HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bir muhteşem konser!. Bir harika İzmir!.

Nasıl olağanüstüydü İzmir Ahmed Adnan Saygun Salonu'ndaki "Zeki Müren Şarkıları" konseri..
Başta Bolşoy, dünyanın en ünlü operalarında baş roller seslendiren uluslararası tenorumuz Murat Karahan, Limak Filarmoni eşliğinde, "Zeki Müren Şarkıları" söylemişti..
Önce Limak Filarmoni'den söz edeyim..
Salonda Nihat Özdemir'e rastladım.
Anlatmaya gerek yok. Ünlü işadamımız.
Hısım da oluruz. M. Ali Ağabey'in (Kışlalı) dünürü..
"Nihat Bey" dedim, "Bu ülkede imzanızı taşıyan çok eser var, kalıcı, dev yapılar.. Ama bana sorarsanız en önemli eseriniz bu orkestra..
Sanata olan merakınızı yıllardır yakından biliyorum.
Ülkeme böyle bir orkestra kazandırmanız, genç müzisyenlere yeni bir kapıyla kucak açmanız, unutulmaz.." Nihat Beyin kızı, bizim ailenin de gelini Ebru ile Murat sınıf arkadaşıymışlar meğer. Projeyi onlar geliştirmiş..
Atatürk'ün 1 Kasım 1934 Meclis açış nutkunda "Türk musikisini, Anadolu Ezgilerini dünyaya dinletmek için, onları uluslararası müzik kuralları içinde işlemeliyiz" deyişinden ilham.
Orkestranın Şefi Rengim Gökmen Hocamla konuştum.
"Sizin adınız, kalite garantisi.
O kadar etkili oldu ki" dedim..
"Teklifi alınca çok düşündüm.
Çok tereddüt ettim. Özellikle bizim camiadan gelecek sert eleştiriler kafamda canlandı.. Ama sonra 'Portekizlilerin Fadosu, İtalyanların Napolitenleri oluyor da, Türklerin ulusal ezgileri niye olmasın' dedim kendi kendime ve kolları sıvadım" dedi, Şefim..
Ankara konseri.. Sonra İstanbul, Bursa, İzmir, Antalya..
..Ve turne geliyor.. Mersin (17), Antep (19), Diyarbakır (22), Eskişehir (8 Ocak), Trabzon (12 Ocak)..
Trabzon'da yaşayan, Yaşamdan Dakikalar ekibiyle (Ah Nebil Ah!..) yaptığımız gezide kendisini benim kılavuz ve korumalığıma gönüllü atayan dostum kardeşim, Ahmet Armutçu da eşiyle orda değil mi?.
Taa Trabzon'dan kalkıp gelmişler..
"Armutçu" dedim, "Bu konser Trabzon'a da gelecekti zaten!." "Olsun" dedi.. "Bu muhteşem konseri bir de orda izleriz, fena mı?."
Murat, İsmet Sezgin ağabeyimin yeğeni.. Yıllar önce konservatuarı bitirdiği gün İsmet Ağabey aramış, anlatmış ve "Murat sana emanet" demişti. Sezgin ailesi canımdır zaten, ama İsmet ve Mukadder Ağabeyler başkadır.. "Sen merak etme ağbi.. Tamamdır" dedim..
Ama Murat'ın bana ihtiyacı kalmadı.
Harikalar yarattı. En tepelere hızla tırmandı.
Konseri açarken "Bugün çok sevgili İsmet Dayımı toprağa verişimizin yıldönümü.. Bu konseri ona adıyorum" dedi.. Kafamı kaldırdım..
Karşımda sahnede Atatürküm'ün, kafamın içinde İsmet Ağabeyimin resimleri..
Bugünü yaratan iki Türk büyüğü.. Gözlerimin nemini sildim..
Sonra rüya başladı..
Yusuf Yalçın, Çukurova Konservatuarı, Mersin'de yetişmiş genç bir sanatçı.. Dinlediğimiz o enfes şarkıların orkestrasyonunu o yapmış.. Ama nasıl muhteşem yapmış.
Sırf orkestra için düzenlediği şehnaz, nihavent ve kürdili hicazkar longalar ise olağanüstü.. Onlara "Düzenleme" demek haksızlık olur.
Eser yaratmış Yalçın.. Rengim Hocamın deyişi ile müziksel şiir yazmış.
Gecenin bir başka güzelliği de, bu güzellikleri paylaşmamdı. Tüm gençlik gecelerimizi birlikte alaturka dinleyerek geçirdiğimiz can parçalarım Öcal Ağbim ve eşi Özay.. İzmirli dost ötesi kardeşim Ünal Ersözlü ve eşi.. Bir başka kardeşim, Muzaffer Tagıl'ın eşi Bircan.. Hepsi ama hepsi nasıl bayıldılar..
Zaten salonda bayılmayan yoktu.. Finalde alkışlar, bisler yarım saati aştı..
Öyle mutluydu herkes..
Teşekkürler bir daha Limak ve Nihat Bey..
Teşekkürler Ebru, Murat ve Rengim Şefim..
Teşekkürler Yusuf ve tüm orkestra.. Teşekkürler canım ailem ve can dostlarım..
Bana öyle unutulmaz bir gece yaşattınız ki!.
Ömre değer!.. Ömre bedel!.
BİZE ULAŞIN