SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Allah'tan korkmak ve Taha Akyol!

Taha Akyol'un mihmandarlığında, Doğan Grubu yöneticisi Soner Gedik ve Aydın Doğan'ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ'ın Sermaye Piyasası Kurulu'na yaptıkları heyecanlı ziyareti salt habercilik içgüdüsüyle takibe alan bendenize Milliyet gazetesinin nasıl saldırdığını hatırlıyorsunuzdur.
Demek ki boşuna değilmiş Sedat Ergin'in bana insafsızca, "Ajan gazeteci" yaftası yapıştırmaya kalkması...
Sağ olsun usta muhabirimiz Abdurrahman Şimşek ele geçirdiği son dosya ile Doğan ekibinin SPK'ya yakın markajındaki niyetini bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor dünden bu yana. Meğer, SPK ile başları büyük beladaymış...
Onlar o gün bu beladan kurtulmak için SPK'nın yolunu tutmuşlar ama bakın Allah'ın işine ki benim gibi bir çatlağa yakalanmışlar.
O tarihlerde henüz göreve atanan SPK Başkanı Vedat Akgiray'ın kayınpederi Hazım Ersu ile Aydın Doğan'ın uzun yıllara dayanan dostluğunu ve ortaklığını da takipten sonraki ikinci yazımda kaleme alınca belli ki işler iyice arapsaçına dönmüş Doğan cephesinde.
Hani ben ezkaza yakalamasam ve yazmasam bunların Akgiray'a gidiş şekillerini ve aradaki bağlarını, belki de bu dosya şu anda bizim önümüzde değil, tozlu raflardan birinde yerini almış olacaktı.
Haber ruh ister. Ve bu ruhu taşıyan haberciliğin varlığıyla bir kez daha gururlandım.
Bu arada merak ediyorum acaba bizim meslek büyüğümüz, Doğan Grubu'nun iş takipçisi Taha Akyol ne düşünüyor bu son durumla ilgili?
Mesela gazeteci kimliğini kullanarak bulaştığı işler gün yüzüne çıkınca pişman oluyor mu yaptıklarına? Sorguluyor mu hiç, "Ben gazeteci miyim yoksa iş takipçisi mi? Doğru yerde miyim acaba, yoksa yanlış yerde mi?" diye...
Bir de korkmuyor mu Allah'tan yahu?
Düşünsenize, SPK Başkanı'nı arayıp randevuyu alan o! Yanına CEO Gedik ile damat Yalçındağ'ı alıp Ankaraların yolunu tutan da o! SPK'nın kapısından onlarca insanın gözü önünde giriş yaptığı görülen de o!
Tüm bu aleniyete rağmen, konu kendisine sorulunca, "Tövbe vallahi" diyen de o!
Şahsen ben olsam bu durumda, çok ürkerim. Hani varsa ortada bir gerçek Allah huzurunda inkâr etmekten acayip tırsardım!
Hep, "Mazallah ya çarpılırsam bu yalanlarımdan dolayı" deyip, hayıflanırdım...
İnanın. Mesleğe adım attığından bu yana hep muhafazakâr ve dindar kimliği ile öne çıkan Taha Bey'in geleceği için kaygılanmaya başladım. Çünkü biraz daha inkârcılık yapıp, gerçeklerin üzerini örtmeye devam ederse bir ilahi uyarı alacak diyorum.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN