HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Mersin'e, tersine giden kim?.

"Herkes Bodrum'a giderken, sen Bodrum'dan dönüyorsun" dedi millet..
Ben hep her şeyin tersini yapmaya meraklıymışım da.. "Tersini yapan herkes" dedim.. "Ben doğrusunu yapıyorum.."
Cumartesi gecesi Bodrum tam bir felaketti.. Yürüyüş trafiği bile felaket.. Bodrum yolları (Onu ayrı yazacağım) Boğaz Köprüsü gibi.. Bizim Marina Vista'dan Kale'ye, yani baleye yürüyenler, arabayla gidenleri yarım saat beklediler anlayın trafiği..
Her yer, en yoğun saatteki İstanbul metrosu.. Restoranlar, cafeler, eğlence yerlerinde, yer bulursanız iyi ayak koyacak ne mutlu size.. Tabii öyle olunca, servisler felaket.. Kalite düşüyor.. Fiyatlar katlanıyor..
Oysa İstanbul bomboş.. Hava alanından eve 25 dakikada geldik anlayın..
İstanbul cennet.. Bodrum cehennem.. Tatil hangisinde yapılır?..
Benim bir de kendi kendime verdiğim görev var..
Eskiden bayramlarda, Gazeteciler Cemiyetleri, Bayram Gazetesi yayınlar, öteki gazeteler çıkmazdı. Bayram gazetelerine bayılırdım. "Milli Takım" gibi olurdu.. Her gazetenin en seçkin kalemleri bayram gazetelerinde birleşirdi. Sonra Cemiyetler işin tadını kaçırdılar. Bayram gazeteleri gazete olmaktan çıktı, hatta bayramdan önce basılan ve dağıtılan "İlan ve reklam Cerideleri"ne döndü. Haberin "H" si yok.. Üç gün önce hazırlanan gazetede ne haber olur ki zaten..
Dinç Bey (Bilgin) isyan etti bir gün.. "Ben bayramda gazetemi basacağım" diye.. Sabah'ı yani..
Ben ilk destek veren oldum.. "Bu karar, halkın haber alma hakkına saygıdır" diye..
"Tabii, senin şeyin şeyine denk" dediler.. "Her bayram tatil yapıyorsun zaten.. Biz gazetecilerin yılda iki bayramlık tatili vardı ona göz diktin.."
Yahu ben yıllık izin kullanmam, geleneksel olarak.. Bir "Sebeb" varsa, giderim, hem ziyaret hem ticaret.. Dünya Kupası, Olimpiyat, Festival, falan filan.. Benim için tatil her sabah odama gelip yazmak.. En büyük keyfim..
O para toplama dışında amacı olmayan kese kağıtlarından kurtulurken kendi kendime söz verdim..
"Oğlum Hıncal, iki elin kanda olsa, her bayram çalışacaksın, namerde fırsat vermeyeceksin" diye..
Ben uzaktan kumanda gazetecilik yapamam.. Yani Bodrum'da yatıp, bilgisayarla yazı göndermek benim işim değil..
Ben yazımı gazetede yazarım.. Gazetede, odamda.. O zaman "Yazı" olur!.
Bayramın birinci günü, Tersin'den uçtum, Mersin'e geldim.. Bomboş İstanbul'a ve odama!. Beni sizlerle buluşturan, beni ben yapan odama..

***

Ben döndüm. Yazılarımı yazdım. Ama bayramlık yazı işleri döndüğümü fark etmemiş. Oysa " Dükkân salıya açılıyor" diye yazmıştım, perşembe giderken. Dün sabah gazeteyi açtım, benim köşe yok.. Yani bugün okuduğunuz yazıların hemen hepsi, aslında dün, yani "Bayram'ın Son Günü" okuyacaklarınızdı.
Olur böyle vakalar!. Yazı İşleri de bana "İyi Bayramlar" dedi, ne yapalım..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN