SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Her şey para mı be kardeşim!

Efendim bendeniz Hollanda'dayım.
Sıcaklık gündüz eksi 1, gece ise eksi 10'larda.
Ülkenin başkenti Amsterdam'ın ana, ara, orta arterleri dahil her yanı karlarla kaplı.
İşte, kara, kışa, buza ve bu inanılmaz soğuğa rağmen, otele yerleşir yerleşmez geçirdim botlarımı ayağıma, uzaktan her daim enteresan gelmiş olan bu şehri sizlere muhakkak anlatmak için başladım turlamaya...
Kanallar... Kanalların etrafındaki o güzelim tarihi evler... Dam Meydanı... Van Gogh Müzesi... Anna Frank Evi... Bu ülkeye has kızarmış patates... O müthiş kurabiyeler... Birbirinden değişik peynirler v.s.
Hepsi çok çekici.
Ancak bu çekiciliklerin yanında, insan olanı irrite eden ve hatta, "Nerden geldim bu şehre kardeşim?" dedirten noktalara da temas edeceğim müsaadenizle.
Ezelden beri biliyordum bu memlekette uyuşturucu satışının yasal olduğunu ama nasıl ve ne şekilde olduğunu bir türlü tasavvur edemiyordum.
Tuhaf ama burada, yaşınız 18'in üzerinde olmak koşulu ile esrar, marihuana, ecstasy gibi uyuşturucu maddeleri caddedeki herhangi bir marketten parayı basıp, rahatlıkla satın alabiliyorsunuz.
Sonra da kapının önüne yani sokağa çıkıp, keyfe keder tüttürüyorsunuz!
O nedenle, Amsterdam'ın en seçkin alanlarında dolaşırken bile gözleri şehlalaşmış, şuursuzca sağa sola sallanıp duran uyuşturucu kullanan gençleri görmeme şansınız yüzde sıfır!
Şehrin hemen hemen her yanı dilediğince uyuşturucu içmenin nasıl bir keyif olduğunun tadına varmak isteyen diğer Avrupalı gençlerle dolup taşıyor.
Hollandalılar, bu garip ve sağlıksız serbestliğin adını, "Özgürlük!" koymuş!
Oysa değil!
Adamların tek derdi bu yolla ülkelerine turist çekebilmek.
Ülke tanıtımının yapıldığı kartpostalların çoğunda, "uyuşturucu kullanımı serbestliğine" vurgu yapılmış ısrarla.
Mesela birinde, arkada Hollanda ile özdeşleşen bir yel değirmeni, onun hemen önünde ise elinde esrarlı sigarayla poz vermiş güzeller güzeli bir kadın.
Aynı şekilde, "Red Light District" adı verilen bölgede yaşanan rezaletin perde arkasında yatan niyet de bu. Giriş katlardaki evlerin pencerelerinden güpegündüz seksi iç çamaşırları ile erkeklere şov yapıp, sekse davet yapan kadınların da turizme katkısı dehşet boyutlarda.
Meraklarını gidermek için bölgeye elini kolunu sallayarak giren 10-11 yaşlarındaki üç erkek çocuğunun, o kadınları seyrediş anları gözümün önünden hâlâ gitmiyor.
Herhangi bir yaş sınırlaması olmaması insana, ister istemez şunu dedirtiyor; "Oha yani! Sırf ülkene daha çok turist gelsin, diye uyuşturucuya ve fuhuşa insanları teşvik ediyorsun. Her şey para mı kardeşim?"
Adım gibi eminim bu yazıyı okuduktan sonra bazılarınız, "Orada bu işler açık açık yapılıyor ama senin ülkende gizli kapaklı. Hangisi daha doğru ya da daha medeni?" mealinde yorumlar göndereceksiniz.
Aman ha sakın!
Dünyanın neresinde olursa olsun, insan sağlığını tehdit eden, sınırlarını zorlayan ve kişinin başkalaşmasına neden olan uyuşturucu ya da fuhuşun bu şekilde serbestlik kazanması sadece onlarla mücadele yollarınızı tıkamaya neden olur.
Hollandalılar bunu bilmiyor mu? Bal gibi de biliyorlar ama turizmden olağanüstü şartlarla gelir elde etmek adına, kulaklarının üstüne yatıp, "Biz özgürlükler ülkesiyiz" filan diyorlar.
Onlar onu deyince e tabii bana da, "Hadi canım sizde! Yerim sizin bu özgürlük anlayışınızı!" demek düşüyor!
BİZE ULAŞIN