SÜLEYMAN YAŞAR

Kılıçdaroğlu ve Baykal arasında ekonomi farkı ne?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hafta sonunda Hilton Oteli'nde ekonomi gazetecilerine açıklamalarda bulundu. Dün basında çıkan haberlere göre Kılıçdaroğlu "... ekonomide yüzde 42 kayıt dışı var. Bu utanılacak rakamları azaltmak için hiçbir şey yapılmadı" diyor.
Peki kayıt dışı nasıl önlenecek? AB uyum yasası olan yeni Türk Ticaret Kanunu kayıt dışını en aza indiren kuralları getiriyor. Sermaye şirketlerinde ortakların şirketten keyfi para çekerek şirketin içini boşaltmasını, faturaya isim yazarak naylon fatura kesmesini önlüyor. Yeni TTK, her sermaye şirketinin internet sitesi açarak şeffaflaşmasını ve mali tablolarını yayınlamasını istiyor. Şirketlerin uluslararası muhasebe standartlarına göre rapor düzenlemesini ve denetim yaptırmasını şart koşuyor.
Tüm bu hükümler 1 Temmuz 2012'den itibaren yürürlüğe girecek. Türkiye günlük yaşamda AB'ye katılacak. Ama bu süreci durdurmak isteyenler var. Yeni TTK'yı yürürlüğe koydurmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Vatandaşı, mevcut yasalarda da olan hapis cezalarını sanki kanuna yeni konmuş gibi gösterip korkutuyorlar ve Hükümete karşı kışkırtıyorlar. Hatta yeni TTK'yı hazırlayan heyetin başkanı ve siyaset üstü bilim adamı olduğu akademik çevrelerce bilinen Prof. Dr. Ünal Tekinalp'e, TOBB'a bağlı odalar ve TÜSİAD üyeleri tarafından hakarete varan saldırılar yapılıyor. Amaç, yeni TTK'yı engelleyip kayıt dışını eskisi gibi sürdürmek.
Madem Kılıçdaroğlu kayıt dışına karşı, o halde niye yeni TTK'ya saldıranlara tek bir cümle söylemiyor? Niye makaleleri uluslararası düzeyde referans gösterilen Türkiye'deki gerçek bilim adamı Tekinalp'e sahip çıkmıyor? Neden "yeni TTK, 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmeli, bunu kimse engelleyemez" diyemiyor? Halbuki Deniz Baykal Genel Başkan olsaydı çıkar, açıkça kayıt dışını en aza indirmeyi amaçlayan yeni TTK'yı savunur ve "kimse bu kanunun 1 Temmuz'da yürürlüğe girmesini engelleyemez" derdi.
Gelelim Baykal ile Kılıçdaroğlu arasındaki temel farka... CHP'nin 2007 seçim bildirgesinin 22'nci sayfasında " İstikrar Programı'nın temel görevini yerine getirdikten sonra, genel çatısı korunarak beş yıldır uygulanmasıyla, yüksek faiz ve düşük döviz kuru politikasıyla dış kaynak çekmeye ve onlara dünya ortalamasının çok üzerinde kazanç sağlanmaya yönelik olması" ekonomide kırılganlığı çoğaltan bir faktör olarak açıkça belirtiliyor.
Aynı tespit CHP'nin 2011 seçim bildirgesinde yer almıyor. Niye? Çünkü dün basında çıkan haberlere göre Kılıçdaroğlu, yüksek faiz-düşük kur politikasından ısrarla vazgeçmeyen ve göreve başlar başlamaz 2006 bahar aylarında politika faizlerini hiç gereği yokken dört puan yükselten, bu nedenle faiz lobisi tarafından sürekli yılın bankacısı seçilen eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ı öve öve bitiremiyor. Oysa Yılmaz, Kemal Derviş'in uyarılarına rağmen gereksiz faiz artışlarını yapmasaydı Türkiye'de kaynak dağılımı bozulmaz, cari açık çoğalmazdı. Buna karşın Kılıçdaroğlu yüksek faiz-düşük kur politikasını son 17 ayda değiştiren ve Türkiye'yi büyük bir krizden koruyan, ihracata rekabet gücü kazandıran yeni Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'yı adeta suçluyor.
İşte Baykal ve Kılıçdaroğlu arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor. Baykal yüksek faiz -düşük kur politikasına karşı çıkan bir tasarım yaparken, Kılıçdaroğlu yüksek faiz-düşük kur politikasını savunuyor.
Peki bu noktada nasıl bir yorum yapabiliriz... Aniden CHP Genel Başkanlığı'ndan bir komployla düşürülen Baykal acaba faiz lobisinin mi oyununa geldi? Bu nedenle mi 2007 bildirgesinde yer alan yüksek faizdüşük kur politikasına karşı duruş, 2011 seçim bildirgesinde yer almadı? Dün basında çıkan açıklamalar, bu tür soru işaretlerini akla getiriyor. Anlaşılan, dünyada negatif reel faizle işlem gören paraya, Türkiye'de aksine çok yüksek reel faiz verilmesini savunanların yanında duran bir Kılıçdaroğlu var CHP'nin başkanlık koltuğunda. Hatırlayın... Seçim öncesi Kastamonu konuşmasında, "sıfır reel faiz hedefimiz" diyen Başbakan Erdoğan'ın konvoyuna miting dönüşü suikast düzenlenmişti. Gördüğünüz gibi, Baykal'ın düşürülmesinin ardından da CHP'de yüksek faiz-düşük kur sevgisi başladı. Tüm bu olayların ve tutumların nedenleri ve bu nedenlerin faiz lobisiyle muhtemel bağlantıları ileride tek tek ortaya çıkarsa hiç şaşırmayalım.
BİZE ULAŞIN