HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bay Vitali’den Cem Bey’e, Vakko!..

Bay Vitali çok iyi dostumdu.. Merter'deki Vakko Merkezi'nde geleneksel piknikler yapardı, dostlarına.. Her defasında da elimden tutar, o dünya güzeli bahçeyi, sonra da binanın içini gezdirirdi, gururla..
Oğlu "Bay Cem" olmadı.. O Cem Bey!. O da dostum.. Hayata Vakkorama'yı kurarak başladı. Harika işler yaptı, Vakkorama da.. Şimdi Vakko'nun başında..
İlk defa Nakkaştepe'deki yeni Vakko Merkezi'ne gittim..
Vakko, 175 yıllık Fransız Esmod Moda Okulu ile işbirliği yaparak "Vakko Esmod Moda Akademisi" kurmuş. 3 yıllık bir okul.. Onun mezunlarının Diploma Koleksiyonları varmış, bahçede..
Kaç yıl oldu defilelere gitmeyeli.. Zaten artık defile yapan da kalmadı ya.
Seyrederken yıllar öncesine gittim. Ülkede olay yaratan ilk "Şov" defileyi Vakko yapmıştı. Klasik Fransız usulü, podyumda sırayla yürüyen mankenler değil, değme sahne şovlarına parmak ısırtan bir gösteri.
Oğuz Aral sahneye koymuştu.. Müthiş espriler yerleştirerek tabii.. Halit Kıvanç sunuyordu. Podyumda hepsi efsane olan mankenler vardı.. Ve de ses düzenini kim yapmıştı, şaşarsınız?. Akustik mühendisi Bedrettin Dalan.. O ya.. Ta kendisi..
Bu defa tipik bir Fransız şovu oldu. Robot gibi yürüyen, daima boşluğa bakan, suratları asık mankenler.. Bu gençlere birisi niye Victoria's Secret mankenlerinin hepsi dünyayı kasıp kavuruyor da, başka mankenlerin adı geçmiyor, anlatmalı..
Mankenlik elbiseyi taşıyan askı olmaktan çıktı, yaşayan yaşatan insanlar oldu, küçük hanımlar.
Sevgili Dostum Ertuğrul Özkök'le yan yana düştük. Ertuğrul hepsinin fotoğrafını çekti, cebiyle.. Allahtan La Boom patronu yoktu civarda.. Bir ara bana döndü "Çok beğendim" dedi..
"Ben ayni fikirde değilim" dedim.
Genç tasarımcılar, ilginç olmak, fark yaratmak için çırpınmışlar ama pek azı "Giyilebilir" olmayı düşünmüş..
Giyilme şansı olmayan şeyi bir profesyonel niye tasarlar ki?.
Finalde her tasarımcı iki yanında iki kıyafetini taşıyan mankenle çıktı. Hiç biri, ama hiç biri, üzerinde kendi tasarımı bir şey giymeğe cesaret edememişti. Neden peki?.
Sonunda üç tanesine ödül verdiler.. Neden verdiler anlamadım doğrusu. Sunucu da anlatmadı.
Benim favorim Pelin Gündoğan'dı. Beyazın Gölgeleri/ Medusa adını verdiği kıyafetleri rahatlıkla Bağdat Caddesinde ve bir İstanbul Gecesinde giyebilirsiniz. Hoş, çekici ve zarif tasarımlardı.
Elif Demirdizen Koleksiyonun adını Unicom diye verdiler. Oysa Unicorn'dur mitolojideki tek boynuzlu at.. Elif bana ilk defa apartman tabanlı ayakkabıları sevdirdi. O tasarladı mı, seçti mi bilmem. Çok şirindiler..
Hilal Tükay'ın koleksiyonunda bir stil vardı.. Hani baktınız mı "Bu falancanın dersiniz" ya, öylesi..
Ayrılırken Cem "İçeriyi de gezmelisin ağabey.. Hele bir kütüphane yaptık ki" dedi.. Sözleştik. Bir gün yemeğe gideceğim Nakkaştepe'ye.. Sonra da binayı gezeceğim.. Bakalım Bay Vitali'den Cem Bey'e, nereye gelmişiz?.
BİZE ULAŞIN