HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Cüneyt Ağbisiz 10 yıl!..

Arife Ünüvar bizim Sabah'ın Güney baskısı spor yazarlarındandı..
Ondan aldığım mektubu okurken utandım..
Hıncal Uluç'un, Hıncal olmasında çok büyük katkıları olan Cüneyt Ağabeyi, Koryürek tabii, kaybedeli on yıl olmuş.. Ben geçmiş gitmişim ama Arife geçmemiş..
Buyrun Arife'nin mektubu..
***
Yıl 1936... Berlin Olimpiyatları..
Kore, Japonya'nın işgali altında.
Koreli sporculara Japonya'nın forması giydirilmiş. Birinci; Japonya'nın bayrağını taşıyan bir Koreli... Sohn Kee. Göndere Japon bayrağı çekiliyor ama onun gözleri yaşlı, nedeni; ülkesi işgal altında.
Ve harp bitiyor sene 1948...
Londra Olimpiyatları... Birinci yine Sohn Kee... Ama bu kez göndere çekilen Kore bayrağı... Kore bağımsızlığını kazanmış ve sporcusu kendi bayrağı için koşmuş.
Bu hikâyeyi ülkemizin olimpiyat ateşini yakan, atletizm için bir satırbaşı olarak anılan bir bilgeden öğreniyoruz.
"Cüneyt Ağabeyin 100 metresi" adlı kitabın başkahramanından.
Acı bir trafik kazasında kaybettiğimiz Cüneyt Koryürek için hazırlanan kitapta sporseverler için yüzlerce mesaj var.
17 yaşında başlıyor atletizme ve hayatını gazeteci ve yazar olarak devam ettiriyor. İz bırakanlardan..
"Atletizm bana yılmamayı, sabırlı olmayı, insanları sevmeyi ve rakibime hürmet etmeyi öğretti. Hem Atletizm benden sorulur" diyor.
"Uygarlığın temeli, 'Merhaba, nasılsınız, lütfen ve özür dilerimler' ile atılacaktır.
Medeniyet, üçüncü kişilerin haklarına saygılı olmaktır." diyerek dostlarına hep medeniyet dersleri veriyor.
O, çevresini bilgisiyle zehirleyen bir yazar. "Hayattan hep talep edeceksiniz, asla kanaatkâr olmayacaksınız ve verdiğiniz sözü asla unutmayacaksınız." diyor mesela.
Aklı hep ön plana alan bu mucize insanın fotoğrafı zihinlere; dik bir duruş, beyaz saçlar ve zıpkın gibi bir delikanlı olarak kazındı. Ayrıca; derin ve büyük bir yürek sahibi.
"Onda, aristokrat olmayan bir asalet vardı. Zamana ve mekana bağlı kalmadan çalışırdı.
Kitaplarla işgal edilmiş bir ofise girerdiniz, üstünüze bir küçüklük hissi sinerdi. Daha az cahil ölebilmek için çırpınan Cüneyt Ağabeyin uyandırdığı bir histir bu."
Gözleri durmadan okumaktan çok zayıflamış ama o mercekle okumaya devam etmiştir.
"Sevgimi de paylaşabilirim bilgimi de, hem sevgimi ve bilgimi versem ne kaybederim ki..." diyecek kadar ince bir ruha sahip.
Dostları onu kaybetmenin acısıyla;
Dostları olmalı insanın; Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen, Düşünemediklerinizi düşündürebilen...
Şiiri sanki onu anlatıyor diyorlar...
"Hem hepimizden biri idi, hem hepimizden farklı idi diyor bir öğrencisi;
Yıl 1980...Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu...Ders, Gazeteciliğin Temel İlkeleri...Beyaz saçlı bir adam kürsüye doğru yöneliyor..
"Adım, Cüneyt Koryürek.
Hakkımda bu kadar bilgi yeter..."
***
Arife'nin yazısını okudum. Kafamı kaldırdım bilgisayardan. Karşımda çerçevelenmiş bir laf var. Kitaplığıma öyle yaslanmış duruyor..
"Bitene dek bitmemiştir. Hatta o zaman bile bitmemiştir, henüz." Altında el yazısıyla imza..
"Cüneyt." Gene haklı çıktın be ağbi.. Bak bitmedi işte..
BİZE ULAŞIN