YEŞİM TABAK

Ölümümü seyretmek mi istiyorsun?

Uzakdoğu sineması, popüler bir anlatım tarzının seri üretiminde Hollywood'dan daha hızlı. Sadece türü veya konusu değil, hissi de birbirine çok benzeyen sürüyle filmi, abartırsak eski Yeşilçam hızında, ama 'tekniği bütün' bir biçimde üretebilen nice Uzakdoğu ülkesi var (Güney Kore, Tayland, Japonya gibi). Haliyle, tür sinemasında iddialılar. Tayland'dan 'kişisel bir iddia'yla karşılaşmak için, Pen-ek Ratanaruang'ın yeni filmi Nymph'i bekleyeceğiz. Geçen hafta vizyona giren Pek Yakında adıyla belirttiği üzere bizzat tür sinemasının kanunlarıyla ilgili bir film. Wes Craven'ın Çığlık 3'te yaptığının mizahsız bir benzerini, Pek Yakında'da Sopon Sukdapisit yapıyor.
Hikâyenin neredeyse tamamı, korku filmi sektörünün kendisi üzerine. Perdede dehşet izlemekten hoşlananlar ve filmin açıkça intikam aldığı korsancılar da, buna dahil. İşin içinde sinema salonu çalışanları, bir adet 'film içinde film', gerçekkurmaca paslaşması ve tabii Uzakdoğu favorisi 'intikam alan hayalet' de var.
Pek Yakında'nın dökük saçlı, yırtık ağızlı cadısı, iğreti edici bir hayalet görüntüsü yakalamada son derece başarılı. Bir anda 'sırt çantası' oluvermek gibi nice sinir bozucu numaraya da sahip. Filmin yükünü en çok o kadıncağız kaldırıyor. Ne atmosferden, ne de kağıt üstünde zengin görünen 'sinemaya bakış' temasından yeterince yardım alabildiği söylenemez. Dolaylı anlatım sevdasına, filmin bir raya girmesini engelleyip duran kurgudan da pek hayır yok.
Resimdeki Hayalet ve (bizde bu hafta gösterime girecek) Alone'un yazarlarından biri olarak tanınan Sukdapisit'in bu ilk yönetmenlik girişimi, yine de Tayland'ın 2008 hit'lerinden. Büyük ihtimalle, kurban-hayalet, filmin en eğlenceli sorusunu seyircilere sorduğu için: "Ölümümü seyretmek mi istiyorsun?" Filmin uğursuz selam gönderdiği korsan filmcilere gelince; kopyacılıktaki kerametle ilgili desteği, korku sineması sektöründen alıyorlar!
BİZE ULAŞIN