HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Televizyonculuk!..

Televizyon zamanla yarışmadır.. Gazete ertesi günü bekler. Televizyon "Anında" imkanına sahiptir. Televizyon sorumlularının "Anında refleksi"ne sahip olmaları kaydıyla..
Haftasonu, NTV izliyorum.. "Gazetelerde bugün" diye anlatıyor biri.. Ekrana önce gazetelerin birinci sayfaları, sonra kesilip biçilmiş manşetleri geliyor..
Milliyet'in manşetini okuyor sunucu.. "Abdullah Öcalan nerde" gibi bir şey. Sunucu alt başlıklarla haberi anlatıyor.. "Aydınlık gazetesi günlerden beri yayın yapıyor ve Öcalan'ın İmralı'da olmadığını ilan ediyor. Nerde olduğunu cumartesi günü açıklayacaklar" diyor.
Yahu o gün cumartesi zaten.
Yani NTV sunucusunun (!) Milliyet'in manşetini okuyarak beni meraklandırdığı sorunun yanıtı, 100 metre ötedeki gazete bayisinde duruyor..
Ama bizim sunucu meraklı falan değil. Anlattıkları da umurunda değil. O önüne her gün takım olarak konan ayni gazetelere bakıyor sadece.. "Milliyet'in manşetinin yanıtı bugünkü Aydınlık'ta. Acele bir Aydınlık getirin" deme refleksi yok!.. Çünkü gazeteci değil. Çünkü merak etmiyor. Önüne gazeteleri koymuşlar. "Oku" demişler.. Okuyor o da.. Ötesi "Refleks"e girer. Kişisel reflekse.. Hani nerde?.
Programı, ekran başındaki bizlerle alay eder gibi bitiriyor.. Yahu bir espri yap hiç değilse.. "Merak eden gitsin bir Aydınlık alsın öğrensin Öcalan nerdeymiş.. Bizim TV'nin bütçesi yok, biz alamadık da" de ki haline gülelim, meslek adına ağlayacağımıza..
BİZE ULAŞIN