HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Efsane Kafkasyam’dan “Sıtkı Ustamın Kütahyası”na..

Çanakkale'deki muhteşem "Üç Tenor" konserinde buluştuğumuz ağbime, bir hafta sonra mesaj attım..
"22'sinde Aizanoi'de "Senfonik Türküler Konseri'nde buluşuyoruz.."
Cevapladı..
"Sen beni azdırıyorsun.."
Ben de yazdım..
"Eskiler 'Kırkından sonra azanı teneşir paklar' demişler..
80'den sonra azana bir şey yok.."
"Geliyoruz" dedi Ağbim..
Cumartesi sabahı yola çıkmadan önce, cuma gecesi "Efsane" Kafkasyama gittim..
Daha doğrusu Kafkasyam bana geldi..
80'li yıllardan yakın arkadaşım, Çerkes güzelliğini Türkiye Güzeli seçilerek taçlandıran Merih Ergürbüz, yıllar sonra aradı..
"Cemal Reşit Rey'de Kafkas Gecesi var. Gelir misin?."
Hem Kafkasya'nın o emsalsiz dansları..
Hem de yıllar sonra, şimdi torun büyüten Merih..
Koştum gittim tabii.
Kafkasya'yı hiç görmedim ben.. Babamın dedesi ordan gelmiş, oğluyla.. Babam burda, Manyas Çavuşköy'de doğmuş.. Ama Kafkasya kanımda var.. Kafkas efsaneleri ile büyüdüm.. O dağları soludum adeta görmeden..
Hele Ankara Koleji'nde kız kardeşim, Kafkas Dans Ekibine girince.. Ardından gerçek bir Kafkas Halk Oyunları efsanesi Elbruz Bey ve ekibini tanıyınca..
CRR'ye gittim ki..
Dağıstan Devlet Halk Dansları Topluluğu orda.. Kabartay Balkar Cumhuriyeti Devlet Halk Dansları Topluluğu orda.. Karaçay Çerkes Cumhuriyeti Devlet Halk Dansları Topluluğu orda.. Adigey Devlet Halk Dansları Topluluğu orda..
Kuzey Osetya Devlet Halk Dansları Topluluğu orda..
Bizden de Yalova Kafkas Dans gurubu..
Dedim ya!.. Kafkaslar bana gelmiş..
Daha perde açılıp sahneye Dağıstan ekibi, o muhteşem Lezginka ile girince, gözlerim nasıl yaşardı..
Kafkas ruhunu anlatır o giriş.. Erkekler mağrur, muzaffer, ama o kadar da nazik ve kibar yürürler, başları dik, elleri havada..
Kızlar uzun örgülü saçları iki yandan sarkmış..
Hepsi Çerkes güzeli.. Hepsi zarafet timsali..
Adım atmaz, kayarlar sanki buz üzerinde..
Bu zarif giriş ve ortak figürlerden sonra tempo da coşar, erkekler de.. Akıllara seza bir fizik ve jimnastik yeteneği gerektiren, fizik kurallarını hiçe sayan solist gösterileri başlar..
Romantik aşk öykülerini anlatan danslar da var tabii Kafkasya'da.. Onların da nefis örneklerini izledik..
Ama seyirciyi asıl coşturan, ayağa kaldıran "Köyde Şenlik" oldu.. Bir Kafkas Köyü, düğünde, şölende, panayırda nasıl eğlenir?.
Tel gerip, ip üstünde Kazaska dansı yapmaya kadar, rengârenk, ışıl ışıl bir Çerkes gecesi şenliği.. Bitsin istemedim..
Niye?. Köy gecelerimi hatırlattı da bana.. Bizim bahçede toplanırdık, köyün kızları, delikanlıları.. Bizde kaç göç yoktur..
Büyükler saat on gibi çekilmeye başlar, gece yarısından itibaren koca bahçenin evden uzak köşesi gençlere kalırdı. Ben çocuktum ama aralarında olurdum. Beş numara lüks lambası ışığında o şarkılar, türküler, o Çerkes oyun havaları, danslarla sabahın ilk ışıklarını bulurduk..
Ve de her yaz tekrarlanan Manyas Panayırındaki eğlenceleri vardı unutamadığım..
Hepsi, hepsi "Köyde Şenlik"te vardı, işte..
Gel de coşma.. Gel de gözlerinden boşalmak için fışkıran göz yaşlarını tut bakalım..
Nostalji.. Çocukluğumu özlemem ek, bu harika şova..
Geceyi düzenleyenleri kutlarken, tek eleştirimi söyledim..
"Bu dansların hepsinin öyküsü, anlamı var.. Her dans öncesi biri çıkıp birkaç cümle ile hem ekibi tanıtmalı, hem de dansın neyi anlattığını söylemeliydi. O zaman seyirci, daha da zevk alarak, daha da merakla izlerdi, gösteriyi.."
***
Döndüm yattım hemen.. Çünkü ertesi sabah, Sıtkı Ustam'ın Kütahyası'na yola çıkacaktım..
Ertesi sabah..
Sizin için yarın sabah tabii..
BİZE ULAŞIN