HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Her şey “Saygı” ile başlar!. Önce saygı!.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü.. O günün akşamı Lütfi Kırdar Konser Salonundayız.. Borusan Filarmoni'nin konseri var..
Gün.. Dünya Kadınlar Günü..
Yer Lütfi Kırdar..
Etkinlik.. Bir Filarmoni konseri.
Niye tekrar ettim.. Altını çizmek için..
Ben beşinci sırada, sol koridorun başında oturuyorum.
Birinci sırada, benim karşıtım koridor başında iki yer boş.
Protokol sırası. Hazret gelmemiş.
"Gelmiyorum" diye telefon etme zahmetine de girmemiş. "LCV/ Lütfen Cevap Verin" bizde çöpe atılan işarettir.
En önde çürük diş gibi boş iki yer..
İlk yarı bitti. Arada bir mahluk geldi, o koltuğa çöktü.
Kış uykusuna yatmaya gelmiş bir mahluk..
Ayağında çamur içinde bir postal. Bir rezil pantolon.. Üzerinde kısa kollu bir tişört.
Elinde de bir sırt çantası. Onu yanına, koridora koydu. En öne oturdu. Eğer oturmak denebilirse..
Anlatıyorum..
Onun koltuğuna bir pergel koyun, beş metre yarıçapında bir daire çizin. O dairenin içinde tam 18 "Kadın" var. 11'i sahnede..
Sanatçı.. Yedisi en ön sırada seyirci..
Dördü sağında, üçü solunda..
8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde, en ön sırada, 11 sanatçı kadına karşı oturuyor mahluk, dikkat!..
Nasıl mı?.
Bir koltuğa oturun. Öne doğru kayın.. İyice kayın.. Apış aranız boşluğa gelene kadar kayın. Kafanız koltuğun arkasında kaybolsun. Bacaklarınızın tümü boşa gelsin.. Dizlerinizi bükün.. İki bacağınızı olabildiğince sol ve sağa ayırın..
Bu kadar küstah, bu kadar terbiyesiz, bu kadar ayıp, bu kadar müstehcen bir oturuş hiçbir yerde olmaz..
Ama Dünya Kadınlar Günü'nde, Lütfi Kırdar'da Borusan Filarmoni çalarken, tam 18 kadının arasında, en önde o apış arasını 11 sanatçıya açmış bu mahluk yatıyor..
İkide birde iki eli ile gözlerini ovuşturuyor..
Sızmamak için herhalde.. İkide birde kafasını ve karnını kaşıyor.. Bitlenmiş olmalı..
Kadına, sanata, topluma saygıyı geçtim. Kendine saygısı olan insan bunu yapmaz.
Onun için "Mahluk" dedim zaten, herhangi bir hayvana benzetip o zavallıya hakaret etmemek için..
Konser bitti.. Kalktı yerinden.
Koridordan yukarı yürüdü. Tam yanımdan geçti.
Leş gibi kokuyor bir de üstelik..
8 Mart günü ne konuşmalar dinledik..
Ne gösteriler izledik..
Hepsi boş..
Böyle pislikler, böyle yaratıklar aramızda dolaşmaya devam ettikçe, ne yapsak boş..
İnsanlara önce "Saygı"yı öğretmeliyiz..
"Kendine saygı"dan başlayarak..
Ötesi kendiliğinden gelir.
***
Bu arada Lütfi Kırdar Yönetimine de not..
Orası Dingo'nun Ahırı değil, bu kentin en kaliteli salonu.. Bir gün evvel orda Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde bir "Kadın" günü vardı. Öylesi..
Buraya zurna olmuş, leş gibi kokan insanların girmesine nasıl izin verilir..
Yahu, smokin, takım elbise demiyoruz ama, asgari bir "Temiz Kılık, Hal, Tavır" aranmaz mı?.
BİZE ULAŞIN