SÜLEYMAN YAŞAR

Merkez'in altın hamlesi

Beklenen oldu ve Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olarak adlandırılan bir hafta vadeli repo faiz oranlarını dünkü toplantısında değiştirmedi. Politika faiz oranını yine yüzde 5.75'te tuttu. Gecelik faiz oranlarını ise borç vermede yüzde 11.5 olarak aynı seviyede bıraktı.
Kısacası Merkez, para politikasında esnekliğin korunması için faiz koridorunu korudu. Ama bu arada bir önemli değişiklik yaptı.
Peki Merkez neyi değiştirdi? Merkez, yabancı para cinsinden mevduatta tutulması gereken karşılıkların altın olarak tesis edilecek kısmını yüzde 10'dan sıfıra indirdi.
Bu değişiklik sonucunda döviz rezervleri 1.3 milyar dolar çoğalacak. 16 Mart itibariyle Merkez Bankası'nda 78.8 milyar dolar döviz rezervi olduğu düşünülürse, altın hariç döviz rezervi böylece 80.1 milyar dolara çıkacak.
Ayrıca dün Merkez, Türk parası mevduat için zorunlu karşılıkların altın olarak tesis edilecek kısmını yüzde 10'dan yüzde 20'ye yükseltti. Bu düzenlemeyle de Türk parası mevduatta zorunlu karşılık tesisi altın rezervi 2.2 milyar dolar artacak. Böylece 16 Mart itibariyle 90.5 milyar dolar olan altın dahil döviz rezervleri hemen 94 milyar dolara yükselecek. Yastık altındaki altınının bankacılık sistemine girmesi hızlanacak.
Peki yastık altı altının bankacılık sistemine girmesi ekonomiyi nasıl etkileyecek? Türkiye'de yastık altında 3-5 bin ton yastık altı altın olduğu tahmin ediliyor. Bu miktar altının piyasa değeri 150-250 milyar doları buluyor. İşte bu miktarda kullanılmayan bir değer ekonomiye kazandırılacak.
Şunu da belirtelim ki, dünya para sistemine güven azaldıkça merkez bankalarının altın bulundurması avantaj haline dönüşüyor.
Çünkü olası bir para sistemi çöküşü halinde, elinde altın olan merkez bankaları dünya para sisteminin kurulmasında söz sahibi olacak. Bir de tabii para sisteminde bir çöküş olması halinde, ithalat yapabilmek için merkez bankalarının altın bulundurması gerekiyor. İşte bu nedenle bizim Merkez'in de altın rezervini çoğaltması tutarlı bir para politikasına işaret ediyor.
Gelelim Türkiye'de altının özel önemine... Türkiye, kuyumculuk sektöründe önde giden bir ülke. Bu nedenle dünyada en çok altın talep eden beşinci ülke olarak sıralamada yer alıyor. İthal ettiği altının bir kısmını mücevher olarak ihraç da ediyor.
Türkiye 2011'de 144.2 metrik ton altın talep etti. Bu talebin 63.8 metrik tonu mücevher, 80.4 tonu yatırım için yapıldı.
Geçen yıl mücevher üretimi için ithal edilen altının bedeli 3.2 milyar dolar tutarken, Türkiye 3.7 milyar dolarlık mücevher ihraç etti. Dünyada toplam altın talebi ise geçen yıl 3 bin 450 ton oldu. Dünya altın talebinde ilk dört sırada Hindistan, Çin, ABD, Almanya bulunuyor.
Bu rakamlar, Türkiye'nin altınla olan çok özel ilişkisini ortaya koyuyor.
Çok ilginç. Çünkü dünya rakamlarıyla kıyaslandığında şu ortaya çıkıyor.
Türkiye'de neredeyse dünya yıllık altın talebine yakın miktarda altın yastık altında tutuluyor.
Yastık altındaki altının bir getirisi yok.
Oysa bu miktarda altın bankacılık sistemine sokulsa, Türkiye neredeyse cari açığının üç katı miktarda bir değeri karşılık olarak gösterebilir. Böylece daha kolay ve daha ucuza borçlanır. Faizcileri tam anlamıyla çökertir.
Anlayacağınız, dünkü toplantıda Merkez'in, yabancı para cinsi mevduatta altınla zorunlu karşılık tesisini sıfıra indirmesi, Türk parası zorunlu karşılıklarda altınla tesis edilecek miktarı çoğaltması, ekonomiye iki önemli destek sağlayacak.
Bir, dünya para sistemindeki çöküş ihtimaline karşı Türkiye ekonomisini koruyacak.
İki, Türkiye'ye yeni bir finansal kaynak sağlayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN