HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Churchill: "Kelimelerin Gücü"..

Serpil Gogen /New York

"Bu diktatörleri heykeller gibi kaidelerinin üzerinde, askerlerinin mızrakları, polislerinin coplarıyla çevrili olarak görürsünüz. Her tarafta yığınla silahlı adam, top, tüfek, uçakla korunurlar.
Perdenin önünde övünür, methiyeler düzerler ama kalplerinde içten içe bir korku barınır. Kelimelerden, düşüncelerden ürkerler. Dışarıda konuşulanlar, içeride ise kıpırdanmaya başlayan -yasaklandığı için daha da güçlenenfikirler onları dehşete düşürür."
Yıllar öncesine ait bir paragraf..
16 Ekim1938'e.. Bu satırları, New York'ta, "Churchill: Kelimelerin Gücü" adlı sergiyi gezerken, not almışım..
İngiltere, İtalya ve Fransa'nın Çekoslovakya'ya baskı yaparak, Südetler'i Nazi Almanya'sına devretmesini kabul ettirdikleri Münih Antlaşmasından iki hafta sonrasına ait olan paragraf, hem tavizlerle ortamı yatıştırmaya çalışan zamanın İngiliz Başbakanı Chamberlain'i, hem de Adolf Hitler'i altüst etmiş..
Sergi de zaten bir yaşamın yarım yüzyılı aşan en karmaşık bölümünü ele alan mücadelenin, gücün ve güzelliklerin "Söz"e yansıyarak dünya tarihini değiştirmesinin dökümü..
Çeşitli kaynaklardan derlenen yazıya, sese, fotoğrafa, filme, belgelere dayalı sözler.. Müthiş bir zekâ, sabır, özgüven, disiplin, bilgi, ilham ürünü konuşmalar ve metinler..
Winston Churchill'in 20. Yüzyıl'a etkisini, gelmiş geçmiş en "usta" hatip liderlerden biri ve Nobel ödüllü yazar olarak önemini vurguluyor. Kelimelerin gücünü 20'li yaşlarında keşfetmiş.
Askeri deneyimleri makale olarak gazetelerde yayınlanırken, en yüksek ücreti alan savaş muhabiri olarak tanınıyor.
John. F. Kennedy, onunla ilgili olarak, "Kelimelerinin ışığı vatandaşlarının cesaretini aydınlattı" derken, Franklin D. Roosevelt, onunla ayni dönemde yaşamayı "keyifliydi" diye tanımlıyor.
Ya Churchill'in Roosevelt'le ilgili sözleri... "Hiçbir âşık metresinin tüm kaprislerini benim Roosevelt'inkileri çektiğim kadar çekemez."
Sergide, özellikle dikkat çeken iki cümle var.. İki çok tanınmış cümle.. "Size sadece kan, zahmet, gözyaşı, ter vaat ediyorum" diye başlayan savaşla ilgili ilk konuşması ve Pearl Harbour baskınını duyduğu anda ağzından çıkan sözler: "Sonunda kazanıyoruz!"..
"Gelecek bilinmiyor ama geçmiş bize ümit vermeli"..
"Demokratik toleransın ve özgürlüklerin, yasaların koruması altında olduğu toplumlarda da çeşitli kötülükler oluşabilir. Ama zaman verin.. Kendi çözümlerini üreteceklerdir" cümleleri eylül ortalarına kadar sürecek sergiden aklımda kalanlar arasında..

BİZE ULAŞIN