliğinde gözdem.. Bu işi bu ülkede başlatan marka.. Kuranlar ve devam ettirenlerin hepsi çok sevdiğim insanlar.. Hayatımın en keyifli programlarını orada yaptım. Sevmeyip ne yapacağım?. Sevince de eleştireceğim..
Bizde sevgi "Yalakalık" anlamına gelir genelde.. İnsanlar yaladıkça sevdiklerini gösterdiklerini sanırlar. Yalananlar da, yalayanları "Seven" sanırlar..
Bu ülkede bazı insanlar niye kısa zamanda çekilmez hale geliyorlar..
Çünkü etraflarında "Padişahım çok yaşa.. Senden büyük Allah var" diyen bir çember oluşuyor..
Onlar bu çembere inanıp "Şu yanlış" diyen herkesi düşman, kendilerini "Tanrı" sanmaya başlıyorlar..
Sansınlar ne yapalım.. Ben en çok sevdiklerimi en çok eleştirmeye devam ettim hep. Ediyorum da..
O yalaka çemberini aşıp daha hedefe ulaşırsa bir eleştirim, sevdiğim insanın bir hatasını düzeltmesine yarar belki, diye..
Beni "İçimizdeki İrlandalı" ilan eden Mustafa Denizli, en gerçek dostunun o İrlandalı olduğunu sonunda anladı..
Fatih Terim de anlayacak.. Ötekiler de anlayacaklar..
Onlar nasıl işlerini inandıkları gibi yapıyorlarsa, benim de inandıklarımı yazdığımı, en sevdiklerim için, en acımasız olduğumu görecekler..
Bu yalakalar dünyasında, insanlara acımasız eleştirmenler gerek!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.