HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bravo Meler!. Bravo Fener!.

Son haftalarda hakemlerimiz kötü maç yönetmek, skoru değiştirecek fahiş hatalar yapmakta birbirleriyle yarışıyorlar. Genel sebep eyyam ve başta yayıncı kuruluş, Fenerli medyaya yaranmak.. Baş eyyamcı Cüneyt Çakır'ı örnek alıyor hepsi ve yılda yarım milyon lirayı bulan gelirlerini kaybetmemek için, düdüklerini, gördüklerine değil, zekâlarına göre kullanıyorlar.
Halil Umut Meler de onlardan biriydi aslında..
Ama başlıktaki "Bravo" sözcüğüm "İroni" falan değil. Yürekten.. Hem de başta Hürriyet ve yayıncı kuruluş nerdeyse tüm medya, Galatasaray kaybetmişken, düğün bayram Fener'i yetiştirme kampanyası yaparken, bir pozisyonu Fener lehine yorumladı. O pozisyon golle bitti. Eleştiriler geldi, sosyal medyadan. O zaman yazılı ve sözlü medyadan da eleştiriler duyuldu.
İşte o pozisyonda sadece oyunu kesmeyen Meler'i değil, topu taca atmayıp gollük kontratağı sürdüren Fener'i de alkışladım.
Rakip futbolcu yerde yatarken topu taca atma sportmenliğini, 1988 Avrupa Şampiyonası final maçında, Münih'te Ruslar başlattı. O maçta, ordaydım. Hem de Hollanda önde ve kupayı almak üzereyken, çok tehlikeli bir kontratakta, Rus solaçık, yerde yatan Hollandalı'yı görünce topu taca bırakmış, Hollandalılar da o tacı Ruslara atmışlardı. Tribünlerden müthiş bir alkış yükseldi. Ertesi gün dünya basını uzun uzun bu olayı yazdı ve bu sportmenlik geleneği, futbola girdi.
Ne var ki, giderek sportmenlikten çıktı futbol. Endüstriyel hale dönüştü. Bu dünyanın en sportmen geleneği, hain amaçlara alet olmaya başladı. Topu kaptıran, yattığı yerden bakıp, rakibin topla tehlikeli bir atak başlattığını görünce yerde kalmaya devam etti ki hakem maçı durdursun. Ya da ataktaki rakip topu taca atsın. Oyun hem de çok heyecanlı anda dursun. Futbol ölsün.
Bu kötü niyetlilerin, futbolu öldürmeye başladığını gören İngiliz Federasyonu bir karar aldı ve açıkladı.
"Oyunu durdurma hakkı hakemindir. Yerde biri var diye top taca atılmasın."
Bu karar zorunluydu. Çünkü hakem devam yorumu yapsa bile tribünlerden gelen müthiş ıslıklar ve protestolar sonunda çoğu zaman geri dönüyor ve düdük çalıp yerde yatana koşuyordu. O yerde yatan da, hakem geldikten 30 saniye sonra tazı gibi koşmaya başlıyordu.
Ozan, bana sorarsanız, Deniz Türüç'ün ayağından topu doğal şekilde çaldı. Yakın ve yavaş çekimde, Ozan, Deniz'in ayağına basmış görünüyor ama bence ortada Deniz'e değil, top çalmaya yönelik bir temas var ve o sırada ayakların birbirine teması da, tehlikeli değil, normal. Yani "Devam" kararı doğru. Fener akına kalktı. Topu kaptıran Deniz, fırlayıp Ozan'ı takip edeceğine yerde yatmaya devam etti. Hakem devam ettirdi ve o Ozan gitti, golü attı. Gole sebep olan Deniz yerde yatar ve hâlâ hakemi ve Fener'i oyunu durdurmaya zorlarken.
Meler de, Fener de durdurmadılar ve biz futbol adına çok güzel bir akın ve gol izledik.
Şimdi Levent Tüzemen kardeşim dün soruyordu, sütununda..
"Peki, Fener stadındaki maçta pozisyon tersine olsa, Ozan yerde yatarken topu kapan Deniz gidip golü atsa ne olurdu?."
Ne olacak?. Tribünler sahaya iner, daha o geceden başlayarak medya Hakem Meler'i asardı. Adamın hakemliği biterdi.
İşte onun için diyorum ki, Türkiye Futbol Federasyonu da İngiltere'nin aldığı kararı almalı ve resmen açıklamalı ki, tribünlere bakmadan, hep bu uygulama sürsün. Futbol kötü niyetlilere feda edilmesin. Karar basit.
"Oyunu durdurma kararını hakem verir."
Kötü niyetlilere kapılar kapanırsa, futbol tribünlere ve ekranlara geri döner..
Haa.. Olmayan Yıldırım Demirören Federasyonu bu kararı alır mı?.
Alırsa şaşarım.. Onlar karar alıcı değil, uygulayıcı emir kulları çünkü..
BİZE ULAŞIN