Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

Türkiye'nin notu niye yükseltilmiyor?

Türkiye'nin dış borçlarını ödeme yeterliliğini gösteren döviz üzerinden ülke notu hâlâ değiştirilmedi ve bu not hâlâ "yatırım yapılamaz" seviyede tutuluyor.
Batmış İzlanda, bankalarını kurtarmak için 100 milyar euro bekleyen İspanya, AB yardım etmediği takdirde ekonomileri çökecek olan Romanya, Bulgaristan ve gene AB Merkez Bankası tahvil alımlarına destek vermezse hemen batacak olan İtalya, Portekiz, İrlanda gibi ülkeler not sıralamasında hâlâ Türkiye'nin üzerinde.
Peki kredi derecelendirme kuruluşları ya da halkın notçu dediği kuruluşlar Türkiye'nin notunu niye yatırım yapılabilir seviyeye getirmiyorlar?
Getirmiyorlar, çünkü Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye gelmesini ve Türkiye'de faizlerin gerilemesini istemiyorlar.
Getirmiyorlar, çünkü sıfır faizli doğrudan yatırımların zor durumda olan Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, İrlanda gibi ülkelere yönelmesini istiyorlar.
Getirmiyorlar, çünkü Türkiye'den yüksek faiz alarak beslenen faiz lobisinin kazançlarının azalmasını istemiyorlar.
Notçuların Türkiye'nin notunu ne karşılığında artırmadıklarına gelelim bir de...
Bu notçu kuruluşlar Türkiye'nin notunu artırmamak için rüşvet alıyorlar. Nasıl böyle kesin bir değerlendirme yapabiliyoruz diye sorarsanız... Yapıyoruz çünkü 14 Temmuz 2012 tarihli The Guardian gazetesi, Moody's'in nasıl ısmarlama derecelendirme yaptığını açıkladı.
Josephine Mouldus'un haberine göre, Morgan Stanley, pazarladığı konut kredilerine dayalı menkul kıymetleri olduğundan daha iyi derecelendirmesi için Moody's'e rapor düzenletti. Söz konusu sahte rapor şöyle hazırlanmıştı: Cheyne Finance isimli Londra'da çalışan bir kuruluş, düşük gelir gruplarının kullandığı 3.4 milyar dolarlık konut kredilerine dayalı olarak menkul kıymet çıkarıyor.
Bu menkul kıymetleri pazarlayan Morgan Stanley'in isteği üzerine notçular, hak etmediği halde bu kâğıtlara "yatırım yapılabilir" notu veriyorlar. Sonra bu derecelendirmeye bakarak menkul kıymetleri satın alanlar da senetlerinin bedelleri ödenmeyince tabii mahkemeye gidiyorlar.
Araştırmalar sonunda, söz konusu menkul kıymetleri pazarlayan Morgan Stanley'in analistinin, menkul kıymetlerin yatırım yapılabilir olduğuna ilişkin Moody's'in düzenlediği raporu yatırımcılara gönderdiği elektronik postalar mahkemenin eline geçti. Kısaca rüşvet alarak notçu kuruluşun bir yatırım aracını olduğundan iyi gösterdiği ispatlandı.
Ortaya çıkarılan bu gerçekler ve bilgiler ışığında, Türkiye'den haksız yüksek faiz elde etmek isteyen faiz lobisinin vereceği rüşvetle Türkiye'nin notunun da düşük tutulduğu ileri sürülebilir.
Hatta doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'ye gelmesini engelleyip başka ülkelere kaydırılması için notçu kuruluşların rüşvet aldığını ileri sürmek pek de yanlış olmaz. Çünkü Türkiye'nin notu yatırım yapılabilir seviyeye gelince bekleyen 50 milyar dolarlık doğrudan yatırımın Türkiye'ye hızla gelmesi söz konusu oluyor. İşte bunu bazıları istemiyor.
Şimdi tabii hemen şu soruyu sormak lazım.
Faiz lobisinin ve notçuların Türkiye ekonomisine eleştiri olarak getirdiği "aşırı ısınma!" soğutuldu. Hatta fazlaca soğuma oldu. Soğuma nedeniyle ortaya çıkan bütçe gelirlerindeki kayıp yeni vergi artışlarıyla giderildi. Notçuların öngörüsünün tam aksine, ihracat azalacağına çoğaldı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 54'ten yüzde 64'e yükseldi. Cari açık hızla kapanmaya başladı.
Gördüğünüz gibi notçuların istediği her şey yapıldı ama acaba niye hâlâ Türkiye'nin notunu artırmıyorlar?
Artırmıyorlar çünkü, yazının başında da söylediğimiz gibi, not arttığı takdirde Türkiye'ye hızla gelecek 50 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye girişinin gerçekleşmesini istemiyorlar. Bu paranın başka ülkelere yönelmesini istiyorlar. Hizmetlerinin karşılığında rüşvetlerini de alıyorlar tabii. Oysa Türkiye'nin ülke notu Polonya'nın bulunduğu A seviyesinde olmalı.
Niye derseniz... Çünkü Polonya'nın genel kamu açığının milli gelirine oranı yüzde 5.1, kamu borç yükü ise yüzde 56.3 düzeyinde bulunuyor. Türkiye'nin genel kamu açığının milli gelire oranı ise yüzde 1.6, borç yükü de yüzde 36.5.
Büyüme ve istihdam oranlarında da Türkiye, Polonya'dan oldukça iyi durumda. Polonya'nın büyüme hızı yüzde 2.4, Türkiye'nin yüzde 3.2, işsizlik Polonya'da yüzde 12.5, Türkiye'de 8.4. Türkiye'nin 2013 hedeflerinde genel kamu açığının milli gelire oranı yüzde 1.5, borç yükü yüzde 35 olarak öngörülüyor.
Anlayacağınız, Türkiye'nin ekonomide rakamları Polonya'dan çok daha iyi olduğu halde Türkiye'nin notunun yatırım yapılamaz seviyede tutulmasının hiçbir haklı gerekçesi yok. Her şey ne kadar açık değil mi?
Notun düşük tutulması, Türkiye insanını soymaktan başka bir girişim değil. Düşük notun başka hiçbir gerekçesi yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA