HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Bu “Toplumsal Öfke”yi kim yatıştıracak?.

Hakan Peker.. Bu ülkenin en neşeli, en sevilen, en eğlendiren sanatçılarından biridir. TRT'de canlı program yapıyor.. Tüm seyirciyi ayağa kaldırmış. Millet coşmuş, sıra aralarında dans ediyor..
Bu sahne Hakan'ı da coşturmalı, değil mi?.
İnanılır gibi değil.. Canlı yayın sırasında "Hey reji seyirciyi değil, beni göster" diye bağırıyor, sonra mikrofonu fırlatıp canlı yayını terk ediyor.
Oysa o sırada engelli bir sanatçıyla beraberler sahnede.
Bu haftalık programın anlamı, engellilere "Engelsiz" olduklarını hissettirmek.
Hakan'ın yanındaki engelli göremiyor.
O seyircinin coşkusunu duyuyor sadece.. Ve Hakan, ekran başındakiler, onların seyirciyi nasıl coşturduklarını değil, akıllara seza bir narsizm içinde, kendisini görmelerini istiyor. Rejisöre kızıyor ve yayına, engelli sanatçı arkadaşına ve ekran başındaki yüzbinlerce seyirciye bir tekme atıp, çekip gidiyor.
Hakan Peker böyle öfkeli bir adam mıydı?.
Nedir bu ruh hali?.

***
Arda Turan, Galatasaray, Milli Takım Kamplarının ve bulunduğu toplulukların neşe kaynağıydı.
Daima güler ve güldürürdü. Müthiş taklitler yapardı. Hele bir Fatih Terim olurdu ki, en başta Fatih Hoca basardı kahkahayı..
O Arda, milli takım uçağında eski ve kıdemli bir gazeteciye, ağabeyine küfürlerle saldırdı.
Spor basını nerdeyse aforoz etti.
Daha onu unutturmadan, bu defa da, çok ama çok makul ve mantıklı bir soru soran gazeteciyi "Senin ağzını burnunu kırarım" diye tehdit etti.
Bu yazıdan sonra beni görünce ne yapar diye düşünüyorum. Gördüğüm yerde kaçmam lazım herhalde..
O neşeli, o tatlı, o "Ah Arda olsaydı" dedirten adam, nasıl ve neden böyle nefret dolu öfke küpüne dönüştü?.
***
Mahir Ünal'ı önce TED'de tanıdım.
Beni Beykoz'daki kampüste karşılayan ve gezdiren öğretmendi. Öğrenciler onu nasıl seviyorlardı. Benim de hemen kanım ısındı.
Sonra karşıma Kültür Bakanı olarak çıktı. Buluştuk. Birlikte iki saate yakın süren bir yemek yedik.. Daha da bayıldım.
Şimdi İktidar Partisi Sözcüsü.. Ekranda izliyor, tanıyamıyorum. Hep öfke dolu..
Yahu Mahir Hocam, bir gülümse bu millete.. Bir iki keyifli şey söyle ara sıra.. Ki söylenecek, altı çizilecek öyle önemli işler yapılıyor ki..
Mesela, Cumhurbaşkanı, Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla müthiş ve hem de nasıl özlenen bir mesaj yayınladı.
Medya bu mesajın öneminin farkına bile varmadı. Ne doğru dürüst haber oldu, ne bir köşede lafı edildi.
Oysa bu ülkede Kültür Bakanlığı yapmış biri olarak "Vurgu"yu yapabilirdin.
Gururla, iftiharla ve en önemlisi "Gülümseyerek!." Erdoğan'ın mesajından iki bölüm mesela..
"Kendine özgü araçları ve ifade biçimleriyle insani ve vicdani yönlerimizi ortaya koyan, etki gücüyle toplumların kültürel yapısını ve ahlaki birikimlerini sağlamlaştıran sanat dallarından biri olan tiyatro, toplumsal yaşamda etkinliğini her geçen gün artırarak sürdürmektedir.
Sevgi, saygı, hoşgörü ve barış ortamının vazgeçilmez koşulu olan sanat, sanatçılarımızın fedakâr ve duyarlı çalışmalarıyla yükselecek, ülkemizi kültür ve sanat alanında da muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacaktır.
Bu büyük sorumluluğu üstlenen, kendileriyle ve kültürleriyle barışık değerli sanatçılarımıza vatandaşlarım adına teşekkür ediyor, sanatçı ve sanatsever vatandaşlarımızın da desteğiyle bu alandaki zenginliklerimize her zaman sahip çıkacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Değerli tiyatro sanatçılarımızın, tiyatro çalışanlarının ve sanatseverlerin Dünya Tiyatro Günü'nü kutluyor, tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum." Bunu okur ve sorardın..
"Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla, böylesi bir mesaj yayınlayan Devlet Başkanı daha dünyada var mı?."
***
Bir sanatçı, bir sporcu ve bir siyasetçi örneği verdim. Üçü de tanıdığım ve sevdiğim insanlar. Üçünün de ortak noktası "Öfke!." Hakan'ı bilmem de, Arda ile Mahir Ünal hep göz önündeler. Bu ikisini gülerken gören var mı? Çıplak gözle.. Ekran'da.
Gazete sayfalarında?. Hepsi kabulüm..
Türkiye bir toplumsal öfke yaşıyor..
En acı yansıma üçüncü sayfa haberlerinde..
İncir çekirdeği cinayet sebebi.
Kardeş öz ağbisini, erkek, ya da kadın eşini, çocuk babasını incir çekirdekleri yüzünden öldürüyorlar. Öfke yüzünden baskınlar yapılıyor, insanlar üçer, beşer katlediliyorlar..
Nedir?. Niyedir, bu toplumsal öfke?.
Niye herkes öfkeli?.
Üniversiteler niye araştırmıyor?.
Uzmanlar niçin çözüm önermiyorlar?.
Bu millet gülmeye hasret.. Bu ülkede yüz güldürecek hem de neler neler olurken, gülme unutulur, unutturulur mu?.
Üstelik gülme bulaşıcıdır.. Biri gülümsemeye başlasa..
Başlayabilse..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN