TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ÖMER ÜRÜNDÜL ÖMER ÜRÜNDÜL

İşte futbolun cazibesi

Son senelerde 3 büyüklerin arasındaki maçlarda hiçbir takım pazar gecesi kadar açık ara favori olmamıştı. F.Bahçe kötü bir sezon geçiriyordu...Ligdeki iddiasını tamamen yitirmişti... Lugano, Edu ve Önder'in yokluğunda çok ilginç bir defans blokuyla sahaya çıkacaktı...Sivasspor maçtan 3 saat evvel G.Antep'e yenilmişti...İnönü Stadı'ndaki seyirci atmosferi üst düzeye çıkmıştı... Her şey ama her şey Beşiktaş lehineydi. Ama maçı F.Bahçe kazandı ve de hakkıyla... İşte futbolun en büyük cazibesi de burada yatıyor. Her şey sahada belli oluyor. Çareler tükenmiyor. Bu konuda bir canlı örnek de geçtiğimiz hafta Avrupa'da yaşandı. Barcelona müthiş pas trafiği, olağanüstü orta sahası, temposu, çok yönlü hücum varyasyonları ve Messi gibi bir yıldızıyla şu anda dünyanın en iyi takımı . Şampiyonluğu direk etkileyecek El Clasico'da hem de Bernabeu' da Real Madrid'i perişan ettiler. Ama aynı Barcelona net favori olduğu Şampiyonlar Ligi maçında, 100 bin seyircisiyle Nou Camp'ta bütün hırsına rağmen Chelsea'ye gol atamadı. Chelsea'li futbolcular Hiddink 'in mükemmel bozma taktiğini harfiyen uyguladılar.
Aragones derbide Yasin'in yanında ilginç bir tercih yaptı. Maç kabiliyetini tamamen yitirmiş Can Arat'a görev vermemesi bence doğruydu . Beklentim Deniz Barış'ın stoper oynamasıydı. Ama Aragones Gökhan Gönül dedi. Ve Gökhan Gönül mükemmel oynadı. Hem ilk yarıda F.Bahçe ileriye dönük oynayıp geride genişlik bıraktığında, hem de ikinci devrede kalabalık savunma yaptığında...

SEMİH'İN KADERİ BU
Aragones'in iyi oynayan Emre'yi çıkarmasını yanlış buldum. Sakatlıktan dolayı idman eksiği bulunduğunu düşünüp taze kuvvet Deniz'i sahaya sürmesini fazla da eleştirmemek gerekir. Ama Semih'i çıkarması inanılır bir yanlışlık değildi . Semih sahanın en iyilerinden biriydi. Her topta kendini gösterdi. Kazandıklarını olumlu kullandı. Gol attırdı, mükemmel bir gol attı. Ardından da Ernst'ten profesyonelce sıyrılıp Sivok'u da geçerken çok kritik yerden takımına frikik kazandırdı. İşte Aragones bu Semih'i çıkartı. Bu çocukta herhalde bir şeyler var. Her teknik adamın nazı ona geçiyor. Ya yedek kulübesinde tutuyorlar ya iyi oynarken oyundan alıyorlar. Zaten Alex oynayabilseydi Semih derbide kulübede oturacaktı. F.Bahçe'nin de beraberlik şansı bile kalmayacaktı. İddia ediyorum Alex hazırım derse kupa finalinde yine Semih yedek kalacak.
F.Bahçe'yle ilgili bir son paragraf da Yasin için açmak istiyorum. Uzun yedeklikten sonra forma şansı bulup, kapasitesi sınırlı bir oyuncunun bu kadar faydalı olmasını takdir etmemek mümkün değil...
Beşiktaş cephesine baktığımızda tam bir hayal kırıklığı görüyoruz. Delgado hayalet gibiydi. Tello hiçbir şey yapmadı. Duran topları bile kullanamadı. Bobo ilk yarı Volkan'dan önce dışarı bir kafa vurdu, bir de ikinci yarı başında iyi götürdüğü topta çaprazda Volkan'ı geçemedi. Bunların dışında hiçbir şey yapmadı. Mustafa Denizli'nin geçen haftaki kadroyu bozup Cisse ile başlamaması ve Ernst'i çıkartması yanlıştı.
Sezon başından beri Beşiktaş'la ilgili bir teşhisimi yeri geldikçe hep vurguladım, 'Takımın olmazsa olmazı Nobre' diye. Aslında Nobre birinci sınıf bir santrfor değil. Ama Beşiktaş'ın birinci sıradaki ihtiyacı. Çünkü Beşiktaş'ın saha içi organizasyonu kolektif olgunluk taşımıyor. Ataklar kopuk kopuk, daha çok bireysel becerilere dayalı. Bu konumdaki bir takımın ileride daha sürekli yerleşebilmesi ve daha fazla hücum etkinliği sağlayabilmesi için mutlaka sırtı karşı kaleye dönük oynamasını bilen nokta santrfora ihtiyacı var. Eldeki kadroya tek uygun isim Nobre. Ne Bobo, ne Holosko bu role uygunlar. Derbide Beşiktaş şiddetle Nobre'yi aradı. Geçen hafta eğer Eskişehir yanlış bir taktikle ilerde pres yapmayıp geride alan daraltarak yerleşseydi, Beşiktaş çok sıkıntılar çekerdi. 'Nobre'sizliğe bir örnek de Kocaeli maçıdır. Yanlış penaltı kararı olmaza ve Taner sakatlanmasa o maçta 1 puan dahi alınamazdı.
BİZE ULAŞIN