HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Ağbimin ellerini öpmek ne güzeldi!.

Bayram boyu okuduğum en güzel yazılardan biriydi, Milliyet'te, Muazzez İlmiye Çığ ile yapılan söyleşi.. Onu ayrı yazacağım..
102 yaşındaki bu muhteşem bilim kadını, Sümerolog Çığ "Nerde eski bayramlar" demiş.. "Seyahat çıktı, şimdi herkes tatile gidiyor. Eski bayramlaşmalar kalmadı.."
Sevgili Hocam,
Mesele seyahatte değil, kafada..
Ben de seyahat ettim Bayram'da mesela.. Kardeşlerim Serpil ve Kemal de, aileleriyle.. İzmir'e gittik.. Neden?.
Ailenin geleneksel bayramlaşması için.. En büyük Uluç, ağbim İzmir'de yaşıyordu. Her bayram, nerde bayramlaşılacağına o karar verir, biz kalan üç kardeşle, onun dediği yerde buluşuruz.
Şeker Bayramı Serpil'in yazlığı Tuzla'da idi mesela..
Ağbim bu defa, kendi evini seçti. "Urla" dedi..
"Bayramın ikinci günü.. Urla, Topçu'da toplu kahvaltı..
Sonra bizim eve geçiş.." Evde her bayramki ritüel..
Yani klasik tören.. Ağbim oturdu. Elini öptüm. Masanın üzerindeki mendil paketlerden birini aldım, yanına oturdum.
Serpil geldi. Önce ağbimin, sonra benim ellerimi öptü.
Mendilini aldı, oturdu. Sonra Kemal, kıdem ve yaş sırası ile.. Öpüşmeler, mendili almalar..
Gelemeyenler, gelenlere vekalet vermiş. Onların mendilleri de vekilleri tarafından seçildi.
Sıra geldi, mendili açmaya..
Ağbim açıkladı..
"Gene her mendilin içinde bir numara var. O numarayı Ercan'a verecek. Ercan hediye paketini getirecek.
Bugüne dek her pakette başka bir hediye vardı. Bu defa her pakette bir Sıtkı Usta var. Hıncal'la konser için gittiğimiz Kütahya'da Sıtkı Usta'nın dükkanından kızı Nida ile çini eserler aldım. Şimdi hepinizin evinde bir "Sıtkı" imzası olacak.." El, yanak öpmeler bitince, mendilimi açtım.. İçinde babamın bayram geleneği bir çikolatin.. Yani parlak folyoya sarılmış bir çikolata.. Yanında madeni 1 lira.. "Yahu ağbi şu harçlıklara bir zam yap artık..
Yıllardır madeni bir lira.. Paşa Dayımı hatırlasana. İlk kağıt para harçlığımızı ondan alınca Bandırma'da ne sevinmiştik.." Onun yanında numaram..
Bağırdım.. Ercan bir karton poşet getirdi.. Açmaya davrandım. Ağbim ritüeli hatırlattı. "Hayır.. Tüm poşetler dağılınca, herkes sırayla açacak.." Poşetler dağıldı.. "Aç.. Aç.." bölümü başladı.. Ben tabii ilk.. Bir Sıtkı Usta balığı.. Kiminde ördek, kiminde fincan, kiminde tabak.. Kiminde zeytinlik. Bir yanına zeytin koyacaksınız. öbür yanına çekirdeğini.. Sıtkı Ustam'ın bana ilk hediyesi oydu..
Özay yengem ev sahibesi tabii..
En çok koşuşturan da o.. Kahveler, çaylar.. Meyveler.. Pastalar..
Sohbetler.. Hediyeleri gösterip nispet yapmalar..
Şimdi bu mesaj, ağbime!..
"Sevgili Ağabey, Her bayram, sevginle, yarattığın saygıyla, ailemizi bir araya topluyorsun.
Harika günler geçirmemizi sağlıyor, aileyi bir arada dimdik tutan orta direk oluyorsun.. Hani Van'da o müthiş depremde çadırlara taşınmıştık.
Bir gece yağan karın ağırlığına çadırın tepesi dayanmamış ve çadırı tutan orta direğin ordan delinince, çadır yavaş yavaş üzerimize inmeye başlamıştı. Babam ayağa kalkıp iki eli ile çadırı havada tutmayı başarmıştı, Samson gibi ve boğulmamızı önlerken sana "Fırla yardım çağır" demişti. Sen de o korkunç gecede nasıl aralık bulup komşuları getirmiştin de bizi kurtarmıştınız.."
Şimdi çadır direğimiz sensin ağabey.. Ailemizi ayakta tutan orta direk..
Allah seni başımızdan eksik etmesin..
Nice nice bayramlara.."
***
Bu bayram gıyabında senin de ellerini öptük, Muazzez Hocam..
Seyahati, ayrılık değil, buluşma yaparak, hem tatili yaptık hem de eski bayramları aynen yaşadık..
Madeni 1 lira harçlığa kadar!..
(Niye bu kadar ayrıntılı yazdım, bayramlaşmayı.. Okurken imrenenler çıkar da, onlar da benzeri törenlere başlarlar gelecek bayramlarda, umuduyla.. Bir aile çıksa bile bu yazı amacına ulaşır..)
BİZE ULAŞIN