TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Hafta sonu bir kültür turuna ne dersiniz?.

Sevgili İnci ile buluştuk önce..
Ekav'ın Başkanı İnci Aksoy..
Önce Be4 (Before oluyor okurken.. Önce demek..) galerisine gittik. Sevgili dostumuz, kardeşimiz Elif Aktuğ, eşi Burak Algan'la açmış, Londra'daki galerinin İstanbul bağlantısını.. Tophane'de..
Dünya şirini bir mekân.. Nihan Yardımcı Çetinkaya'nın soyut resimleri var.
Mekân, House Cafe'nin Atiye sokaktaki başlangıcını hatırlattı bize..
Galeri/ Cafe bir arada olabilir.. Niye olabilir?.
Nefis bir kahve eşliğinde Elif kendi hazırladığı tatlı tuzlu ikramlarda bulundu.
Ortaya koca bir masa.. İnsanlar gelsinler, görsünler, tatsın, yudumlasın, dinlensinler.. Cepleriyle değil, yüzleri, gözleriyle sosyalleşsinler.
Karı koca, harika insanlar.. Be4'u seveceksiniz.
İnci daha sonra, bizim mahalleye götürdü beni.. Bizim evin hemen aşağısındaki Mustafa Kemal Merkezi'nde.. Üzerinde en büyük şekilde Belediye Başkanı'nın adını yazan, ama İsmail Ünal'dan beri "Kültür"ü nerdeyse unutan o binada bir sergi varmış.. "Görmen lazım" dedi..
Gittik tabii.
"Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi ve Doğa Park işbirliği ile Serbest Konulu Resim Yarışması/ Engelli Çocuklar İçin.."
Türkiye'nin 81 ilinde 3 binden fazla çocuk katılmış yarışmaya.. Her ilden seçilen bir "Özel" öğrenci, öğretmeniyle birlikte Sapanca Doğa Park'ta bir hafta süren "Hayal dünyalarını ve yaratıcılıklarını geliştirme kampı"na alınmışlar.
Eserler bu sergide ve bugünle yarın, son izleme şansınız. Çünkü bitiyor. Çünkü Beşiktaş'ın Belediye Başkanı olduğundan bu yana, İsmail Ünal'ın yarattığı her şeyi adeta yok eden, sadece kendi adına meraklı başkan da, onun bizim vergilerimizle maaş alan Basın Bürosu da böyle muhteşem bir etkinliği duyurmadı. Teşvik etmedi..
Duydunuz mu?. İnci götürmese, yıllardır yaşadığım günde iki kez geçtiğim Ayrancı Portakal Çiçeği Sokağında kurulan bu Koloni'den ve onun heykeli dikilecek kurucusu Ahmet Şahin'den haberim olmayacak.
Şu anda, ofis duvarımda, tam karşımda, o binlerce çocuktan birinin yarattığı nefis eser var..
Seneye bana siz haber verin, Ahmet Bey..

***

Çarşamba gecesi Sevgili Selvin'in Arnavutköy'deki iki galerisine birden gittim. Birinde Mahmut Karatoprak'ın resim/ heykel sergisi vardı.. "Kırıktı Işığın Lülesi" adlı.. Baktıkça, daha da baktıkça, oturup uzun uzun baktıkça etkiliyor insanı.. Kadın.. İki boyutlu kadın.. Üç boyutlu kadın.. Duruşları, bakışları hep ayni duyguyu veriyor insana.. Saflık, duruluk, temizlik.. Heykellerde de, resimlerde de, kadının tek süsü, su damlaları.. Bazen çiçek, bazen kolye, broş olmuş damlalar, yan yana dizilip..
Su damlası ne?. Saflık, duruluk, temizlik..
Saf, duru ve temizin simgesi damlayı getirmiş, saf, duru ve temiz kadının göğsüne kondurmuş, Karatoprak usta.. Kondurmuş da, da Vinci dönemini hatırlatan kadına bakınca, gayri ihtiyari düşünüyor insan.. İnsanda da, su damlasında da, o günlerin saflığı, duruluğu ve temizliği ne kadar kaldı, diye..
Öbür galerideki sergi Ümit Öztürk imzalı kadın heykelleri. Ana maddesi demir ve tahta..
Tahta ilk günden beri yaşamın temel taşlarından.. Ağaç olarak.. Araç olarak..
Demir ağacı yok eden balta, testere olmuş zamanla.. Kadına da şiddet uygulayan, hatta yok eden silah..
Yalova'da selden yıkılan ceviz ağaçlarını alıp atölyesine taşımış sanatçı. Ölü cevizlerin bedenlerinden, hırpalanan kadınları yaratıyor.
Ağaç ve demirin kadında buluşmasını görmeniz gerek!.
Üşenmeyin, hadi bugün ya da yarın bir "Kültür Turu" yapın..

BİZE ULAŞIN