VOLKAN DEMİR

Çukurdan çıkanlar

Süper Lig'de 10 hafta sonra yeniden zirveye çıkan Fenerbahçe'yle başlayalım: Sarı-lacivertlileri Bilica'nın kazdığı çukurdan, Bilica'nın yerine oynayan Bekir'in çıkarması haftanın ironisiydi!
Kulübün, kamuoyu vicdanını sızlatan bu 'oyuncuya' resmi sitesinden yaptığı açıklamayla sahip çıkar görünmesi ne kadar üzücüyse, tüm sezon kulübede oturan bir 'sporcunun' en kritik maçta kurtarıcı olması o kadar sevindiriciydi.
Umarız gelecek yıl, Bilicalar'ın azaldığı, Bekirler'in çoğaldığı takımlardan oluşan bir lig izleriz.

***
Bilica özelinden Süper Lig geneline doğru bir geçiş yapalım: Haftanın 'Bilica'sı, Beşiktaş tribünleriydi. Haklı davalarını savunurken, Bilica gibi davranarak, vicdanları sızlatan bir başka unsur oldular.
Bu durum, siyah-beyaza gönül verenlere yaradı mı? Elbette hayır! Takım, ilk 45 dakikasını 'tribünleri dinleyerek' geçirdiği hayati maçta 2 puan kaybetti. Belki de Beşiktaş, bu 2 puan kaybı nedeniyle gelecek sezonu 15 gün erken açacak, Avrupa Ligi maçları nedeniyle erken form tutmak zorunda kalacak ve hatta belki de bu sezon Galatasaray'ın yaşadığı sıkıntıyı yaşayıp ligden erken kopacak.
Taraftarın kafasını Bilica'nın kazdığı çukura gömmesini isteyenler ise hedefine ulaştı. Şimdi, ne 30 yaş ve üzeri 5 futbolcuyla sözleşme yenilemeyi 'yılın transfer başarısı' olarak lanse eden Beşiktaş yönetimi, ne de takımı kümede kalmayı henüz garantilemeyen Kasımpaşa'dan daha az gol atan Mustafa Denizli tartışılıyor.

***
Haftanın ispatını ise liderliği kaybetmesine rağmen şüphesiz Bursaspor yaptı... İnönü'de Beşiktaş'ı, Saracoğlu'nda Fenerbahçe'yi 3-2'lik skorlarla deviren takım, Ali Sami Yen'de de İstanbul'un bir başka büyüğünü 'teslim aldı'... Ancak değeri milyon Eurolar'la ölçülen Sercan Yıldırım'ın son vuruş eksikliği takımına en az 10 milyon Euro'ya maloldu! Acaba Bursa Sercan'ı geçen yaz elden çıkartmalı mıydı?

Haftanın alkışı, Galatasaray tribünlerine... 'Fenerbahçe Kasımpaşa'yı yenerse, Galatasaray Bursa'nın galibiyetine izin verir' spekülasyonlarına en güzel cevabı yapıştırdılar. Yarattıkları atmosferle takımı 'kazanmak zorunda olduklarına' inandırdılar.
Tomas Zapotocny'nin kırmızı kartı sonrası verdikleri tepkiyse, 'nalıncı keseri'ni hep kendine yontmadıklarının göstergesiydi.

***
Son paragrafı, yıllardır Türkiye'de başarılı olmasına rağmen hak ettiği alkışı almayan Daum'a ayıralım... Alman çalıştırıcı, ilk Fenerbahçe döneminde iki yıl üst üste şampiyonluk yaşayarak Didi'den sonra bunu başaran ilk teknik adam olmuştu.
Sarı-lacivertliler son çifte kupa zaferini de 1982-83'te Stankovic yönetiminde yaşamış...
Daum'un bu yıl çifte kupa alma şansı var. Eğer bunu başarırsa, hem Didi'nin hem de Stankovic'in yaptığını yapabilen tek adam olarak Fenerbahçe tarihine 'En başarılı teknik direktör' olarak adını yazdıracak.
Galiba bu da, Fenerbahçe taraftarının ona zaten az olan desteğini biraz daha azaltacak... Çünkü sarı-lacivertliler başarısız olanı desteklemeyi daha çok seviyor. Her maç sonrası Daniel Güiza'yı alkışlamalarından belli değil mi!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN