HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Kimleri götürmüş.. Götürüyor bu ağustos ayı..

Vergi uzmanı, hocası, yazarı Şükrü Kızılot ile, Hollywood yıldızı Jerry Lewis arasında ne benzerlik olabilir?.
Amerikan bilmecesi gibi değil mi?.
İkisi de beni çok güldürmüştü zamanında.. Birinin filmlerini, öbürünün yazılarını kaçırmazdım.
Sevgili Kızılot'la bu gazetede 9 yıla yakın köşe arkadaşlığı yaptım. Vergi gibi tatsız bir konuyu o akıllara seza mizah üslubu ile nasıl yazardı?. Gülmekten kırılırdım okurken. Bana "Ekonomi" yazısı okutan ender yazarlardandı. Ekonomi sayfalarını bakmadan çeviren bana..
Çok da iyi dostumdu. Sohbeti de doyulmaz türdendi. Bir de.. Benim köşemdeki Tebessüm'ü o kadar sık ziyaret ederdi ki.. "Tam senlik" derdi, laflarken, ya da telefonda.. Ertesi gün okurdunuz.
Bu gazetede 1990'dan beri çalışıyorum. Bugün, 27 yıl sonra galiba en eski durumundayım. Yani çok kişi ayrıldı bizden. Sevgili Kızılot Hocam, gittiğine en çok üzüldüğümdür.
2014'te beyin kanaması geçirdi. Bir ara bayağı düzelmişti. Sonra aniden yine fenalaşmış. 3 gün yoğun bakım.. Ama dönememiş..
Seni unutmam Hocam..
Jerry Lewis'i, tabii beyaz perdede tanıdığımda nerdeyse çocuktum. Can Ciğer Kardeşler adıyla oynardı bizde Dean Martin ile çevirdiği dizi filmler..
Müthiş iş yapardı o filmler dünyanın her yerinde.. Biri harika sesli, fevkalade yakışıklı bir delikanlı.. Öteki dünyanın en büyük komedyenlerinden biri..
Daha ne olsun filmde..
New York'ta beşinci sınıf kulüplerde ayrı ayrı şov yaparlarken, tesadüf yolları üç defa ayni kulüpte kesişince, Dean Martin nihayet, jestleri, mimikleri ve kendi yazdığı şakalarıyla herkesi güldüren gence dikkat etmiş. Kulüpte şov bitince, ikisi beraber, doğaçlama "Gece yarısı" şovu yapmaya başlamışlar. Günay'da yıllarca Seyfi Dursunoğlu'nun yaptığı Huysuz Virjin benzeri.. Bir patlamış.. Hadi daha büyük kulüpler.. Amerika turnesi..
Las Vegas!..Hollywood'un onları keşfetmesi..
Bir yanda filmler.. Bir yanda Vegas şovları.. Ve beklenen son..
Ego!..
"Ben bu kadar yakışıklı ve bu kadar harika şarkıcıyken, buna niye muhtacım ki.."
"Herkes bana gülmek için geliyor. Her şeyi ben yazıp yönetiyorum. En önemli rolü de ben oynuyorum.. Bu ne arıyor yanımda.."
..Ve koptular.. Öyle ki, birlikte son filmlerinin çekiminde sette tek kelime konuşmadıkları görüldü.
Ayrıldıktan sonra bir tek kez bir araya geldiler. Büyük bir hayırsever Jerry Lewis kendi kurduğu Muscular Dystrophy (Kasların giderek zayıflamasına sebep olan kalıtımsal hastalık) Vakfı yararına tam 40 yıl, yılda bir defa televizyonda Canlı Bağış Şovu/ Telethon yapmış ve bu şovlarla 2 milyar dolar toplamıştı. Dean Martin'i yıllar sonra, şova davetli Frank Sinatra yanına alıp getirmişti.
Jerry Lewis, geçen yıla dek çeşitli TV'lerde şovunu sürdürdü. Öldüğünde 91 yaşındaydı.
***
"İnsanoğlu aç kalmaya görsün. İnançlarını bile yer!."
Perde açıldığında ekranı boydan boya kaplayan bir bez afişte bu yazıyı okurduk. Sonra 60'lı yılların en unutulmaz oyunlarından "Ayak Bacak Fabrikası" başlardı.
Sermet Çağan'ı "Ölümsüz" yapan oyundu o.. Ve Sermet Çağan, benim meslektaşımdı. Öncü gazetesinde yıllarca beraber çalıştık.. Paraya zerre değer vermeyen (Hep benden borç alırdı, niye versin ki..) ama sohbetine de paha biçilmeyen bir dost.. Geçen gün Cumhuriyet'te okudum.. Ölümünden bu yana tam 47 ağustos geçmiş..
***
..Ve Müşfik.. Eşsiz benzersiz Müşfik!. Yeri dolmaz Müşfik.. "Kenter" dememe gerek var mı?. Müşfik deyince aklınıza başkası geliyor mu?. O konservatuarı bitirip sahneye çıktığında ben de orta okul öğrenci olarak Tiyatro seyretmeye başlamıştım. Ne mutlu bana ki, Müşfik'in hemen her oyununu izledim. Hele ablası Yıldız'la harikalar yarattılar. Çöl Faresi oyunları, rekorlar kırdı Ankara'da ve iki kardeşi İstanbul'a taşıdı.. Ayni oyunla kendi tiyatrolarını açtılar..
Orhan Veli mi daha büyüktü, yoksa onun şiirlerini oyunlaştıran Murathan Mungan'ın tek kişilik oyununda Müşfik mi, bilemem.. Ama o Orhan Veli'yi, o Müşfik'ten en az 10 kez izlediğimi bilirim.. Her bitişten sonra da, kulise koşup Müşfik'e sarılışımın keyfini..
Yazar Ayşegül Yüksel'in "Telefon rehberini okusa yeter" dediği Müşfik'i kaybedeli de 5 ağustos geçmiş..
***
Sevgili Dostum Osman Yağmurdereli.. Harika şarkıcı ve harika oyuncu. Müthiş Galatasaraylı.. Bir canlı yayındayız.
Sunucu Cem Özer'i gösterdi bana.. "Şimdi gelir hangi takımdanım sorar. Galatasaraylıyım ama, burda ilan edersem memleketim Trabzon'a bir daha adım atamam" dedi ve cevabını ezberlemeye başladı..
"En büyük Cim Bom ve de Trabzonspor!." On defa falan tekrarlamıştı ki, Cem geldi.. Sordu tabii ve Osman bağırarak cevap verdi..
"En büyük Cim Bom ve de Galatasaray!.."
9 ağustos geçmiş, Osman'dan bu yana..
***
Daha kimler kimler..
Süleyman Ağabey (Saba).. Semiha Berksoy.. Can Yücel.. Ateş Böceği Yalçın.. Turan Seyfioğlu.. Selim Naşit.. Ayla Dikmen.. Nadir Bey (Nadi).. Orhan Seyfi.. Turgut Uyar.. Orhan Günşiray.. Nisa Serezli.. Taner Şener..
Bunlar ağustosta bizi bırakıp giden ve hayatımda şu veya bu şekilde yeri olanlar.. Günlerce yazıp konuşabilirim..
Ne ağustosmuş ama..
BİZE ULAŞIN