SÜLEYMAN YAŞAR

Muhasebecilere haksızlığı kim yaptı?

Yunanistan ekonomisinin batmasının en önemli nedenlerinden biri olarak "rekabetin ortadan kalkması" gösteriliyor. Niye?
Çünkü Yunanistan'da her meslek grubu kendisine tekel haklarını içeren düzenlemeler yapmış.
Mesleğe yeni girişler zorlaştırılmış. Berberlerden taksi şöförlerine, doktorlardan eczacılara kadar mesleklere giriş zorlaşınca, bunlarla rekabet edecek gençler olmadığından ücretler artmış ve işlem maliyetleri çoğalmış. Böylece aşırı yükselen maliyetler, Yunan ekonomisini sürdürülemez hale getirmiş.
Şimdi Yunanistan bu sorunu çözmek için mesleklere tanınan tekel haklarını kaldırmaya ve mesleğe girişleri kolaylaştırıp rekabetçi bir düzene geçmeye uğraşıyor.
Çok yerinde davranıyor.
Çünkü tekel hakkı sadece rekabeti değil mesleğin kendisini de geriletiyor. Nasıl olsa rakibim yok diyerek, meslek sahibi kendini geliştirmeyi bırakıyor. Yüksek ücretler alıyor. Hatta emeğinin karşılığı olan ücreti bile hak etmiyor. Çünkü kıtlık rantı elde ediyor. Bu türden haksızlıkları ve rantları ortadan kaldırmak ve meslek mensuplarını rekabete açmak için tekel haklarını kaldırmak gerekiyor. Çok geç de olsa Yunanistan şimdi bunu yapmaya çalışıyor.
Gelelim Türkiye'ye... Çok ilginçtir, Türkiye'de son dönemde meslekleri icra etmeyi zorlaştıran düzenlemeler yürürlüğe konulmaya başlandı. Her meslek grubu yeni mezunların ya da gençlerin mesleğe girişini uzun formalitelere bağlamaya başladı.
"Türkiye'yi buna AB kuralları zorluyor" diyebilirsiniz ama öyle değil! AB, mesleklerde "eşleştirme" (twinning) dediğimiz mesleği AB kurallarına uygun icra etmeyi talep ediyor. Bizde yapılan ise bu değil. Yunanistan gibi biz de sisteme rekabet getirmeliyiz.
Bizde bir üniversite mezunu eğer mesleğini icra etmek istiyorsa, örneğin inşaat mühendisliği ya da muhasebecilik yapmak istiyorsa, devletin yapacağı mesleki lisanslama sınavına girip lisans aldıktan sonra artık meslek odaları ona karışmamalı. Koşul öne sürememeli. Hatta meslek odasına üyelik zorunlu olmaktan çıkartılıp kişinin kendi seçimine bırakılmalı.
Daha doğrusu askeri cuntanın meslekleri kendi ideolojisine göre yönetmek amacıyla 1982 Anayasasına koyduğu meslek odalarına zorunlu üyeliği düzenleyen 135'nci madde yeni anayasada olmamalı.
Çünkü otoriter bir rejim olan Çin'de bile meslek odalarına zorunlu üyelik yok.
Şimdi gelelim son olaya... Yeminli Mali Müşavirler (YMM) lehine bir düzenleme yapılarak Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlere (SMM) haksızlık yapıldı.
Dün yürürlüğe giren yeni TTK'nın, tüketiciyi koruyan ve şeffaflığı getiren maddeleri TOBB,TÜSİAD ve CHP üçlüsünün istekleri doğrultusunda törpülenirken, kanunun 400'ncü maddesinde düzenlenen denetçilik yetkisi, birden bire sınavsız olarak YMM ve Ticaret Bakanlığı Müfettişlerine verildi. TTK'da değişiklik yapan 26.6.2012 tarih ve 6335 sayılı kanunun 37'nci maddesinin 4'ncü fıkrasıyla, SMM'lere imtihan koşulu getirildi. Böylece 84 bin SMM'nin ekmeğiyle oynandı.
Şimdi 50-60 yaşına gelmiş insanlar sınava girmek zorunda kalacaklar. Oysa bir sınav konacaksa, bu sınav YMM ve SMM farkı gözetmeden konmalıydı.
Çünkü yeni TTK'ya göre düzenlenen denetim bir vergi denetimi değil. Türkiye'de ticaretin AB ve küresel kurallara uygun, ayrıca düzgün işlemesi için yapılacak olan bir denetim bu.
İşte bu nedenle son dakikada yapılan bu düzenleme tamamen "SMM'lerin ekmeğini kesmek ve pastanın büyük kısmını yeminli mali müşavirler olarak biz yiyelim" anlamına geliyor.
Üstelik bu uygulama her haksız ve eksik rekabet ortamının yarattığı sonucu doğuracak ve denetim ücretlerinin yükselmesine dolayısıyla işlem maliyetlerinin artmasına, ticaretin ve yatırımların azalmasına neden olacak. Çünkü 4 bin YMM'nin yaklaşık 400 bin şirketlik bir denetim pazarına hizmet vereceği ileri sürülüyor.
Aslında açık söylemek gerekirse, SMM'ler bütün muhasebe işlemlerini yapacaklar, sonra imza için YMM'ye götürecekler, YMM'ler oturduğu yerden para kazanacaklar.Daha doğrusu rant elde edecekler.
Peki kim yaptı bu işi? Son dakikada 84 bin SMM'nin ekmeğiyle kim oynadı? Parlamentoda bütün partiler bir araya gelip bu değişikliği geçirdiler diyeceksiniz ama, gene de hatırlatalım.
Bize gelen bilgiye göre, Ak Parti'nin TBMM Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli'nin mesleği YMM,CHP'nin Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi 'nin mesleği YMM, yine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mesleği YMM olarak biliniyor.
Anlayacağınız iş kendi çıkarları olunca iktidar ve muhalefetteki milletvekili YMM'ler el ele verip son dakika önergesiyle 84 bin SMM'nin ekmeğiyle oynadılar. Yazıktır. Bu insanlarında okuttukları çocukları, bakacakları aileleri var. Bu yapılan kurnazlık hukuka da rekabetçi ekonomiye de uygun değil.
Derhal düzeltilmeli!...
BİZE ULAŞIN