HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kemal Belgin'den..

Sevgili ağabey ve dost Hıncal Uluç, yazı yazacak yerim kalmağından köşesini bana açtığını büyük futbol adamı Necdet Çobanlı'nın cenazesinde söylemişti. Bu jesti gururla, heyecanla karşılamış ama, o sütunlara girip girmemeyi uzun uzun düşünmüştüm. Neden mi? Çünkü, doğruları yazan bir gazeteci olarak kapı önünü çok bulduğumdan, acaba Hıncal Ağabey'e de bir zarar verir miydim? Ama aynı yolda yürüyorduk. O halde? "Yürü Kemal" dedim.
Değerli ustam,
Bak ne oldu geçtiğimiz pazar günü öğlen saatlerinde... Galatasaray'la Fenerbahçe arasında kadın basketbolunun kupa finali oynandı. Müthiş bir maçtı.. Fenerbahçe iki defa ciddi farklarla öne geçti ama son bölümde kaybetti ve kupa Galatasaray'ın oldu.
Bu maç aynı zamanda pek yakında kapımızda duran Avrupa Şampiyonluğu sekiz takımlı final grubu maçlarının bir ölçüsü idi. Kim bilir belki de bu iki takımdan biri ülkemize büyük gururu yaşatacaktı. Ama gelin görün ki, 105 yıllık koca Fenerbahçe'nin sporcuları maç sonu ödül törenine katılmayarak, büyük günah veya ayıp, kısaca adını ne koyarsanız koyunuz bir sportmentlik cinayeti işlediler.
Federasyon Kadın Basketbol sorumlusu Jülide Sonat'ın tüm rica ve yalvarışlarına rağmen kupa töreni Fenerbahçe'siz kaldı. Peki, şimdi sormazlar mı, "Taaa Antakya'ya kadar gelen Fener yönetim kurulu üyesi Yasemin Merçil, ne işi yapar" diye... Yasemin hanım, neden sporcularınızı törene zorlamadınız? Yakıştı mı bu koca Fenerbahçe'ye?
Kulübünüzün tarihini iyi okuyun, Bu, olsa olsa, mahalle kulübü yönetim tarzıdır. Yani, "Bana ne, bana ne, çıkmıyorum işte" gibilerinden... Yazık vallahi çok yazık!
BİZE ULAŞIN