TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Hukuk, meslektaşlarım Hukuk!. Sosyal medya değil!.

"Hukuka Başlangıç"tı dersin adı.. İlk derste hocamız anlattı.
Köy delikanlısı, kasabadaki panayırdan dönerken, yolun kenarında elinde koca bir yükle yürüyen köylüsü bir kıza rastlamıştı. Kız bitkin görünüyordu.
Onu da atına aldı. Giderken birden atını yandaki ormana sürdü. Kızı indirdi. Tecavüz etti.. Sonra da "Köyde söyler" korkusuyla öldürdü.
Mahkeme "İdam" kararı verdi.
(O yıllarda "İdam" vardı, Türk Ceza Kanunu'nda).
Ama Yargıtay bozdu. Bozma gerekçesini anlattı, hocamız, nurlar içinde yatsın, Kemal Fikret Arık..
"Köy delikanlısının niyeti, yorgun ve bitkin köylüsüne yardım etmekti. Kızı onun için atına aldı. Önüne bindirdi.
Atın yürüyüşü ritmiktir. Delikanlı ile kızın arasında bu ritimle bir sürtünme oluştu..
Bu ritmik sürtünme, sanığı tahrik etti.
Önce tecavüz etti, sonra cinayetini saklamak için öldürdü. Mahkemenin baştaki iyi niyeti, sonra da atın ritmik yürüyüşünden doğan tahriki dikkate almadan en ağır cezayı vermesi adil değildir.
Delikanlı yeniden yargılandı ve müebbet hapse mahkûm oldu. Cezası da onaylandı." Hukukun nasıl derin bir şey olduğunu "Hukuka Giriş"in ilk dersinde anladık..
***
Ahmet Hakan, sunduğu ana haberde gerçekten korkunç olayı anlattı.
Sonra da yargıcın verdiği cezada "İyi hal indirimi" yaptığını söyleyip, son günlerin klişesiyle kararı aşağıladı.
"Bunca rezillik yap, sonra mahkemeye takım elbise kravatla gelip indirim al.
Bu nedir?." Bu hukuktur Ahmet Hakan.. Bu hukuktur..
Sen Ceza Hukuku'nu bilir misiniz?. Uluslararası ceza ilkelerini bilir misin?.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz"dır, birincisi.. Yani "Yargıç kanunu uygular.." İkincisi "Cezaların asıl sebebi, bedel ödetmek değil, suçun işlenmesine engel olmaktır." Son günlerde medyamız, sosyal medyaya da yaranmak için, bu iki ilke üzerinde durmadan fikir yürütüyor, yorum yapıyor.. Neden?.
Çünkü Hukuk'u bilmiyorlar.. Çünkü kanunların ruhu, özü ne demektir bilmiyorlar..
Aslında hukuk bilmeyen Polis/ Adliye muhabiri olmaz.
Bizde Köşe yazarı, TV yorumcusu oluyor.
Sevgili Ahmet sen, Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesini bilir misin?.
TCK 62.. İkinci fıkra..
"Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.
Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir." Yani, yasa, aslında takdiri indirim için, yargıca sınır tanımıyor. "Gibi hususlar" sözü, yargıca başka indirim sebepleri bulma hakkı da veriyor.
Peki TCK'ya böyle bir madde koymanın sebebi ne?.
Ayni suçu işlemiş iki adam arasındaki farkı nasıl belirleyeceksin?.
Durmadan dağa kadın kaldırıp tecavüz eden ve öldüren eşkıya idam..
İyilik için atına aldığı kızı, doğal tahrik sonucu gelişen olayların ardından öldüren, mahkemede pişmanlık içinde oturan köy delikanlısına da idam.. O zaman "Adalet" olur mu?. İyi düşünmek lazım. Hukukun ruhu, özü ile düşünmek lazım..
Mesele kravat takıp gelmek değil..
Bir yanda duruşma boyu olay çıkaran, yargıca, savcıya, jandarmaya, avukatlara söven, "Gene olsun gene yaparım" diye bağıran adam.. Öte yandan, salona sus pus gelen, hep saygılı oturup kalkan, yargıca yardımcı olan, davanın kısa sürmesi için ne gerekiyorsa yapan, pişmanlığını hep ifade eden iki adama, ayni suçu işlediler diye ayni ceza verilirse "Adalet" sağlanmış, vicdanlar tatmin edilmiş olur mu?. TCK, cezayı yazıyor.
"İdam.." Ama yargıca "Takdiri indirim" hakkı da veriyor ki, ikincisinin varsa iyi hali, fark ortaya çıksın.
Hukuku iyi bilmek, bilmek de yetmez, sonra o özel konuyu iyi öğrenmek, yasayı o özele uygulayıp iyi düşünmek gerek, ekrana çıkıp "Nedir bu" diye yargıcı küçük düşürmeden, yargıya inancı sarsmadan önce..
İkinci ilke ve ikinci konuyu yarın yazacağım..
BİZE ULAŞIN