HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Terim, Şampiyonluk Yolu’na çıktı!.

"Artık Şampiyon olur" demiştim, geçen hafta, Gençlerbirliği'ne yenildiklerinde.. "Arka arkaya müthiş hatalar yapan Fatih Terim Hocamı kendine getirecek bir şok tokadı oldu bu. Şimdi, o eski Terim'e döner ve Galatasaray'ı şampiyonluğa taşır" diye yazmıştım, özetle..
Aynen öyle oldu. Terim ezber ilk on birine neşter vurdu önce. İki önemli değişiklik yaptı. Önce hızlı, hareketli Denayer'i stopere aldı. Sonra da, hem sıkı ön libero, hem iyi şut atan, hem de iyi kafa vuran Donk'u orta ikiliye koydu. Formsuz Maicon'u dışarı alması doğruydu. Belhanda, Selçuk ikilisinden birini de. Ben olsam, Belhanda'yı kenarda bırakır, lider oyuncu Selçuk'u kazanmaya bakardım.
Ben olsam bir üçüncü ameliyat daha yapar, Feghouli'nin yerine de önce Yasin'i koyardım. Mariano ile daha müthiş bir sağ kanat oluşurdu.
Gene de bu dokunuş yetti. Ama itiraf edelim, bu "Yetme" de, Abdullah Avcı Hocam da önemli bir ol oynadı.
Oyuna Arda ve Emre'nin ikisiyle birden başlıyorsan, bu senin niyetinin "Futbol oynamak" olduğunu gösterir. Oysa ilk yarı boyunca, Başakşehir "Oynamak" değil, hem de hakemin bol bol göz yumduğu taktik faullerle "Oynatmamak" için sahadaydı. Arda "Sarı kartlar çıkınca, sert savunmamız yumuşadı" dedi, maçtan sonra. Galatasaray golü atınca, Başak nihayet futbola dönme kararı verdi. Ama Avcı tam bu dönüş sırasında, yani tam sıra nihayet onlara gelmişken Arda ile Emre'yi kenara aldı. Tereyağı üzerine bal kaymak.
Oyuna bu defa tam zamanında müdahale eden ve üç değişikliği de doğru olan Fatih Hocamın hatası, takımı bence gereksiz yere geri çekmesi, kapanması oldu. Bu da Başakşehir'e biraz da mecburen yüklenme fırsatı verdi.
Eren değişikliğini anlayan, değerlendiren kişi pek çıkmadı. Oysa bu defa harikaydı Hocam'ın müdahalesi. Galatasaray'ın en büyük zaafı duran toplar. 1-0 öndesin. Kapanıyorsun. Duran top tehlikesi büyük.. İşte o duran topta geriye gelen Eren'in hava üstünlüğüne ihtiyaç var. Eren santrfor değil, duran toplarda santrhaf olsun diye girdi.. Serdar'ın son dakikada bile duran topta ileri çıkışının, Galatasaray'ın kör parmağım gözüne kapanmadığına işaret oluşu gibi..

***
Galatasaray'ın ikinci golü gol. El falan yok. Pozisyona çok yakından ve tam cepheden bakan Adebayor'u bakın yeter.. Golden sonraki tavrına iyi bakın.. Hiç "El" işareti yapıyor mu?. Oysa ilk onun ortalığı darmadağın etmesi gerek, eliyle işaret ederek ve hakeme bağıra bağıra koşarak. Maç boyu her şeye itiraz eden, ortalığı geren Adebayor elle atılan gole mi bakıp kalacak?.
Zaten yavaş çekimlerde net görüldü, yayıncı kuruluşta el falan olmadığı.
Yayıncı kuruluş deyince..
***
Güntekin Onay, "Bunlar çok lüzumsuz pozisyonlar, ama gösteriyoruz işte.. Çünkü sağda solda 'Niye göstermediler' diye laf sokuşturmalar oluyor" dedi.
Peki niye oluyor, Güntekin.
Sen orda yenisin. Ben söyleyeyim, o tepkileri en fazla gösterenlerden biri olarak.. Milletin, Erman Hoca'nın kovuluşundan sonra "Fener ve Federasyon TV'si" haline gelen yayıncı kuruluşa zerre güveni kalmadı da ondan.. Her öküzün altında buzağı arar hale getirdi, bizi bu açık seçik, taraflı yayınlar.. Milleti futboldan nefret eder, hatta iğrendirir hale getirdi..
İçinde Fenerbahçe olan bir pozisyonun tekrarı gecikirse "Bakıyorlar. Fener aleyhine ise yayınlamıyorlar" diye düşünmeye başladık. Anla gerisini..
Böyle dehşet içinde maç izlemek hoşumuza gidiyor mu sanıyorsun?. Sen bu soruyu gücün yeterse, patronun Al Abady Efendi'ye sor bakalım!.
"Digiturk'u düzelteceğim" diye gelip daha beter, Beİn yapan Yusuf Bey'e..
***
Rodriguez'in havaya uçarken topa elle müdahalesi var. Orada niye oturduğunu anlamadığım yorumcuların başında gelen Metin Tekin "Sarı kart nerde" dedi.
"Yahu Metin, her elle oynama sarı kart olur mu" demedi, başta Güntekin kimse..
Elle oynamaya sarı kart, belli..
Hakemi aldatmaya yönelikse.. Gelişmekte olan bir akını kesiyorsa..
Havaya uçan Rodriguez'in aldatma niyeti olabilir mi?. Kestiği akını da yapan Galatasaray..
Tabii kasıtlı.. Ama kasıt olmasa "Entbol" olmaz zaten. Bin defa siz söylemediniz mi, "El topa gitmiyor, elle oynama yok. Ele çarpıyor top" diye.
O zaman Ey Metin Tekin bana "Sarı kart gerektirmeyen bir entbol örneği versene" görelim anlayalım bu işi ne kadar biliyorsun, ya da hiç bilmiyorsun?.
***
Arda Turan, Galatasaray tribünlerinin aleyhinde iğrenç hazırlığı ve 90 dakika süren utanç gösterilerine, maç sonu muhteşem bir yanıt verdi. "Allah biliyor. Allah kalbimdekileri ve gerçekleri biliyor. Gerçekler bir gün ortaya çıkar. Ben insanlar için değil, Allah için yaşıyorum!."
Arda, Galatasaray'ın adını bir kez daha dünyaya duyurdu. Arda Galatasaray'a en kritik dönemde tonla para kazandırdı. Arda yurda dönerken, Galatasaray suratına bakmadığı için Başakşehir'e gitti.
Arda'nın kalbinde Galatasaray'ın nasıl çakılı olduğunu en iyi bilenlerden biriyim.. Onun için şimdi ben soruyorum..
O utanmaz tribünlerde Arda'nın çeyreği kadar yürekten Galatasaraylı var mı acaba?. Ya da Arda'nın binde biri kadar Galatasaray'a faydası olan?.
***
Benim notlarım..
Muslera (8)- Mariano (8), Denayer (8), Serdar (7), Nagatomo (7)- Fernando (5), Donk (8)- Feghouli (3), Belhanda (5), Rodriguez (5)- Gomis (3).
Sonradan girenler.. Tolga (6), Sinan (6), Eren (?).
Başakşehir..
Volkan (7)- Caiçara (4), da Costa (4), Epureanu (5), Clichy (3)- Mahmut (3), Emre (6)- Visca (3), Arda (5), Elia (3)- Adebayor (3).
Sonradan girenler..
İrfan Can (5), Frei (4), Mossoro (3).

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN