HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Sofça köyündeki Sıtkı Usta anıtı!.

Yedek Subay Okulunda öğrenciyken, bölükçe yan yana dizilir, Babayiğit Komutanı dinlerdik. Konuşması bitince emir verirdi..
"Sola dön!."
Bir dönerdim ki, birisi bana bakıyor karşımda.. Yani ters dönmüşüm.. Bir, üç, beş.. Bir gün nurlar içinde yatsın, mahalleden arkadaşım, Mülkiye'den küçüğüm, ama benden evvel askere gittiği için teğmenim, Tugay Özçeri (Gençlerbirliği futbolcusu ve Büyükelçi) "Hıncal sağına sarımsak, soluna soğan asacağım" dedi kulağıma eğilip..
Yani ben oldum olası sağımı solumu bilmem.. Bu nerden çıktı?. Dün Sofça Köyündeki Sıtkı Kafe ve Sergisine gidişi anlatırken öyle bir yazmışım ki, maazallah biri uygulamaya kalksa, kaza yapar.. Yasemin de zerre bakmamış satırlardaki mantıksızlığa..
Bir daha yazayım da.. Eskişehir yolundan Kütahya'ya gelirken önce Sofça Köyü levhalarını görürsünüz. Sonra da "Sıtkı" imzalı kırmızı tabelaları.. Takip edin.. Sağdan bir ince köy yolu çıkar. Sapın. Sizi bir tünelle otoyolun karşısına geçirir ve orda ikiye ayrılır. Doğru gidin.. Sofça Köyü..Sağa sapın 100 metre ilerde Sıtkı Usta'nın dükkanı.. O yolun başında "Girilmez" işareti vardır. Aldırmayın girin.. Kütahya'da işi Sıtkı Ustayı engellemek olan kimler tanıdım ben, 20 yıldır.
***
Yıllar önce Sıtkı Usta ile geldiğimiz yol kenarı dükkanı şimdi daha da güzel.. Önünde masalar var, yorgunluk kahvesi içmek için.. İçerisi, "Sıtkı" çinilerinin satış sergisi..
Önce içeriyi dolaştım.. İki bölüm.. Birinde "Sıtkı"lar var.. Diğerinde "Sıtkı II"ler..
Sıtkı II, sırf Sıtkı adını yaşatmak için kendi adından vazgeçen, "Sıtkı Usta'nın adını ve anısını sürdürmek için yıllardan beri çırpınan Nida'nın "Sanatçı" imzası..
Nida, Sıtkı Usta'nın kızı ve de babası gibi Çini sanatçısı..
Hayatının yarısını çiniye, yarısını Kütahya'ya adamış babası gibi, o da ikiye bölmüş kendini. Bir Nida, Sıtkı II imzası ile harika eserler üretiyor.. Kütahya'da fazla şansı olmadığı için Kapadokya'da, tüm dünya turistlerinin yığılma noktasında açtığı atölye ve satış mağazasında yapıyor bu işleri.. Öbür Nida, babasının sevgili Kütahyası'nda "Sıtkı" adını yaşatmak için çırpınıyor..
Sıtkı Usta'nın hayatındaki en büyük eseri Nida.. Ne mutlu ona böyle bir kız bırakmış ardında..
Dükkanın Sıtkı tarafında tam en görünür yerde, cam bir fanus içinde tanıdık bir şey gördüm.. Kocaman bir balık!. Muhteşem bir çini.. Ama fırından çıktığı gibi değil. Sıtkı Usta'nın işi bittikten sonra "Serpil Usta" almış eline balığı ve altın varaklarla bezemiş.. Sıtkı ve Serpil Ustaların ortak yapımı yani..
Serpil, kız kardeşim.. Sıtkı Usta'yla pek çok ortak eser yapmışlardı..
Fanusun önünde fiyat etiketi var..
"425.000 TL!."
Nida "Bu sonuncusu ve tek kaldı. Onu satmak istemediğim için böyle yüksek fiyat koydum" dedi..
"Derhal değiştir o etiketi" dedim.. "1.000.000 TL olsun.. Ne olur ne olmaz.. Biri kalkar da alırsa, hakkını versin.. Sıtkı Usta yok artık.. Bu balıktan bir tane daha yapılamaz.. Sıtkı Ustam bu ülkede bu etiketi hayal bile edemezdi, ama eserlerinin hakkı buydu. Satılmasa bile, milyon!."
Kahvemizi içtik.. 5 kilometre ötede, Sıtkı Ustamın sağ kolu, onun Kütahya'yı tanıtan bütün çalışmalarında yanında koşan, bana Ustamla birlikte Frig Vadisi'ni gezdiren Sarı Mehmet bir gözlemeci açmış.. Ona da uğradık. Sarı Mehmet artık "Beyaz" olmuş.. Ama gözler gene cin gibi.. Gene sevgi dolu.. Gene sımsıcak.. Sarmaş dolaş olduk..
Sonra ver elini Kütahya..
(Yarın devam..)
BİZE ULAŞIN