TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Yavuz Donat’a kulak verin siyasiler!.

Yavuz Donat, bu ülkede artık pek de benzeri olmayan, hadi "azalan" diyelim türde köşe yazarlığı yapıyor.. Bitmez tükenmez bir enerji ile durmadan dolaşıyor.. Köşe köşe ülkeyi dolaşıyor.. Adım adım bulunduğu kenti, kasabayı, köyü dolaşıyor.. Her gittiği yerde en tepedekilerden, sokakta adama, her tür insanla konuşuyor..
Valiye de gidiyor, kenar mahalle kahvelerine de..
Bu ona ne sağlıyor?.
Hemen hiçbirimizde benzeri olmayan bir ayrıcalık!..
Yavuz halkın nabzını tutuyor.. Yavuz, halk ne istiyor, ne arzuluyor, ne bekliyor biliyor.. Yerinde gözlemlediği, yerinde dinlediği için biliyor.
Yani, Yavuz'un dedikleri, gittikleri yerde etraflarını saran "Padişahım çok yaşa.. Senden büyük Allah var" diyenlerden çok farklı, her türden, her dereceden siyasi için..
Onu okumak, etrafı saran dalkavuklar yüzünden yolunu şaşırmayı önler.. Onu okumak, halkın gerçek düşüncesini okumaktır çünkü..
Dünkü yazısını, "Siyaset... Nezaket" başlıklı yazısını her siyasi kesip cüzdanına yerleştirmeli, her gün, günde üç defa, sabah, öğle, akşam çıkarıp bakmalı..
Köşesinde bir fotoğraf var. Ankara'nın yeni Büyükşehir Belediye Başkanı, Ak Partili Mustafa Tuna ile, Çankaya İlçe Belediye Başkanı Alper Taşdelen, sarmaş dolaş olmuşlar..
Vesile?.. Taşdelen, Tuna'yı kutlamaya gitmiş.. İki parti fanatikleri de eleştirmişti bu kucaklaşmayı..
Halk adamı, halkın içinde yaşayan yazar Yavuz Donat bu sahnenin nasıl güzel, nasıl anlamlı, nasıl özlenen olduğunu yazıyor.. Örnekler vererek yazıyor..
Anlatıyor.. Anlatıyor.. Bir yığın böyle sahne anlatıyor ve son cümlesi ile noktayı koyuyor Yavuz!..
"Siyasette böyle sahnelere öyle hasretiz ki!."
Değil miyiz peki?.
"Ben değilim" diyen tek kişi çıkar mı, halkın arasından?.
İçerde terör, dışarıda Türkiye üzerinde hesapları olan, düşmanları hadi biliyoruz, "Sözde" dostların da yaptıkları meydanda iken, siyasi fikir farklarını kenarda bırakıp, tek vücut kucaklaşmamız gerekmez mi?.
Tabii, fikirler ayrı olacak.. Ayrı fikirler olmazsa, demokrasi olmaz ki.. Tek fikirli ülkelerde ya komünizm vardır ya faşizm.. Başka fikirler, şiddetle ezilir oralarda..
Ama fikrin ayrı olması, nezaketi, dostluğu ortadan kaldırmamalı..
1957'den beri gazetecilik yapıyorum.. Yavuz, benden birkaç sene sonra.. Yıllarca Ankara'da beraber çalıştık. O ağbimle beraber Tercüman'daydı. Ben Cumhuriyet'te..
Öyle bir devir oldu ki, Ankara'da "Kurtarılmış bölgeler" oluştu. Bir semte cebinde Cumhuriyet ile giremezdin, ötekine Tercüman'la.. Ama Cumhuriyetçilerle, Tercümancılar dosttu, arkadaştı.. Yahu, Öcal ve Hıncal kardeşti, ötesi var mı?.
Babam, MHP'yi kuran, Türkeş'i başkanlığa getiren, Dokuz Işık'ı yazan Genel Sekreterdi.. Zamanın azılı komünistleri Kurthan Fişek ve Oktay Kurtböke bizden çıkmazlar, babam dahil, bizde briç, satranç oynardık.. Dahası Sıkıyönetim evleri basmaya başladı mı, "Kapital" başta tonla komünist kitabı, yüklenip bize getirirlerdi. "Fuat Amca'nın evi aranmaz" diye..
Fikirler ayrıdır, dostluklar ayrı.. Sevgiler hele.. Ve de saygılar..
Bugün, içte terör, dışta hain "Böl, parçala ve yönet" emellerine karşı, siyasilerin nasıl kucak kucağa olduklarını görmek istiyor bu ülkenin insanı.. İçerdeki siyaset için ayrı ayrı.. Ama ülkeye göz diken düşmanlara karşı tek vücut.. Kucak kucağa..
Mustafa Tuna/ Alper Taşdelen kucaklaması gibi sahneleri gördüğü zaman, rahatlıyor, mutlu oluyor, insanımız..
Yavuz'un dediği gibi "Böyle sahnelere hasretiz!."
Yavuz'un sesi, "Halkın Sesi" dir, siyasiler!.
Kulak verin!.
BİZE ULAŞIN