HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

Abuzittincim,
Cevat Taylan kardeşimizi de bu dünyadan uğurladık. Daha Cumhuriyet Bayramında telefonla konuşmuş, birbirimizin büyük bayramını kutlamıştık.
Vefat haberi Gazeteciler Cemiyet'inden gelince, kahroldum. Üç gün önce, gümbür gümbür sesiyle Harbiye Marşını söyleyen adam, kızının evinin merdivenlerini çıkarken, bi kalp krizi, artık yok! Çok renkli, çok çizgi dışı bir adamdı rahmetli. O'nu TRT'de tanımıştım. Cevat'ın, karşısındakini ikna yeteneğine, öbür arkadaşlarım gibi, ben de hayrandım. Ve bu yeteneğini, özellikle telefon konuşmalarında, kendine has taktiklerle öyle güzel kullanırdı ki, ulaşamayacağı haber olmazdı Abuzittincim.
Zaten, Selim Esen TV röportajında anlatmış: "Onu telefonla Macar Başbakanı'yla konuşurken duyunca küçük dilimi yutacaktım." Cevat nihayet, TRT'de bi Dış Haberler Muhabiri.. Ama bu Cevat Amerika Başkanıyla da konuşur Abuzittincim. O devirde, bu sahada, onun kadar istihbaratı kuvvetli birinin olabileceğine (MİT dahil) hala inanmıyorum.
Bir anekdot da Mustafa Salihoğlu'ndan: ".. Haber Odasına girdim, Cevat parmağını dudaklarına götürüp gürültü etme anlamında işaret yaptı. Ses çıkartmadan kulak kabarttım. "Mr. Kissinger... my dear friend..." diye bi şeyler söylüyor.. Bizimki , Amerikan Dışişleri Bakanıyla konuşuyor.. Şaşırıp kaldım". Sonra anlatmış Cevat. Yurt dışında bi basın toplantısı sonrası kokteylde, uzun uzun sohbet etmişler. Tabii Cevat'tan peşpeşe, hafif dekolte süper fıkralar.. O günden beri Kissinger onu ararmış.. Cevat da Kissinger'i. Şöyle bi düşün Abuzittincim, o tarihlerde bizim Dışişleri Bakanı'nın Kissinger'le telefonla görüşebilmesi için en az bi hafta beklemesi lazım.
O yıllarda (60'lı yıllardan bahsediyorum) şehirlerarası, milletlerarası otomatik telefon görüşmeleri yoktu. PTT'nin santralini arardınız, oradaki hanım telefon operatörler sizi istediğiniz numaraya bağlardı. Ama bu bazen saatler sürebilirdi. Haber peşinde koşan gazeteci için en büyük işkence! Fakat Cevat Taylan, ne yapar eder, istediği konuşmayı en kısa sürede bağlatırdı. Geride bıraktığı arkadaşları hala bunun sırrını çözebilmiş değiliz. Bi defasında ben de şahit olduydum. TRT'nin Amerika ile bi dış bağlantısı var. Bağlantı bi türlü sağlanamıyor. İç Haberler Müdürü Doğan Kasaroğlu (rahmetli) "Bana, hemen Cevat'ı bulun." dedi. Vakit geç.. Cevat mezeleriyle ünlü "Tavukçu" Lokantasında günün yorgunluğunu atmakla meşgul. Bulup getirdiler. Milletlerarası'nın şefini aradı "Bak dedi: "2 dakikada Amerika'yı bağladın bağladın, yoksa patron ( Doğan Kasaroğlu) beni işten atacak. Yatak yorgan kapınızın önündeyim." Valla Abuzittincim 2 dakikayı bile bulmadı. Bağlantı sağlandı, yayını gerçekleştirdik.
Yarın, bi gün telefonum çalar O'nun gür ve neşe dolu sesi "N'aber Tecelli.. Orada durumlar nasıl" diye sorarsa şaşırmam Abuzittincim. "Cevat Taylan bu, bi yolunu bulmuştur!" derim.
Münasip yerlerinden öperim, kardeşim.
Güneş.
tecelligunes@yahoo.com.tr

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN