SÜLEYMAN YAŞAR

Moody's'in Türkiye notuyla ilgili hatası ne?

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, geçen cuma günü Frankfurt'tan, ülkemizdeki 12 banka hakkında bir açıklama yaptı. Notları Türkiye'den yüksek olan 12 bankanın notunun izlemeye alındığını duyurdu.
Peki bu açıklama konusunda Moody's'in hatası ne? Moody's yaptığı açıklamada bankalar için üç kriterden bahsediyor. Bir, bankaların makro ekonomiye ve finansal çevreye bağlı riskleri. İki, banka sahiplerinin notları ve yeterliliklerinden kaynaklanan riskler. Üç, bankaların doğrudan ve dolaylı taşıdıkları Hazine bono ve tahvillerinden kaynaklanan riskler. Moody's web sitesinde yapılan açıklamada, banka sermayelerinin yeterli olduğundan bahsedildikten sonra, yukarıda sıraladığımız üç risk içinde, Hazine'nin borçlarını ödeyememesi halinde, bankalara gelecek hasar ağırlık kazanıyor.
Oysa Türkiye ekonomisinde Moody's'in düşündüğünün tam aksine, riskleri Hazine değil, bankalar hızlı kredi büyümesiyle kendileri yaratıyorlar. Küresel piyasalardan ucuza aldıkları paraları, yüksek faizle daha çok satarak büyük paralar kazanmak istiyorlar. Ve bu nedenle de hızlı kredi büyümesi oluyor ve dolayısıyla cari açık çoğalıyor. İşte işin kilit noktası burası! Cari açık riskini yaratan bankalar olduğu halde, Moody's, cari açık riskini sanki Hazine yaratıyormuş algısını yaymaya çalışıyor.
Oysa bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1.4, kamu borçlarının milli gelire oranı yüzde 39 olan ve kamu tasarrufları artan bir ekonomide, Hazine'nin cari açık yarattığını söylemek tamamen gerçekleri saptırmaktır.
Peki Moody's bunu niye yapıyor? Çünkü Türkiye'nin ülke notu haksız yere düşük tutulurken, bankaların notları yükseltildi. Böylece banka, notu "yatırım yapılabilir" seviyede olunca, bankalar, küresel piyasalardan ucuz kredi buluyor. Diğer yanda Türkiye'nin notu düşük tutulduğu için, Türkiye'de yüksek faizle para satmanın zemini de hazırlanıyor. Oysa tam aksine Türkiye'nin notunun yüksek tutulması, kredi genişlemesini yapan ve dolayısıyla cari açığı çoğaltan bankaların notunun ise düşük olması gerekiyordu.
Peki bu noktada bir usulsüzlük mü yapılmış? Moody's, Türk bankalarıyla ilgili son açıklamasını, "ülke notunun diğer şirket notlarını nasıl etkileyeceği" ile ilgili 13 Şubat 2012'de yayımladığı tebliğini referans vererek açıklıyor. Şimdi gelin çıkın işin içinden bakalım...
Türkiye Hazinesi sağlam durumdayken, riski yaratan bankaların değil de sağlam durumda olan ülke notunu düşük tutmak, Moody's'de birilerinin dikkatini çekmiş olmalı. Bu durumda ya Türkiye'nin ülke notunu yükselteceklerdi ya da bankaların notunu düşürmek zorunda kalacaklardı. Başka çare yoktu. O halde bugüne kadar para kazanmak için bu oyuna göz yuman bankalar, şimdi ülke notunun yükselmesi için bağırmak zorunda kalacaklar. Anlaşılan birileri yakalanmış.
Nasıl mı? Türkiye'de öyle tuhaf şeyler oldu ki, Taraf'ta yayımlanan Wikileaks derin postalarında, gölge CIA olduğu söylenen Stratfor'un elemanları bile, 12 Haziran 2011 seçimleri öncesinde dünyaca ünlü The Economist dergisinin baş yazısında, sandıktan CHP'nin galip gelmesini desteklediğini açıklamasını hayretle karşılıyorlar. Stratfor elemanı Reva Bhalla "Vay canına Economist'e ne oldu böyle? Tarafsız bir yayın organı olarak inandırıcılıklarını yerle bir etmek için bire bir. AKP'ye karşı oy kullanılmasını savunmak bayağı cüretkâr (ve aptalca) bir hareket" yorumunu yapıyor.
The Economist seçim öncesinde niye bunu yaptı acaba? Herhalde onlar da Moody's gibi bir şeylerin peşindeydi. Kim bilir, ileride derin postadan, Türkiye'nin notunun nasıl düşük tutulduğunun hikâyesi de ortaya çıkabilir.
BİZE ULAŞIN