SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Ya şehit yakınları da ölüm orucuna girerse!

Geçenlerde bir dost meclisine davetliydim. Ben dahil olana değin tek bir kelime siyasi gündemden bahsetmeyen dostların meclisi, beni görür görmez rotayı her zamanki gibi siyasete döndürdü yine. Abuk sabuk sorularıyla şahsımı delirtmeye yeminlilerden biri selam sabah eder etmez gevrek gevrek gülerek ve de çokkk suluuu bir üslupla dedi ki; "Bakıyorum da açlık grevleri ile ilgili hiç yazmıyorsun Sevilay. Yüzlerce insan ölüm sınırında senden tık yok! Yoksa Başbakan'ın gibi sen de ölürlerse ölsünler mi diye düşünüyorsun!"
Biliyorum ki bu çok sevgili eski dostumun niyeti, hem sıkı destekçisi olduğumu düşündüğü için bana, hem de hükümete vurmaktı açlık grevleri üzerinden. Muhterem hazır beni yakalamışken muhalif ruhunu tatmin etmeye çalışıyordu. Ama farkında değildi ki bunu yaparken aynı zamanda da bedenini ölümüne açlığa yatırmış insanlarla da dalga geçiyordu. Söyleyecek çok söz vardı elbette ama sadece dedim ki: "Çok üzülüyorum. Ölümüne açlığa mahkûm olmak onların bir tercihi ve ne yazık ki kimse bir şey yapamıyor!"
Bunun üzerine tabii konu uzadı. Epeyce tartıştık. "Senin hükümetin şartları kabul etse, biz Kürtler'e istediğini verse kimse açlıktan ölmeyecek!" deyince ortam birden gerildi. Sıkı CHP'li ve ulusalcı bir başka arkadaşımız ben daha bir şey demeden araya girdi ve aynen şöyle bir cevap verdi: "Ben de bu hükümete karşıyım ama insan bedeni üzerinden pazarlığı kabul etmiyorum! Şantaj yapıyorlar resmen hükümete. Bu şantaja boyun eğemezler!"
Ortamın alevi daha da arttı tabii bu sözler üzerine. Grev destekçisi arkadaşımız bir yığın şeyi ardı ardına sıraladı, neden haklı olduklarını anlatmak için. O konuştukça ulusalcı CHP'li arkadaşımız başka bir şey söyledi falan... Konuyu bağlayamadık bir türlü. Birileri bişileri anlamamakta direnirse anlatmak çok zor oluyor... Aynen o durumu yaşadık o gün. Ne anlatırsan anlat anlamıyordu bir taraf ve en sonunda dayanamayıp ben girdim meseleye ve dedim ki:
"Müzakere gibi son derece medeni bir yöntem varken bir şeyleri kabul ettirmenin yolu neden ölümle şantaj olsun ki? Hem diyelim ki hükümet bugün tüm şartları kabul etti ve grev bitti. Peki hükümetin bu tavrından hareketle ya yarın gencecik oğlunu, kocasını, kardeşini şehit vermiş insanlar, analar, babalar, kardeşler de ölüm orucuna girip, 'Ya Abdullah Öcalan asılacak. Ya da biz bu uğurda bedenimizi ölüme götüreceğiz' derse ne olacak? O zaman ne yapacağız kardeşim? O zaman da şehit yakınlarının bedenlerini ölümüne açlığa yatırmalarının önüne geçmek için Öcalan'ı mı asacağız?" İzniniz olursa o gün dost meclisinde arkadaşıma sorduğum soruyu açlık grevlerinin destekçisi olan her bireye, herkese sormak istiyorum.
Böyle bir durum olursa ne yapacağız millet?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN