HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Safranbolu’da Ahmet Taner Kışlalı!.

Safranbolu'da beni en çok duygulandıran yer "Kaymakamlar Konağı" oldu.
Kaymakam, bizim değil, Osmanlı'nın kaymakamı..
Rütbe yani.. Bugün Yarbay'ı..
Kaim- Makam, Osmanlıcası..
Bu konağın hem Safranbolu, hem de ailemiz açısından büyük önemi var..
Çünkü, burayı sevgili kuzenim Ahmet Taner Kışlalı, Kültür Bakanı iken, 1979'da ziyaret ettiği Safranbolu'da görmüş, hayran olmuş, kamulaştırmış ve restore ettirmiş..
Bugün Safranbolu Evleri diye dünyayı saran ve 1994'te Safranbolu'nun Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası ilan edilmesine yol açan kişi, beraber büyüdüğümüz, aradaki orta tahsil dışında, ilk ve son okulları beraber okuduğumuz, beraber gazetecilik yaptığımız, kardeşim Ahmet değil miymiş meğer.
1830'da yapılmış Konak, bugün müze.. Beni gezdiren Yaşayan Safranbolu Tarihi Aytekin Kuş, hem dolaştırıyor, hem anlatıyor.. Üç katlı.. Girişteki büyük selamlık odası, bugün kültürel etkinliklerin düzenlendiği salona çevrilmiş.
Kapısındaki minik levhada "Ahmet Taner Kışlalı Konferans Odası" yazıyor..
Kasabada gördüğümüz ve Ahmet Taner Kışlalı yazısı da bu.. Zamanla siyaset, vefanın önüne geçmiş olmalı..
Konak her Safranbolu evi gibi güneş ışığı eve bol girsin diye planlanmış.. Orta kata çıktık ki, burası dörtgen değil, çokgen..
Merdiven başında üç pencere yan yana ama düz değil, açılı dizilmişler..
Aytekin gösterdi.
"Şu pencereye bak, Hıncal Ağbi.. Bu çıktığımız merdiveni aydınlatıyor..
Ortadaki salonu. Onun yanındaki de, dipte üst kata çıkan merdiveni.." Safranbolu Evlerini dünya mirası yapan işte bu "Aydınlık Esaslı Mimari" değil mi?.
Kaymakamlar Evi Müzesi, içine zamanın kılıklarıyla yerleştirilmiş mankenleri ile yaşar hale getirilmiş.
Bu mankenlerin pek çoğu da hareketli.
Elişleri yapan kadınlardan, evin hamamında gusul abdesti alan adama kadar..
Ahmet'in yaptığı sadece bu değil tabii.. Aytekin'le gezdik.
Tarihi Loncalar Çarşısı Arasna, son ustalar da terk edip gidince keşhaneye dönmüş.. Halk şikâyetçi..
"Kapıları kilitleyin içeri kimse girmesin" diyor. Kuzen Ahmet, o çarşıyı da kamulaştırıp kurtarmış ve bugünün en çok turist çeken yeri haline getirmiş..
Aytekin beni tarihi çarşının taş sokaklarında gezdirirken içerde bol Çinli turist vardı..
Ne var ki, son zamanlarda turizm darbe yiyince, hem içerden, hem dışardan gelişler azalmış, dükkânların çoğu kepenk açmaz olmuş..
Ben hayran hayran, ama biraz zor dolaştım. Dedim ya yol, parça parça taşlarla döşenmiş ve kenardan ortaya eğimli..
Bunun sebebi kar ve yağmur sularının dükkânlara ve temellere doğru değil, ortadan akması..
Sadece tek tek evler değil, kent mimarisi de olağanüstü, çağ ötesi burda, dedim ya..
Aytekin bir plan üzerinden gösterdi..
Üç tarihi cami, cetvelle ayni çizgi üzerinde.. Paris'i hatırladım..
Zafer Anıtı, Concord ve Piramit ayni doğrultudadır. Paris iki yanda bu doğrultuda uzar..
Aytekin "İnsanlar başından beri mabetler civarında toplanırlar.
Safranbolu'da kentleşme de bu üç tarihi mabet doğrultusunda gelişmiş işte" dedi..
(Devam edeceğiz tabii..)
BİZE ULAŞIN